ÜNAL TÜRKEŞ ‘LE NASIL TANIŞTIM

ÜNAL TÜRKEŞ ‘LE NASIL TANIŞTIM

                         

Bahattin Uyar

       1963 yılınının Ağustos ayı sonunda  Kilis 23 Seyyar Jandarma   Tugayında yaptığım –askerlik görevimden terhis oldum. Askerlik  dönüşümde çocukluğumun bir bölümünü geçirdiğim Muğla’ya  Endüstri Meslek Lisesi Öğretmeni olarak atandım.

Sosyal yanı ağır basan kişiliğim, beni kültürel etkinliklerle uğraşma çabalarına itmişti. Bu nedenle toplumsal kurum ve kuruluşlarda görev almak kararındaydım. İlk olarak Muğla Öğretmenler Deneği yönetim  kuruluna seçildim.

Derneğimizin başkanı İlköğretim Müfettişi Süleyman Koyuncu oldu.. Ben 2.başkanlık görevini üstlenmiştim. İlk toplantımızda üyelerimizin toplumsal ve kültürel gelişimlerini arttırmak için bazı kültürel etkinlikler yapma kararını aldık. .Sanırım llk etkinliğimiz.”  Atatürk İlkeleri doğrultusunda Eğitim” idi. 1940’lı yıllarda  Askeri Mahvel olan, sonra Halk Eğitim  Merkezi yapılan salonda ilk etkinliğimiz için öğretmenleri topladık. Konuşmacılar önceden programlanmıştı

İlk konuşmacı kürsüye çıktı Atatürk ilkelerini anlatmaya başladı. Fakat hiç ummadığımız bir anda ve konuşmanın  tam ortasında en arkadaki koltuklardan  iki ses  bağırmaya başladı :

       -Hayır. O öyle değildir.şöyledir. Siz yanlış biliyorsunuz filan…

Aslında söylediklerinin doğruluğu da kuşkuluydu ama salon birden buz gibi soğudu. Tıs çıkmaz oldu, Herkes  bu kişilerin kim olduğunu ve niçin bağırdıklarını merak ediyordu.

Biraz sonra bu iki gencin Turgutreis Lisesin galiba son sınıf tan iki öğrenci olduğu anlaşıldı.Bu öğrencinin biri Ünal Türkeş,diğeri de Rasih Tombak (Şimdi Fethiye’de avukat) idi. Onlara yanıt verecek birkaç münasip cümle bulduk ve yatıştırdık. Ertesi gün Devrim gazetesinde de bir bildiri yayınlayarak bu gençleri kırmayan ve onları  onurlandıran bir bildir yayımladık.. Bundan sonra onlar sık sık bize gelir oldular. Her zaman ve her durumda yanlarımızdaydılar.

Bu arada ben 1965 yılında kurulan Türkiye öğretmenler Sendikası’nın Muğla şubesi başkanı oldum. Köylerde görev yapan öğretmenleri ziyaret ederek onlara sendikal bilinç verme çalışmaları yapmaya ve üye kaydetmeye .başladık. Yerkesik ilkokuluna vardığımızda bizi Başöğretmen Hüsnü Türkeş karşıladı. O zaman ilkokul müdürlerine başöğretmen denirdi. Hüsnü öğretmenle  ilk kez tanışyorduk. Gittiğimiz okulların birçoğunda

birçok öğretmen sendika olayına kuşkulu bakıyordu. Üye olma tekliflerimize  sessiz kalmayı  yeğledikleri halde, Hüsnü Türkeş, önerimize canı yürekten katılıyor, diğer öğretmenlere de sendikayı tavsiye ediyordu. Yerkesik ilkokulundaki diğer öğretmenler de hemen  üye oldular. Bu katılım hem bizi hem de diğer üyeleri hayli memnun etmişti.

       Ünal Türkeş Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesinin Edebiyat Fakültesi  Felsefe bölümünü kazandı. Bir süre  sonra kendi eğilimlerine daha uygun olan ayni fakültenin Basın Yayın Yüksek okuluna geçiş yaptı. Üniversite öğrenimi sırasındaadeta  bir kitap kurdu olup çıktı.. Kütüphanelerden çıkımadı. Ünibversiteyi bitirip geldiğinde yanında bir de kendi yazdığı  kitap getirmişti. Kitabın adı KURTULUŞ SAVAŞINDA MUĞLA…

       Ünal Türkeş tarihe meraklı bir gençti. Özellkle  Muğla tarhini ezbere almıştı. Muğla’da kalburüstü ve de göze çarpan ne kadar insan varsa hepsini tanıdığı  gibi üç dört göbek ötesini bile tanırdı.

Mühendis Ertuğrul Aladağ, Muğla’daki Rum izlerini araştırırken Saatli Kulenin ya pılışıyla ilgili bir kitabeye rastladı.Eski yazı bilen birisini getirip ona okuttu. Kitabede bir sözcük sonradan tahrip edilmişti. Kitabe şu durmdaydı:

       İnşa eyledi bu divari

       Kostanti oğlu ….

       Noktalı yerleri daha önce Ünal Türkeş okutmuştu.Türkeş tamamladı.

       İnşa eyledi bu divari.

 Kostantin oğlu Filvari…

        Fevkalade b güçlü bir hafızası ve belge toplama huyu vardı. Ben bu vasıflarından ötürü

Muğla Uzmanı.ya da Muğla Ansiklopedisi derdi. Sanıyorum bundan yola çıkan bazı arkadaşlar buna Muğla belleği dediler…

       Öyle bir bellek ki dudaklarını her kıpırdattığında bir tarih hazinesi saçılırdı.

Her gidenin arkasından ağlıyoruz. Ah… Ne olurdu geri getirebilseydik…Bizimkisi kendimizi avutmak.

 Yahya Kemal Beyatlı şöyle der:

Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi

Müşkil budur ki ölmeden evvel ölür kişi…

 İnsan vardır öldükten sonra unutulur gider.Tıpkı bir başka canlı gibi … Ünal Türkeş öldüğü halde yaşayan biri olmak mutluluğuna ermiş birisidir. Muğla’nın başı sağ olsun. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
         GİDİYORUZ BİRER BİRER (2) haberi

GİDİYORUZ BİRER BİRER (2)

 
GİDİYORUZ BİRER BİRER (2)
ÜNAL TÜRKEŞ ‘LE NASIL TANIŞTIM haberi

ÜNAL TÜRKEŞ ‘LE NASIL TANIŞTIM

ÜNAL TÜRKEŞ ‘LE NASIL TANIŞTIM   ...
ÜNAL TÜRKEŞ ‘LE NASIL TANIŞTIM
BAŞLADIK YENİDEN haberi

BAŞLADIK YENİDEN

BAŞLADIK YENİDEN
BAŞLADIK YENİDEN
HAMAM BÖCEĞİ TÜRKÜSÜ haberi

HAMAM BÖCEĞİ TÜRKÜSÜ

                        HAMAM BÖCEĞİ TÜ ...
HAMAM BÖCEĞİ TÜRKÜSÜ
Diktatörlerin ayak izlerinden notlar: haberi

Diktatörlerin ayak izlerinden notlar:

Diktatörlerin ayak izlerinden notlar:
Diktatörlerin ayak izlerinden notlar:
  HAMAM BÖCEKLERİ haberi

HAMAM BÖCEKLERİ

  HAMAM BÖCEKLERİ
HAMAM BÖCEKLERİ
Bahattin Uyar’ın KILIÇDAROĞLU’na mektubu: haberi

Bahattin Uyar’ın KILIÇDAROĞLU’na mektubu:

Bahattin Uyar’ın KILIÇDAROĞLU’na mektubu:
Bahattin Uyar’ın KILIÇDAROĞLU’na mektubu:
EGE ADALARI KONUSUNDAKİ SUSKUNLUK haberi

EGE ADALARI KONUSUNDAKİ SUSKUNLUK

EGE ADALARI KONUSUNDAKİ SUSKUNLUK
EGE ADALARI KONUSUNDAKİ SUSKUNLUK
BİR MUĞLA UZMANI haberi

BİR MUĞLA UZMANI

BİR MUĞLA UZMANI                           ...
BİR MUĞLA UZMANI