İhraç edilen akademisyenler: “Barış imzası yargılanamaz”

İhraç edilen akademisyenler: “Barış imzası yargılanamaz”

Sevil Yılmaz

11 Ocak 2016’da, bin 128 akademisyen tarafından imzalanan ‘Barış Bildirisi’ olarak nitelendirdikleri metin nedeniyle 2 kez görevden alınan, son olarak görevlerinden ihraç edilen akademisyenler haklarında dava açılması ve 7 yıla kadar hapis istemi nedeniyle Muğla Sınırsızlık Meydanı’nda eylem yaptı.  ‘Barış Akademisyenleri’ ortak imzasını taşıyan "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı bir bildiri yayınlandı. Bu bildiriye, 89 üniversiteden 1128 akademisyen ve araştırmacı imza attı.

Barış akademisyenleri olarak kendilerini adlandıran gruba çeşitli STK’lardan da destek geldi. Görevlerinden ihraç edilen akademisyenler adına basın açıklaması yapan Gözde Özdikmenli, şu ifadeleri kullandı: “Bildiride, sokağa çıkma yasağı bulunan ve çatışmaların olduğu yerlerde yaşayan sivillerin yaşam hakkını, can güvenliğini, en temel insani ihtiyaçlara erişim özgürlüğünü savunuyorduk. İşkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere, bölge halkının hukuk ile koruma altına alınmış olan tüm hak ve özgürlüklerinin ihlalinin hemen ortadan kaldırılmasını, ihlale neden olan sorumluların tespit edilerek yargılanıp cezalandırılmasını, vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararların tespit edilerek tazmin edilmesini, kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını talep ediyorduk.

Barış talebimizi dillendirdiğimiz ve Güneydoğu'da yaşanan hak ihlallerine karşı çıktığımız bu bildirinin yayınlanmasından hemen sonra saldırılar başladı. Ama saldırılar karşısında daha da çoğaldık; imzacı sayısı 2200’lere ulaştı. O zamandan bu yana, imzacı akademisyenler olarak birçok hukuk dışı uygulamaya maruz bırakıldık. Kampüs içi baskı ve yalnızlaştırmalar, linçler, gözaltılar, açığa alınmalar, iş akitlerinin sonlandırılması, KHK'lerle kamu hizmetinden atılma ve tutuklamaların yaşandığı bu iki yıllık süreçte 500’e yakın imzacı arkadaşımız bilimsel, eğitimsel ve sosyal faaliyetlerinden uzaklaştırıldı. Şu anda 160 akademisyen arkadaşımız da sürmekte olan ağır ceza davalarında "terör propagandası" yapmak gibi akıl dışı suçlamalarla yargılanıyor.  İmza atılan tek bir bildiri olduğu halde, davalar ayrı ayrı açılıyor. 5 Aralık’ta başlayan dava maratonu, ertelenen duruşmalarla birlikte Mayıs 2018’e kadar sarkmış durumda. Açılacak yeni davalar da beklendiğinden, bu sürecin yıllarca süreceği ortada. Suç teşkil etmeyen, son derece barışçı bir imza metni için devletin mahkemelerinin ve kaynaklarının bu derece savurganca kullanılması da ayrı bir sorun. 

Bugün barış talebimizden dolayı “terör propagandası yapmak” gibi asılsız bir suçtan yargılandığımız davaların bir diğer gününde, aynı iddianame ile hepimize ayrı ayrı davalar açarak bizi yalnızlaştırma çabalarına inat, hep birlikte barış ve adalet sözümüzde ısrar ettiğimizi bir kez daha dillendirmek için buradayız. Bundan sonra da, takip eden tüm dava günlerinde Çağlayan Adliyesi’nde bir arada olmaya devam edeceğiz. Zaman zaman da burada, Sınırsızlık Meydanı’nda olacağız. Aynı şekilde, hakikati dile getirmekte ısrar ettikleri için tutuklanan, baskı ve şiddete uğrayan, gazeteci, avukat ve hak savunucusu arkadaşlarımızın, haksız yere soruşturmalara uğrayan, tutuklanan öğrencilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Bugün burada, bir kez daha “Bilim insanlarının hakikati dile getirmelerinin önüne geçemezsiniz” diyoruz. Demokratik ülkelerde devleti ve hükümeti eleştirmek ve uyarmak da suç değildir. Tam tersine, bir vatandaşlık görevidir. Bir kez daha ‘Barış talebi yargılanamaz’ diyoruz.”

Basın açıklamasında ihraç edilen akademisyenler hazırladıkları pankartlarda ünlü film ve dizi karakterlerinin replikleriyle Hükümete gönderme yaptılar.

                                                                         

 

DİĞER HABERLER