Korkut: “Tarım politikaları insanları açlığa sürüklüyor”

Sevil Yılmaz
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi 8.Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi.

Genel Kurul’un açılış konuşmasını yapan Ziraat Mühendisleri Odası Muğla Şube Başkanı Uluhan Korkut, tarımda pek çok yanlış politika izlendiğini belirterek, “Türkiye için sosyal ve ekonomik bakımdan en önemli sektörlerin başında tarım gelmektedir. Tarım sektörü, ülkemizde yaşanan tüm olumsuzluklara ve yüzde 7,7’ye düşmüş kırsal nüfusumuza rağmen 6 milyon kişiye istihdam ve gelir kaynağı yaratan, 80 milyona ulaşan nüfusumuzu besleyen önemli ve stratejik bir sektördür.

Tarımsal üretimin tüm aşamalarında, küresel sermaye; tohum üretiminden, zirai mücadeleye, gıda üretim aşamasından üretilen gıdaların tüketim kodlarına kadar tüm süreçleri kontrol etmektedir.

Bütün bu politikaları uygularken dünyanın bir çok yerinde kurgulanan savaş ve kaos ortamları en büyük belirleyici unsur olmuştur. Küresel sermaye 1980’li yıllar sonrası egemenliği altındaki ülkelerin hükümetleri eliyle uygulamaya koyduğu neoliberal tarım ve gıda politikalarıyla sermayenin egemenliğini, çifçinin yoksulluğunu, halkın da açlığını tescil etmiştir. Uygulanan politikalar sonucu ürettiğinden bir gelir sağlayamayan çiftçi köyden kente göç ettirilerek topraklarından koparılmıştır. Dünyada açlığı ve yoksulluğu ortadan kaldırmak için uygulandığı ifade edilen bu politikalar tam tersine dünyanın her yerinde açlığın ve yoksulluğun artmasına sebep olmuştur.

Türkiye tarımında özellikle 2000 yılından itibaren IMF ve Dünya Bankası tarafından uygulatılan neo-liberal politikalarla tarımsal destekleme sisteminin bütünlüğü bozulmuş; Tarım Satış Kooperatifleri işlevsiz hale getirilerek çiftçi örgütlenmesi zayıflatılmış, tarımsal üretime yasalarla kotalar getirilmiş ve son yıllarda tarım ürünleri dış ticareti net açık vermiştir. Ülkemiz, küresel dünyada rekabet edebileceği tek silahını da kaybetmiştir” dedi.

“ÜRETİCİ MAĞDUR”

Üreticinin giderlerin çokluğu ve maliyetinin yüksek olması nedeniyle gelirinin giderini karşılayamadığı ve bu nedenle borca batarak toprağından uzaklaştığını belirten Korkut, “Günümüzde tarım tam bir kıskaç içindedir. Tohum, gübre, ilaç, akaryakıt gibi temel girdiler dışa bağımlı ve yüksek fiyatlıdır.  Kredilendirme sistemi yabancıların kontrolüne geçmiştir. İç pazar yabancı tarım ürünlerince istila edilmekte, yüksek değerli ürünlerin yanı sıra hububat ve bakliyat ithalatı da artmaktadır. Sonuçta girdi maliyetleri ile baş edemeyen yerli üretici giderek üretimden kopmaktadır. Yaşanan olumsuz kırsalda yoksulluk giderek artmakta, topraktan geçimini sağlayamayan çiftçi de tarımdan kopmakta ve kentlere göç etmektedir” diye konuştu.

“İTHAL ETMEK ÇÖZÜM DEĞİL”

Et ve tarım ürünlerinin dışarıdan ithal edilmesinin tüketici açısından yararlı olmadığını, et fiyatlarını düşürmediğini ve yerli üreticinin mağdur edildiğini dile getiren Korkut, şöyle konuştu: “Son yıllarda ülkenin gündeminden düşmeyen kırmızı et krizini ithalat yoluyla çözme girişimi, 30 Nisan 2010 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararla Et ve Süt Kurumu'na sığır eti ithalatı yapma yetkisinin verilmesiyle başlamış; aradan yedi yıl geçmesine ve 5 milyar dolarlık ithalat yapılmasına rağmen kriz aşılamamıştır. Sorunun ithalat yoluyla çözülmesinin mümkün olmadığı, ithalatın fiyatları düşürmediği yaşanarak görülmesine rağmen ithalat sarmalı halen devam etmektedir.Birçok gıda ürününde olduğu gibi ette de üreticide ucuz, tüketicide pahalı bir fiyat varolmuştur.  Oysaki ithalatla et fiyatının düşmeyeceğinin, üretimin artırılması gerektiğinin anlaşılması gerekmektedir. Son alınan kararla ülke genelinde belirlenen marketlerde ithal et satılacağı açıklanmıştır. Böyle bir uygulama başlangıçta tüketici açısından olumlu bir karar gibi görünse de uzun dönemde kendi üreticimize ve üretimimize büyük zarar verecektir. Son 7 yıldır yaşandığı üzere gelen ithal et sadece birkaç ay fiyatları yerinde tutabilmekte, sonrasında ise hızlı bir şekilde fiyat artışı yaşanmaktadır. İthalatın, ülkemizdeki hayvancılığı çökertmekten tüketicinin ise gittikçe daha yüksek fiyatla et yemesine neden olmaktan başka bir işe yaramadığı artık görülmelidir.”

 

DİĞER HABERLER