AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…

 AH CANIM! BU İŞLER 
AYNI HAMAM AYNI TAS…

1940'lı-1950'lili yılların çocukları, bugün yaşlı birer dede olarak yaşamlarını sürdürüyor. Hepsinin, geçmişle ilgili anlatacak iyi kötü pek çok anısı vardır. Bendeniz de bu dedelerden biri olduğumdan, bir anımı bir vesileyle anımsayıp köşeme aldım. Konu da, 60-65 yıl evvelki otobüs ve otobüsün yolcuları… O zamanki otobüslerin en kabadayısı 37 kişilik olup, iki şehir arası veya şehir merkezi ile ilçeler arası yolcu taşırken bu günkü gibi indi bindi yapardı. Aldığı yolcular ördek diye tanımlanır, paranın kaymak tabakası şoförün, iki paket sigara parası da muavinindi. Muavinlik; şoförlük mesleğinin ilk adımı olup, işe başladığı günden itibaren yaptığı her mesleki hata; bol küfürlü, sille tokatlı ve tekmeli öğretme tekniği ile düzeltilirdi… 

O YILLARIN yollarında trafik uygulaması yoktu, otobüslerin bagajı, arka tarafındaki merdivenle çıkılan üstü, yani damıydı. Yolda ördek fazla olur da, içeride sıkışacak yer kalmazsa ve mevsim de yaz ise yolcu bagaja çıkar eşyalarla giderdi. Yani insan olarak kıymeti harbisi yoktu. Hiç biri: ”Orada gitmem,  ben eşya mıyım?” demezdi. Yolcunun can güvenliği, inancımıza göre Allah'a emanetti. Zaten kamyonların alınlarında da, ya; “Maşallah” ya da, “Allaha Emanet” yazılırdı. Yani; yurttaş tedbirli davranmaz, güvenliğini Allah'a havale ederdi. Türkçe meali ile: “Saldım çayıra kayıra” anlayışıydı. 
OTOBÜSÜN içini lebalep doldurmak için koridora; hasır oturak, tahta oturak, gazyağı tenekesi gibi eşyalar konularak vatandaşın rahat yolculuk etmesi sağlanır(!) normal oturakla, gaz tenekesi üzerinde nakledilen(!) (Seyahat eden demek yanlış olur.) yolcu aynı parayı öderdi… Bu rezalet yıllarca sürdü.

GEÇEN ay havaların bir ara ısındığı hafta, oğlum bir Cumartesi günü telefon etti ve: “Baba, Pazar günü sabahtan bir yere gidelim.” Dedi. Bendeniz, bahar ve yaz sabahları erken vakitte; kuşların çimler üzerinde yatıp yuvarlandıkları, çiçeklerle buluşup öpüştükleri, gülüşüp ötüştükleri vakitte sokağa çıkarım. Onları seyrederken coşarım… Ama gelin görün ki, o Pazar sabahı biraz geç uyandık, yolculuğa hazır değildik. Hanım, çocuklara: “Fırına kek koydum. Siz gidin biz minibüsle geliriz, akşama birlikte döneriz” deyip göndermişti… Evde işimiz bitip garaja geldiğimizde, minibüs neredeyse hareket etmek üzereydi.

KISA süre içinde garajdan çıkış yaptık. Marmaris'e gidiyorduk. Minibüsün tüm koltukları doluydu, 18 yolcu kapasiteli taşıtın girişinde engelli yolcunun tekerlekli sandalyesi ile girip seyahat edebileceği küçük bir alan vardı. (Bunu sonra öğrendim) ve bu alana eğreti oturak konulmuş! 2 kişi burada yolculuk ediyordu. Bir süre gittikten sonra, alış veriş merkezlerinin önünde üç kişi el kaldırdı, minibüs durdu ve üç kişiyi, (ayakta) gitmek üzere aldı. Minibüs tahminen 150mt. Gittikten sonra bir daha durduruldu, bir kişi daha bindi. Bu sırada 1950'lili yıllarda yapılan yolculukları anımsadım. 

O ZAMANDAN bu zamana değişmeyen; fazla yolcu alarak istiap haddinin aşılması ve ayakta yolculuk yapma kepazeliğinin sürmesiydi. (Günümüzün şehirlerarası otobüsleri bunun dışındadır.) Ayakta 60 Km. mesafeye yolcu götürmek ve ücretini de, oturan yolcu gibi tahsil etmek halen sürüyordu. Ama kimin umurunda! Minibüs şoförü memnun(!) yolcu da ayakta gitmeye razı. 

İLÇELER arası minibüslerde, otobüs gibi; huzurlu, rahat, kapasite fazlası yolcu almadan seyahat etmek mümkün değil, bu halen sağlanamamış. Sürücü; kapasitesini dolduran minibüse, ayakta yolcu alınmayacağını hala öğrenememiş, öğretilememiş kural ihlâli yapıyor. Araç, kameralar gözetleniyormuş hadi canım sende! Sürücü ve yolcu kurala uymadıkça ve uymaya zorlanmadıkça herkes bildiğini okuyacaktır.

SÜRÜCÜ ayakta yolcu almışsa, kural ihlâli gerçekleşmiştir. Öte yandan, yol denetimi yapan polis; kontrolünü etkin hale getirmedikçe ve ayakta yolculuk yapanları araçtan indirmedikçe, yıllardır devam eden rezalet sürgit olacaktır. 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
               DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK haberi

DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK

               DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK                     GEÇEN PAZAR ...
DAM ÜSTÜNDE SU GEÇİRMEZ KİLLİ TOPRAK
              KANTALUP VE PARİS haberi

KANTALUP VE PARİS

              KANTALUP VE PARİS                  KAVUN her insanın severek yediği bir meyvedir.  A ...
KANTALUP VE PARİS
KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN ! haberi

KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN !

KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN ! İLKOKUL üçüncü sınıfa kadar ite kaka gelmiş, olmayacağı anlaşılınca okuldan alınıp çıraklığa verilmişti. Verilmişti verilmesine de, çıraklıkta da gözü yoktu. Babası birkaç iş yeri değiştirmiş, ama her girdiği yerden kayta ...
KÜSKÜ DEMİRİMİ BULUVERSİN !
  HADİ YÜRÜ LEN!  DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN… haberi

HADİ YÜRÜ LEN! DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN…

  HADİ YÜRÜ LEN!  DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN…                    DOLANDIRICILARDAN illâllah… Ama çaresi bulunup da, bulana helâl olsun maşallah diyemedi ...
HADİ YÜRÜ LEN! DEFOL GİT ŞİMDİ SENİN…
ÖNCE AYIPLADIM SONRA… haberi

ÖNCE AYIPLADIM SONRA…

ÖNCE AYIPLADIM SONRA… TÜRK sanat müziğinde, içine çiçeklerin serpiştirildiği yüzlerce güfte ve o güftelerin çeşitli makamlarda bestelenmiş bir o kadar şarkısı vardır. Çiçeğin rengi, kokusu ve o güzel görüntüsü insan duygusunu dürtüp, hayal Dünyasın ...
ÖNCE AYIPLADIM SONRA…
 NİYE  TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ  OLAN  YOK Kİ! haberi

NİYE TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ OLAN YOK Kİ!

         NİYE  TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ  OLAN  YOK Kİ!             BATILILAR BİZİ, oldum olası barbarlıkla suçlar. Oysa kendileri; daha vahş ...
NİYE TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ OLAN YOK Kİ!
 AH CANIM! BU İŞLER   AYNI HAMAM AYNI TAS… haberi

AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…

 AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…1940'lı-1950'lili yılların çocukları, bugün yaşlı birer dede olarak yaşamlarını sürdürüyor. Hepsinin, geçmişle ilgili anlatacak iyi kötü pek çok anısı vardır. Bendeniz de bu dedelerden biri ol ...
AH CANIM! BU İŞLER AYNI HAMAM AYNI TAS…
HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR! haberi

HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR!

HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR!           GEÇEN Temmuz ayı’nın sıcak bir gününde, akşamüzeri çay bahçesinde oturuyordum. Biraz ötemdeki masada hanımlar samimi sohbet halindeydi. Hem bir şeyler a ...
HANIMEFENDİ DİKKAT BEBEK ZEHİRLENEBİLİR!
 390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR haberi

390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR

   390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR                   HER YILIN sonbaharında, ucuzluk yapılarak elde kalan ürünler vitrin fiyatının çok altında sa ...
390-90/485-160/360-170 ÇEŞİTLİ RAKAMLAR