EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ


Dünden devam     
Okuma çağındaki (6 yaş ve üzerindeki) insanlarımızın yıllara göre sayısı, okuma yazma bilen sayısı ve okur-yazar oranına bakıldığında şöyle bir tablo ile karşılaşılmaktadır:
Yıllara göre köy enstitülerinde okuyan öğrenci sayılarına bakıldığında ise aşağıdaki gibi bir dağılım gözlemlenmektedir:
İstatistiksel bir dağılım sunmak gerekirse 1939-1950 yılları arasında Köy enstitülerinde yetişen köy öğretmenlerinin toplam köy öğretmenleri içindeki yeri şöyle görülmektedir:
Köy Enstitülerinde eğitim ve öğretim ezbercilikten uzaktı.  İş içinde eğitim, iş yaparak öğrenme ve öğrendiklerini pekiştirme esasına dayanmaktaydı. Öğrenirken soru sormayı, araştırmayı, sorgulamayı ve arkadaşları ile tartışarak sonuca varmayı sıkça uygulamakta idiler. Eğitimin temel hedefi Üretmek ve üreterek tüketmekti.  Kayseri ili Pınarbaşı ilçesi Pazarören Köy Enstitüsünün kapı girişinin üstüne “Üretmeden tüketmek en büyük ahlaksızlıktır.” (İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç'un sözüdür.)  Tabelasının asılı olduğunu söylerler.
2. dünya savaşının en şiddetli biçimde sürdüğü kara Avrupa'sında on milyonlarca insan savaşlarda öldürülür iken,  bu ülkelerde açlık yaygınlaşır ve çok sayıda insan açlıktan ölür iken, kimi Avrupa ülkelerinde Faşist diktatörlerin yoğun baskısı altında halkları yaşam güçlükleri çeker iken, T.C. akıllı bir dış politika izleyip ülkeyi savaşa sokmadı. Dünyadaki açlık tehlikesi ve azalan buğday stokları karşısında tüketimi azaltmak ve israfı önlemek amacıyla ekmek karneye bağlandı. Başta Avrupa olmak üzere birçok dünya ülkesi 2. Dünya savaşından doğrudan veya dolaylı etkilenirken Türkiye'de Tamamen bize özgü bir eğitim sistemi olan Köy Enstitüleri uygulamaları başarı ile gerçekleştirilmekte idi. 
Ekonomik koşulların giderek güçleştiği bu yıllarda birçok köy enstitüsünde tarlalarda ziraat ve tarım işlerine ağırlık verdiler. Enstitü öğrencileri tarlaları sürdü, ekti, biçti. Harmana toplayıp döven sürüp kaldırdılar buğday hasatlarını. Halk yeteri kadar buğday bulamamasına karşın enstitü öğrencileri kendi ekmeklik buğdayını üretip, ekmek yapıp yediler.  Ürettikleri buğdayın fazlasını da ihtiyacı olan diğer Köy Enstitülerine gönderdiler.
- Enstitü öğrencileri  Hasatta ve dinlenmede
Tüm Köy Enstitülerinde sabah uyandıktan sonra öğrenciler spor sahalarına gidip hep birlikte neşe içinde sabah sporu yaparlar, hep birlikte halay çekip yöresel oyunlarını oynarlardı. Spordan sonra sabah etüdü ve kahvaltıdan sonra ise günün dersleri başlardı.
-Kızılçullu Köy Enstitüsünde zeybekli sabah sporu 
Köy Enstitüsü öğrencileri başlangıç yıllarında bataklıkları kurutarak ve bozkır topraklarını işleyerek tarıma elverişli hale getirdiler. Bu alanları bağ çubukları ve çeşitli meyve fidanları dikip sulayarak, bakımını yaparak büyüttüler. Verimli hale gelen toprakları işleyip, ekip-biçip, başta buğday olmak üzere değişik ürünler kaldırdılar. Küçük baş ve büyük baş hayvanlar yetiştirdiler. Hayvanların sütünü sağdılar. Kümeslerde besledikleri çok sayıda tavuğun yumurtalarından yararlandılar. Enstitüye ait arı kovanlarının bakımlarını yapıp, kestikleri balları kahvaltılarında yediler. Enstitüden mezun olunca öğretmen olarak gittikleri köylerinde, eğitim faaliyetinin dışında köylüye örnek ve önder oldular. Hayvan bakımı ve hastalıkları konusunda  köyün veterineri gibi hizmet ettiler. Toprağa ekip biçme, ürün kaldırma ve ağaç bakımı konusunda ziraat mühendisi gibi davrandılar. Enstitüde öğrendiği elektrik ve motor bilgisini kullanarak, köye alınan ilk traktörün arızalanması sonucunda kente çok uzak olup kente götürme imkansızlığında, motor arızasını tespit edip, onarımı yapıp, çalışır hale getirdiler. 
Sağlık memuru olmayan birçok köylerde, ilk müdahaleleri yaptılar. Sıtma, tifüs, verem ve benzeri salgın hastalık başlangıcında sağlık müdürlüklerine ya da hastanelere bilgi verdiler. Örneğin o yıllarda çabuk yayılabilen ve çoğu kez ölümlere neden olan sıtmaya yakalananlara şehirden getirttikleri kinin hapı verdiler.Köy enstitülerinde paylaşarak iş yapmak ve üretmek esastı. Karıncalar ve arılar dünyasında olduğu gibi sıkı bir işbirliği ve yardımlaşma ile birlikte çalışıp, birlikte üretmek en geçerli yöntemdi. Atatürk'ün dediği gibi “Tek bir şeye ihtiyaç vardır. O da çalışkan olmak.” Köy Enstitülüler bu ilkeden hareketle birlikte çalışıp, birlikte üretmişler üretirken de köylülere örnek olmuşlardır.
Hafta içi çalışmaların yanında bakıldığında köy enstitülerinde hafta sonları da pek boş geçmezdi. Sınıflar sıra ile hafta içinde hazırladıkları şarkıları, türküleri, çok sesli müzik parçalarını mandolin, keman, saz ve benzeri müzik aletleri ile icra edip diğer arkadaşlarına müzik ziyafeti sunarlardı. Ayrıca gösteriler, kendi yazdıkları temsiller ve kendi yazdıkları şiirleri, seyirlik köy oyunlarını ve  monologları da sunarlardı. Hasanoğlan ve benzeri bazı köy enstitülerinin bu etkinliklerini çevre köylerde yaşayan köylüler de izlerler ve bazen oyunlara doğaçlama olarak da katılırlardı. Okulun çevre sakinleri ile buluşup birlikte etkinlik yapmaları köy enstitülerinin ortaya koyduğu eğitim sisteminin bir başarısıdır.
Köy Enstitülerinin eğitim anlayışında ezbercilik ya da bilinenleri yineleyip durmak yoktu. Konular hakkında bilgiler edinilir, uygunsa gözlemler yapılır, araştırılır, irdelenir ve sonuçlara ulaşılmaya çalışılırdı. Her aşamasında öğrenilmekte olan konunun ya da olayın nedenleri ve nasılları çözümlenerek sorgulanırdı. Böylece konu hakkındaki bilgiler öğrenci tarafından tamamen içselleştirilirdi. Köy Enstitülerinde “üretimin olmadığı yerde eğitim de yoktur” anlayışı geçerli idi. Köy Enstitülerinde öğrenciler; öğrenirler, öğrendiklerini uygularlar ve uyguladıkları için de unutmazlardı.
İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç (öğrenciler arasında bilinen asıyla “Tonguç Baba”) Kepirtepe Köy Enstitüsü müdürüne yazdığı bir mektupta “Köy Enstitüleri, üretim ağırlıklı eğitim kurumları olduğu gerçeği ile donatılmışlardır.” yazar. Köy Enstitülerinde tüm öğrenciler bu gerçeği bilerek çalışırlar. Enstitü öğrencileri her seferinde daha verimli, daha bol ve daha kaliteli ürün elde etmek için çalışırlar. Ürettikleri ile okul ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra artan miktarları diğer Köy Enstitülerine gönderirlerdi. Her enstitü üretim fazlasını diğer enstitülere gönderdiklerinden enstitüler arası dayanışma ön plana çıkardı. Kim daha çok ürün fazlasını diğer enstitülere göndermiş ise, o enstitü öğrencilerinin gurur kaynağı olurdu.
1942 yılı 2. Dünya savaşı ortamında devlet yöneticilerimizin büyük gayretleri ile savaşa katılmasak da savaşın getirdiği ekonomik zorluklar ve kısıtlılıklar giderek artmış ekmek tayını 175 grama indirilmişti. Bu zorlu günlerin bilinciyle birçok Köy Enstitüsünde buğday ekimi ve hasadı arttırılarak, öğrencilerin düzenli ve yeterli beslenmeleri sağlanmıştır. Öğrenciler hep birlikte; “gün, verimi arttırma günüdür” diyerek çalışmışlardır. Bu sözler ışığında öğrenciler umutla, inançla çalıştılar, hem üretimde hem de eğitimde başarılı oldular. Meyve ağaçlarından ve sebze bahçelerinden topladıklarının bir kısmını kuruttular. Bir kısmını konserve yaptılar. Kalanını da taze tükettiler. Ayrıca yetiştirdikleri bağlardan topladıkları üzüm gibi gıdaları da kurutarak ya da sıkıp, kaynatıp pekmez yaparak hem ürünlerden maksimum verim sağladılar hem de tüketim ömrünü uzattılar. Ayrıca savaş ekonomisi ortamında toz ve kesme şeker bulunmadığı zamanlarda pekmezi tatlı ham maddesi olarak tüketerek belirli bir besin grubunun amaçlarını genişleterek kullandılar. Koyunlardan sağdıkları sütlerle yoğurt, peynir yaptılar. Peynirin fazlasını saklama yöntemlerine uygun olarak tenekelere koyup 12 ay boyunca kahvaltı malzemesi olarak tüketilmek üzere depoladılar. Bakımını yaptıkları arı kovanlarından kestikleri balları da kahvaltı tüketimleri için depolarda uygun koşullarda sakladılar. Enstitülerin duruşu ve öğrencilerin bütün amaçları, üreterek tüketmek ve zorlu yıllarda devlete daha fazla yük olmamaktı.Köy Enstitülerinde Bölgelere, ve coğrafi özelliklere özgü üretim biçimleri ve yöntemleri geliştirilmesine önem ve öncelik verilmekte idi. Örneğin Kars Bölgesi genel olarak hayvancılıkla uğraştığı için Cilavuz Köy Enstitüsünde hayvancılık, sütçülük teknolojisi diğer enstitülere göre daha ön planda uygulanmıştır. Bununla birlikte yine coğrafi koşullara koşut bir biçimde enstitü etkinlikleri ve çalışma branşlarında farklı uzmanlaşmalar de kendiliğinden gerçekleşmiştir. Örneğin yine Cilavuz Köy Enstitüsünde kışın karlı ve soğuk geçmesi nedeniyle enstitü kayak takımı bir çok milli kayakçı yetiştirmiştir. Coğrafi farklılıklara göre üretimde önceliklerin farklılaşmasına bakıldığında 
-Orta Anadolu'da koyunculuk ve  tahıl tarımı,
-Arifiye'de meyvecilik,
-Kızılçullu'da bağcılık, şarapçılık, tütün, pamuk, zeytin, incir yetiştirme,
-Antalya Aksu Köy Enstitüsünde narenciye yetiştirme,
-Trabzon Beşikdüzü'nde deniz kenarı olmasından dolayı balıkçılık ve deniz ürünleri ön plana çıkmıştır.
Köy Enstitüsü öğrencileri bu çalışmaları sırasında Aşılamayı, ilaçlamayı, budamayı, zararlı böceklerle mücadeleyi, hastalıklarla savaşma yöntemlerini de öğrendiler. Bu sıralarda çevreye ve iklim koşullarına uygun sebze ve meyve yetiştirme çalışmaları yaptılar. Yeni ürün dikimleri ve yeni bakım yöntemleri geliştirdiler. Sebze ve meyve türlerine uygun ve doğal gübre kullanımı ile üretimi arttırma çalışmaları yaptılar. Yeni sulama yöntemlerine ilişkin araştırmalar yürüttüler. Köy Enstitüsü öğrencileri üretime yönelik eğitimleri sırasında çok verimli çalışmalar yaparak okuldan donanımlı bir biçimde mezun olup, gittikleri köylerine bilimi ve yeni teknolojileri götürdüler. 
- Köy Enstitülerinde  her öğrenci en az bir enstruman  çalmayı öğreniyor.
1945 yılında Hasanoğlan Köy Enstitüsü'ndeki müzik enstrümanları varlığı listesinde; Müzik salonunda bulunan müzik araç ve gereçlerinin listesi aşağıda belirtilmiştir.
1-260 mandolin, 
2-160 klasik müzik plağı, 
3-55 keman,
4-37 bağlama, 
5-8 akordeon,
6-3 radyo, 
7-3 piyano, 
8-3 davul ve 
9-1 pikap. 
Not: Bu listedeki enstrümanlar, “ilk 20 büyük ekonomi arasında gösterilen 21.yy Türkiyesinin hangi okulunda günümüzde de bulunmaktadır?” diye bir soruyu akla getirmektedir.
Devam Edecek
YAZARIN DİĞER YAZILARI
  EĞİTİMDE  DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ  haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam  Osmanlının son döneminde okuma yazma oranı erkeklerde % 3 kadınlarda % 0,4 iken, 1927 yılında harf devrimi öncesinde bu oran %11 idi. Harf devriminden sonra oran yıldan yıla hızlı bir artış gösterdi. Harf devriminden sonra düzenli ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
ATATÜRK'ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN  EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ BAŞLANGIÇTA EĞİTİMDE DURUM TESPİTİ haberi

ATATÜRK'ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ BAŞLANGIÇTA EĞİTİMDE DURUM TESPİTİ

Dünden devam  Osmanlının son döneminde okuma yazma oranı erkeklerde % 3 kadınlarda % 0,4 iken, 1927 yılında harf devrimi öncesinde bu oran %11 idi. Harf devriminden sonra oran yıldan yıla hızlı bir artış gösterdi. Harf devriminden sonra düzenli ...
ATATÜRK'ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ BAŞLANGIÇTA EĞİTİMDE DURUM TESPİTİ
ATATÜRK’ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

ATATÜRK’ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ

ÖNSÖZDeğerli Muğla Devrim Gazetesi okurları,17 Nisan 1940'ta kuruluşundan bu yana Köy Enstitüleri ile ilgili olarak çok şeyler yazıldı, çizildi. Bu konuda sayısız makale ve kitap yazıldı. Toplantılar, paneller ve konferanslarda anlatıldı. Olumlu ...
ATATÜRK’ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam            Hasan Ali Yücel'in Milli Eğitim Bakanı olması ile daha da yoğunlaştırılan eğitimde yeni arayışlar çabaları dönemin İlköğretim Genel Müdürü olan İsmail Hakkı Tonguç'un hazırlayıp sunduğu ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Okuma çağındaki (6 yaş ve üzerindeki) insanlarımızın yılla ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE  KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Köy Enstitülerinde “Sağlık Memurluğu Kolu” Açılması ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Her Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmen pansuman veya enjeksiyon yapmak, tansiyon ölçmek, akrep sokmaları gibi acil durumlara müdahale etmek gibi temel sağlık bilgileri ve bunları uygulamada kullanacağı malzemelere sahipti ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Köy Enstitülerinde karma eğitim uygulanmaktadır. Köy Enstitüleri uygulamalarına karşı olan çevreler ve sağ siyasetçiler kız ve erkek öğrencilerin aynı sınıfta okumalarının uygun olmadığını ileri sürerek kızların namus ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ