KANTALUP VE PARİS

              KANTALUP VE PARİS

                 KAVUN her insanın severek yediği bir meyvedir.  Anavatanı Orta Asya’dır. Ancak Dünyanın en ünlü kavunu “Kantalup” un anayurdu ise Van’dır. 16ncı YY. da İtalya yakınlarındaki “Cantaloupe” isimli yerde de yetiştirildiği ve Avrupa’da çok beğenildiği için Dünyanın birinci sıradaki tercihi “Kantalup” olmuştur. Aroması Kavun ve Muz karışımıdır, lezzet ve nefaseti tartışılmayan bu kavundur.

                 YURDUMUZA gelince: Ülkenin her yerinde Kantalup da dahil olmak üzere çok çeşitli kavun yetiştirilmektedir. İsimlerini bu köşede yayımlamak mümkün değildir. Ancak İstanbul ve Marmara bölgesinde yetiştirilen “Topatan” kavunu sarı ve kabukları dayanıksızdır, fakat “Çitli” adı ile yeni üretilen ve ünlenen kavun tam bir kış kavunu olup oldukça dayanıklıdır. Ege bölgesinin önemli kavunu ise Manisa/Kırkağaç kavunudur ki, ihraç ürünlerinden biridir. Bu kavundan üretilen diğer birkaç çeşit, yerel isimlerle tanınıp satılmaktadır. Kavun sadece etli bölümü ile değil, çekirdekleri ile de önemli şekilde yararlı olmaktadır.

                 ŞEHRİMİZİN, “Paris Düğleği” adı ile tanımlanan diye ve simgeleşen özel kavunu, yayla toprağının ürettiği sarı renkli kalın kabuklu ve dayanıklı bir kavundur. Yenirken alınan haz, nefis aroması, sıcak rengi ve damakta bıraktığı mükemmel tadı en az kantalup kadar harikadır. Ayrıca yerli yurttaşın: “Bıtıraklı” namı diğeri ile tanımladığı bir başka kavun vardır ki, Paris kavunundan biraz daha önce yetişir ve kısa sürede tükenir.

                 “DÜĞLEK” her ne kadar olmamış küçük kavuna deniyorsa da, Kastamonu da: “Düz yer”, Kütahya da: “Tekerlek başlığı”, Van da: Olgunlaşmamış “Keleğe” denir. Adana, Aydın, Bilecik, Burdur, Denizli de, “Düğlek” (Kelek) olarak da, tanımlanır. Kelek bir de, külhanbeylerin kendi aralarında anlaştıkları kaba sokak ağzında kullanılır. Divanü Lügati-Türk: Düğlek’in anlamını: “Ağzı kırık saksı veya testi” olarak açıklar.(Alıntı)

                  DAHA önceki köşe yazımın birinde, Menteşe mahallesindeki döner kavşağa, mermerden veya uygun bulunacak herhangi bir şeyden yapılmış; petek, akan bal şelalesi ve bir arıdan oluşan simge bir heykel konulması düşüncemi açıklamıştım. Bu düşünce; bir gazete köşesinde yazıldığı için midir, yoksa uygun görülmediği için midir veya kişisel tavırdan ötürü müdür bilinmez, lüzumsuz görüldü ki, şimdiye kadar bu yolda hiç bir gelişme kaydedilmedi.

                 AYRICA yine aynı döner kavşağın yakınındaki yeşil zemine (Muğla Büyükşehir Belediyesi) imzası konulmuştur. Altına veya üstüne daha küçük harflerle: (Aklımız Muğla, Fikrimiz Muğla) mesajı; şehre olan sevginin, hemşerilik tutkusunun ve hayranlık duygusunun bir ifadesi olarak konulmasını da, teklif etmiştim… Sanırım uzmanlar; Bal, Petek ve özellikle Arı’nın tatsızlık yaratacağını, kavşaktaki dönüşlerde arıza oluşturacağını ve bu nedenle şekerin yükseleceğini hesaplamışlar. Ayrıca: “Aklımız Muğla Fikrimiz Muğla” mesajının; efelik raconuna ters düşeceğini, yiğitliğe zarar vereceğini bunun da, delikanlılığa yakışmayacağını düşündüklerinden herhalde(!) gerek görülmediği sonucunu çıkardım.

                AHH… Birbirimizi; bir sevebilsek! Bunu bir becerebilsek! Sevgimizi açıkça bir belli edebilsek! Öyle güzel sonuçlara ulaşacağız ki… Hz. Mevlâna’nın şu özdeyişini çok seviyorum ve sizin de beğeneceğinizi düşünüyorum: “Ey dilim! Sen benim hem servetimsin, hem felâketim… Beni bahtiyar eden de sensin, berbat eden de. Bir gönül yapmak gelmiyorsa elinden, bari bir gönül yıkılmasın dilinden”

                  YAYLA yolunda; “Paris Düğleği”, kesilmiş dilimi ile şehrimizin simgesel meyvesi olarak uygun bir yere konulmuş ve daha sonra kaldırılmıştır. Yerel yönetimin her halde bir bildiği ve düşündüğü var ki, bu güne kadar yerine iade edilmemiştir. Ancak yine ve yeniden yerine konulabileceğini, o zaman; kamuoyunun pek sevdiği Paris’i tekrar görüp sevineceğini ve yüreğinin şişinin ineceğini tahmin ediyorum.   

 

 

 

 

               

YAZARIN DİĞER YAZILARI
               DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK haberi

DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK

               DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK                     GEÇEN PAZAR ...
DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK
              KANTALUP VE PARİS haberi

KANTALUP VE PARİS

              KANTALUP VE PARİS                  KAVUN her insanın severek yediği bir meyvedir.  A ...
KANTALUP VE PARİS
KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN ! haberi

KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN !

KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN ! İLKOKUL üçüncü sınıfa kadar ite kaka gelmiş, olmayacağı anlaşılınca okuldan alınıp çıraklığa verilmişti. Verilmişti verilmesine de, çıraklıkta da gözü yoktu. Babası birkaç iş yeri değiştirmiş, ama her girdiği yerden kayta ...
KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN !
  HADİ YÜRÜ LEN!  DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN… haberi

HADİ YÜRÜ LEN! DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN…

  HADİ YÜRÜ LEN!  DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN…                    DOLANDIRICILARDAN illâllah… Ama çaresi bulunup da, bulana helâl olsun maşallah diyemedi ...
HADİ YÜRÜ LEN! DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN…
ÖNCE AYIPLADIM SONRA… haberi

ÖNCE AYIPLADIM SONRA…

ÖNCE AYIPLADIM SONRA… TÜRK sanat müziğinde, içine çiçeklerin serpiştirildiği yüzlerce güfte ve o güftelerin çeşitli makamlarda bestelenmiş bir o kadar şarkısı vardır. Çiçeğin rengi, kokusu ve o güzel görüntüsü insan duygusunu dürtüp, hayal Dünyasın ...
ÖNCE AYIPLADIM SONRA…
 NİYE  TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ  OLAN  YOK Kİ! haberi

NİYE TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ OLAN YOK Kİ!

         NİYE  TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ  OLAN  YOK Kİ!             BATILILAR BİZİ, oldum olası barbarlıkla suçlar. Oysa kendileri; daha vahş ...
NİYE TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ OLAN YOK Kİ!
 AH CANIM! BU İŞLER   AYNI HAMAM AYNI TAS… haberi

AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…

 AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…1940'lı-1950'lili yılların çocukları, bugün yaşlı birer dede olarak yaşamlarını sürdürüyor. Hepsinin, geçmişle ilgili anlatacak iyi kötü pek çok anısı vardır. Bendeniz de bu dedelerden biri ol ...
AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…
HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR! haberi

HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR!

HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR!           GEÇEN Temmuz ayı’nın sıcak bir gününde, akşamüzeri çay bahçesinde oturuyordum. Biraz ötemdeki masada hanımlar samimi sohbet halindeydi. Hem bir şeyler a ...
HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR!
 390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR haberi

390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR

   390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR                   HER YILIN sonbaharında, ucuzluk yapılarak elde kalan ürünler vitrin fiyatının çok altında sa ...
390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR