EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ


Dünden devam            
Hasan Ali Yücel'in Milli Eğitim Bakanı olması ile daha da yoğunlaştırılan eğitimde yeni arayışlar çabaları dönemin İlköğretim Genel Müdürü olan İsmail Hakkı Tonguç'un hazırlayıp sunduğu ve fikir babası ve mimarı olduğu “KÖY ENSTİTÜLERİ” programı kabul gördü. Köy enstitüleri yasası TBMM'de 17 Nisan 1940 gün ve 3803 sayılı yasa ile kabul edilip yürürlüğe girdi.
İllerin konumları, tren yoluna yakınlığı, ekonomik faaliyetleri dikkate alınarak 18 ilde kurulması öngörülen enstitü sayısı daha sonra 21'e yükseltildi. Köy Enstitülerine enstitünün yakın yöresindeki ilkokul 5.sınıfı bitirip diploma alan köy çocuklarından müracaat edenler enstitüye öğrenci olarak kabul edildi. Köy Enstitülerinin öğrenim süresi 5 yıl olarak öngörüldü. Köy Enstitülerinde okutulan derslerin %50'si kültür dersleri, %25'i tarım ve tarımsal çalışmalara ait dersler, %25'i de teknik dersler idi.
Köy Enstitülerinde tarımsal çalışmaların yanı sıra sağlık bilgileri edinme, sağlık uygulama çalışmaları, tarım araçlarının kullanılması, tohum ekimi, fidan dikimi, tarım ürünleri yetiştirme ve ürün toplama çalışmalarını da başarı bir biçimde müfredat dâhilinde işlenmekteydi. Böylece mezun olduktan sonra atandıkları köylerde eğitim–öğretim faaliyetlerinin yanı sıra okula ait ayrılmış tarlalarda ekim, dikim yaparak ve ürün yetiştirip toplamak suretiyle köylüye de örnek olmak gibi sorumluluk üstlenmişlerdir.
-Enstitü öğrencileri enstitüsü arazisinde çift sürmekteler.
21 ilde açılması öngörülen Köy Enstitülerinin yer tespitine bakıldığında ise şöyle bir tablo ile karşılaşılmaktadır. Seçilen araziler verimli sulak topraklar değil, yerleşim alanlarında uzakta, kurak, çorak, susuz, verimsiz araziler, bataklıklar veya çalılıktan başka bitki örtüsü yetişmeyen seçilmiştir. Öğrenciler ve eğitmenler el birliği ile buralarda okulun her türlü binalarını inşa etmiş, fidanlar dikerek çevreyi ağaçlandırmışlardır. Örneğin hiç suyu olmayan Edirne-Kepirtpe'de derinliği 100 metreyi aşan 2 artezyen kuyusu kazılarak, ihtiyaçların karşılanacağı suya ulaşıldı. Ya da diz boyu çamur ve bataklılıklarla kaplı, sivrisinekler yüzünden yaşanmaz olan bölgede bataklıklar kurutularak Sakarya-Arifiye Köy Enstitüsü kuruldu, çevre de ağaçlandırıp bir yaşam merkezi haline getirildi. Veya Malatya-Akçadağ Köy Enstitüsü dikenlerle kaplı bozkırın ortasında kurularak öğrencilerin çalışmaları ile 8 km. öteden borularla içecek su ve 4 km öteden derin kanallar açılarak sulama suyu getirildi.
Kısaca Köy Enstitüleri öğrencileri öğretmenlerinin yol göstermesi ile bataklıkları kurutup, susuz yerlere uzak – yakın yörelerden su getirip,  kurak ve çorak alanları verimli, ekilebilir tarım toprağı haline getirdikten sonra, ağaç fidanları dikerek çevresini hem yeşillendirdiler hem de meyve ağaçları ile donattılar. Köy enstitüsünden mezun olan her gence köylerindeki okulun bahçesine ya da varsa okul arazisine dikmesi ve köylüye örnek olması için meyve fidanları verdiler.
Köy Enstitülerinde eğitim ve öğretimin dışında tarla, bahçe ve okulda gerekli olan her türlü çalışma yıl 12 ay devam ederdi ve okul hiç öğrencisiz kalmazdı.  Öğrenciler için 10,5 ay süren çalışmalardan sonra sıra ile nöbetleşe 1,5 ay yaz izini kullandırılır ve köyüne gönderilirdi. 45 gün sonra okula dönüşünde köyü ile ilgili rapor sunarlardı. Sisteme göre ilkokul 1-2 ve 3. sınıfları okuduktan sonra daha büyük köy ya da beldelerde 4. ve 5. sınıfı da okuyup ilkokul diploması alan çocuklar müracaatları halinde Köy Enstitüsüne alınıyorlardı. Ancak 1940-1943 arasında ilk 3 sınıfı okuyup 4. ve 5. Sınıfı okuyamayanlar da Enstitüye çağrıldı ve bir yıl hazırlık okutularak ilkokul diploması aldıktan sonra Köy Enstitüsüne öğrenci kayıtları yapıldı. 1943 yılından sonra bu uygulama kaldırıldı.
Köy Enstitülerinde öğretmen açığını gidermek için usta öğreticilerden büyük ölçüde yararlanıldı. Enstitü yöresindeki sanatını iyi bilen ve usta olan kişiler “usta öğretici” olarak Enstitüye çağrıldılar. Marangoz ustası, demirci ustası, elektrik işleri yapan ustalar ve farklı işler yapan diğer ustalar ihtiyaç halinde çağırılıp okulda görev yapmışlardır. Bu duruma bir örnek olarak “7 yaşında gözleri kör olan Aşık Veysel'in Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsünde öğrencilere saz çalmayı öğretmesi ve okul korolarını çalıştırıp yetiştirmesi” verilebilir. Benim de kendi anılarımdan biri ile şahitlik etmek istediğim bu duruma bir örnek de “Ortaklar öğretmen okulunda öğrenci iken okulumuzun demirhanesinde çalışan ve okulun demir işlerini yapan Nihat Resne Usta”dır. Nihat Resne, Ortaklar Köy Enstitüsünde çalışan, köy Enstitülerinin kapatılmasından sonra da öğretmen okulunda görevini sürdüren yaşlıca bir büyüğümüz idi. Balkanlar göçmeni olduğu söylenirdi. Yalnız bir adam idi. Demirhane atölyesinin yanındaki bir odada kalırdı. Biz mezun olduktan sonraki yıllarda vefat ettiğinde demirhane atölyesinin hemen karşısındaki okul yolunun üstündeki yamaca mezar kazıp defnedildiğini biliyoruz.
Köy Enstitülerinin toplumsal yaşama ve kültüre getirdiği olumlu katkılardan biri de “tercüme bürolarıdır”. Köy Enstitüleri açılır iken Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel dünya edebiyatında yer etmiş kitapları tercüme ettirerek Türk okuyucusuna sunmak için bir “tercüme bürosu” kurdurdu. Bu büro 1941–1946 döneminde dünya klasiklerinden 521 kitabı Türkçeye çevirdi (Tercüme bürosu 1967 yılına kadar çalışıp toplam 1000 den fazla eseri Türkçeye çevirdikten sonra kendini feshetmiştir).  Köy Enstitülerinde her öğrenci yılda en az 10 en çok 25 kitabı okuyup özet raporunu yazıp ilgili öğretmene teslim etmek zorunda idi.  Öğrenciler sıra ile derste okuduğu kitabı tanıtıp özetle içeriğini anlatır ve kitabın eleştirisini yaparlardı. Sınıfta o kitabı okumuş başka bir öğrenci de arkadaşını olumlu ya da olumsuz yönde eleştirir böylece karşılıklı etkileşim çerçevesinde canlı bir biçimde dersler işlenirdi. Öğrenciler sorar, sorgular, eleştirir ve doğruların ortaya çıkmasına katkıda bulunurlardı. Bu bakımdan eğitimde ezberciliğe yer yoktu. Akıl yürütmeye ve sorgulamaya önem verilirdi.
Köy Enstitülerinde 5 yıl içinde her sınıfta okutulan Kültür dersleri ve haftalık ders saati sayısına bakıldığında şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır:
Köy Enstitülerinde derse başlarken ve hafta sonları istiklal marşının ardından ziraat marşı söylenir. Bu nedenle ziraat marşı Köy Enstitüleri marşı olarak bilinir. Bu marşın sözleri köy enstitülerinin işleyiş biçimine uygundur.
ZİRAAT MARŞI 

Sürer, eker, biçeriz, güvenip ötesine
milletin her kazancı, milletin kesesine,
toplandık has çiftçinin Atatürk'ün sesine,
toprakla savaş için ziraat cephesine.
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz,
Biz yurdun öz sahibi, efendisi köylüyüz.
İnsanı insan eden, ilkin bu soy, bu toprak.
En yeni aletlerle en içten çalışarak,
Türk için yine yakın dünyaya örnek olmak,
kafa dinç, el nasır, gönül rahat, alnı ak.
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz.
Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.
Kuracağız öz yurtta, dirliği düzenliği.
Yıkıyor engelleri, ulus egemenliği.
Görsün köyler bolluğu, rahatlığı, şenliği.
Bizimdir o yenilmek bilmeyen Türk benliği.
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz.
Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.
Güfte: Behçet Kemal Çağlar
Beste: Ahmet Adnan Saygun
Köy Enstitüleri kurulurken enstitülerin hemen hemen tüm binalarını enstitü öğrencileri yapmışlardır. Yeni açılacak enstitü binalarını yapmak için yakın ildeki köy enstitüsü öğrencilerinden istekleri doğrultusunda bir bölümü hem binalarını yapmak ve hem de orada okuyup mezun olmak için gelmekteydiler.  Bu öğrenciler yaptıkları işin türüne göre; duvarcı, yapı ustası, marangoz, demirci, sıvacı olmak üzere ekipler halinde çalışmışlardır. Örneğin 1944 yılında Aydın Ortaklar'da Köy Enstitüsü kurulması kararından sonra Kızılçullu Köy Enstitüsünde okuyan öğrencilerin bir kısmı, istekleri doğrultusunda Ortaklara gelerek çalılıklar arasında bina yapımına başlamışlardır. Geceleri kurdukları çadır içinde kalarak gündüzleri de belirli saatlerde eğitim ve öğretim çalışmalarına devam etmişlerdir.
-Köy Enstitüsü öğrencileri  enstitüsünün binalarını kendileri yapıyor.
Sınıf düzenine bakıldığında Köy Enstitülerinde karma eğitim yapmaktaydı (sınıflarda kız ve erkek öğrenci bulunmaktadır). Bu bakımdan tarımsal faaliyetlerde olduğu gibi her işte kız öğrenciler erkek öğrenci arkadaşları gibi kazma kürek sallayıp iş yaptılar. Ülke genelinde kurulmuş olan toplam 21 köy enstitüsünden 1953 yılına dek 1398'i kız, 15943 erkek olmak üzere toplam 17341 köy öğretmeni diplomalarını alıp köylerine öğretmen olarak döndüler.      
 Devam Edecek
YAZARIN DİĞER YAZILARI
  EĞİTİMDE  DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ  haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam  Osmanlının son döneminde okuma yazma oranı erkeklerde % 3 kadınlarda % 0,4 iken, 1927 yılında harf devrimi öncesinde bu oran %11 idi. Harf devriminden sonra oran yıldan yıla hızlı bir artış gösterdi. Harf devriminden sonra düzenli ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
ATATÜRK'ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN  EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ BAŞLANGIÇTA EĞİTİMDE DURUM TESPİTİ haberi

ATATÜRK'ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ BAŞLANGIÇTA EĞİTİMDE DURUM TESPİTİ

Dünden devam  Osmanlının son döneminde okuma yazma oranı erkeklerde % 3 kadınlarda % 0,4 iken, 1927 yılında harf devrimi öncesinde bu oran %11 idi. Harf devriminden sonra oran yıldan yıla hızlı bir artış gösterdi. Harf devriminden sonra düzenli ...
ATATÜRK'ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ BAŞLANGIÇTA EĞİTİMDE DURUM TESPİTİ
ATATÜRK’ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

ATATÜRK’ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ

ÖNSÖZDeğerli Muğla Devrim Gazetesi okurları,17 Nisan 1940'ta kuruluşundan bu yana Köy Enstitüleri ile ilgili olarak çok şeyler yazıldı, çizildi. Bu konuda sayısız makale ve kitap yazıldı. Toplantılar, paneller ve konferanslarda anlatıldı. Olumlu ...
ATATÜRK’ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam            Hasan Ali Yücel'in Milli Eğitim Bakanı olması ile daha da yoğunlaştırılan eğitimde yeni arayışlar çabaları dönemin İlköğretim Genel Müdürü olan İsmail Hakkı Tonguç'un hazırlayıp sunduğu ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Okuma çağındaki (6 yaş ve üzerindeki) insanlarımızın yıllara göre sayısı, okuma yazma bilen sayısı ve okur-yazar oranına bakıldığında şöyle bir tablo ile karşılaşılmaktadır:Yıllara göre köy enstitülerinde okuyan öğren ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE  KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Köy Enstitülerinde “Sağlık Memurluğu Kolu” AçılmasıSağlık Bakanlığınca 1924 yılında Ankara, İstanbul ve Sivas'ta açılan “sağlık memurları okulu” 1926 yılından 1948 yılına dek 720 mezun vermiştir (1951 yılına dek t ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Her Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmen pansuman veya enjeksiyon yapmak, tansiyon ölçmek, akrep sokmaları gibi acil durumlara müdahale etmek gibi temel sağlık bilgileri ve bunları uygulamada kullanacağı malzemelere sahipti ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Köy Enstitülerinde karma eğitim uygulanmaktadır. Köy Enstitüleri uygulamalarına karşı olan çevreler ve sağ siyasetçiler kız ve erkek öğrencilerin aynı sınıfta okumalarının uygun olmadığını ileri sürerek kızların namus ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ