NİYE TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ OLAN YOK Kİ!

         NİYE  TEDBİR ALALIM, RAHATSIZ  OLAN  YOK Kİ!

            BATILILAR BİZİ, oldum olası barbarlıkla suçlar. Oysa kendileri; daha vahşi daha acımasızdır. Sömürgeci, çıkarcı ve yayılımcı. Atatürk’e olan saygılarını ve hayranlıklarını da saklamazlar… Eğitimle biçimlenince; değişip doğru istikamete yönlendiler, demokrasiyi seçtiler, medeniyetle buluştular, ekonomilerini güçlendirdiler, çağdaş insan haklarına kavuştular, özgürleştiler ve sonunda “Batılı ülkeler” kavramını oluşturdular. Ve temeli yıllar önce atılan “AB” ortaklığını imzaladılar. Ya biz… Biz halâ demokrasi ve medeniyetin; şirazesini kaydırmadaki başarımızdan, baltayı taşa vurmadaki ustalığımızdan, akıntıya kürek çekmekteki becerimizden kazanamıyoruz! Kazanmanın tek şartı: Çağdaş eğitim! Bu değiştirilmesi mümkün olmayan bir kural!

            24 EYLÜL, hanımların bisikletli yaşam günüydü. Menteşe belediyesi organizasyonu ile “Sınırsızlık Meydanı”nda başlatılan etkinlik, katılımcı küçük topluluğun coşkulu desteği ile gerçekleştirildi. Rahatsız edici bölümü ise, belediyeye ait ses düzeni donanımlı araçtan yüksek tonda yayınlanan müzikti. Bu yayın, kurallara tersti.

             ÇÜNKÜ uluslararası standartlara göre insanın duyu sistemini zarara uğratan gürültü düzeyi 85 desibeldir. Örneğin: Yaprak hışırtısı:10 Desibel, Klakson:ll0, Jet uçağı kalkışı: 150, Kulak zarı hasarı: 160 desibeldir. Oysa o gün araç hoparlörlerinden çıkan sesin en az 130 dB olduğuna kuşku yoktu ve bu da, önemli bir kural ihlâliydi. Çünkü çay bahçesinde oturanlar, birbirinin konuştuğunu duyamadı ve anlayamadı. Bu nedenle büyük rahatsızlık yaşadılar. ANCAK hanımlar, sesin biraz azaltılması ricamızı ise anlayışla karşılayıp, itirazsız kabul ettiler ve aracı da hemen gönderdiler. Ancak bu; anlayışlı ve düşünceli hanımlar, özellikle mükemmel yurttaşlardan biri mimar Meral Oğuz eğlenceyi sonlandırıp meydandan ayrılması bizi fevkalâde üzdü. Böyle bir olay yaşandığı ve buna neden olduğumuzu düşündüğümüzden, hanımefendilerden samimi duygularla özür diliyoruz.

              SÖZÜM sınırsızlık meydanındaki bisikletli hanımlardan öteye, ama yurdum yurttaşının kuralsızlığa ve abartıya rağbet ettiğini düşünüyorum. Müziğin eğlenceli ortamdaki normal ses düzeyi coşkumuzu asla tetiklemiyor. İllâ ki, “Ver coşkuyu!” direktifi gerekli. Ama bu, stadyum veya alan konserlerinde olmalı ki, çevre rahatsız edilmesin… 2005 de, İstanbul’a taşınmadan bir gün önce, düğün bahçelerinden birinde evlenme törenine katıldık. Bize gösterilen masanın hemen yakınında, yüksek ses gücü olan hoparlörler vardı. Sesten ailece çok rahatsız olduk, kısa süre sonra başka bir yere taşındık. Ama o yarım saatlik zaman içinde, kulaklarım zarar gördü.

             İSTANBUL’A varır varmaz hemen bir üniversite hastanesine başvurdum. Pek tabiidir ki kulağımda, düğün orkestrasının yükselttiği ses düzeyi ile sıkıntı oluşmuştu. Buna; sorumsuzluğun, densizliğin, kuralsızlığın daniskası dense yeridir! Ama şehrin; caddeleri, sokakları bu gürültü ile kirlenmiyor, kirlilik sadece düğün törenlerindeki orkestranın 135 dB sesi ile bitmiyor…

             SEÇİM minibüsleri propaganda için, seyir halinde var gücü ile bangır bangır müzik yayınlıyor ve içerideki kişi, münasip yerini yırtarak caddelerde bir şeyler söyleyip tur atıyor. Kurallara aykırı bu yöntemle oluşan ses kirliliği, çok rahatsız edici! Çünkü hiçbir etkisi, dikkat çekici ve cezbedici yanı olmuyor! Yurttaş araçların arkasından, akla gelen en güzel sözleri(!) çeşitli adreslere gönderiyor ki, bu noktada hiçbir ayırım yapmıyor, ”İsterse babamın oğlu olsun” diye de açıklama yapıyor. Sorun İç İşleri Bakanlığınca dikkate alınır gereği yapılırsa, toplumdaki değerlendirmesi; yurttaşın huzuru, medeniyetin ve demokrasinin gelişimi için iyi bir örnek olarak algılanacaktır.

             YAZ MEVSİMİ gelince sünnet ve evlenme törenlerinde, otomobiller kural ihlalleri yapıp klakson çalarak ana caddelerde dolaşıyor. Üstüne üstlük bunun için yakın köylerden gelmek ve şehir merkezinde tur atmak alışkanlık haline dönüştüğü görüşü yaygın. Gürültü kirliliği, şehirde yaşayanların huzuru ve rahatı dikkate alınmadan halâ sürdürülüyor. Klakson sesi yetmiyormuş gibi, araca bindirilmiş tiz sesli zurnalar ve davul, sıkıntıyı had safhaya sokuyor. O da yetmiyor, kırmızı ışıkta durunca, zurnazen ve davulzen işin tadını iyice kaçırıyor! Şehir merkezinde gürültü kirliliği az(!) ekstradan oluşan bu kirlilikten, şehirli de mutlu olunca(!) Yöneten de, tedbir almayı düşünmüyor! O zaman ver coşkuyu…

  

YAZARIN DİĞER YAZILARI