EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     

Her Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmen pansuman veya enjeksiyon yapmak, tansiyon ölçmek, akrep sokmaları gibi acil durumlara müdahale etmek gibi temel sağlık bilgileri ve bunları uygulamada kullanacağı malzemelere sahipti.
Yüksek Köy Enstitüsü kurulması 
1942–1943 öğretim yılında Köy Enstitülerine öğretmen yetiştirmek üzere Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsünün yanına sonradan Yüksek Köy Enstitüsüne dönüştürülecek bir kurs okulu açıldı. Önceleri kurs olarak düşünülen bu okula 1942 Kasım–Aralık ayında diğer Köy Enstitüleri mezun vermediğinden dolayı sadece  Kızılçullu Köy Enstitüsünden 70 ve Çifteler Köy Enstitüsünden 33 öğrenci kurs amaçlı getirildiler. 
7 Ocak 1943 günü Çifteler Köy Enstitüsü öğretmeni Tahsin Müslim Türkbay eğitim başı olarak görevlendirildi. Bu sıralarda kursun yüksek okula dönüştürüleceği söylentileri yayıldı. İsmail Hakkı Tonguç kursu yeterli görmemekte ve yeni arayışlar düşüncesiyle yoğun çalışmalarını sürdürmekteydi. 
1943 yılı Haziran ayının ilk günlerinde yapılan toplantıda Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç'un hazırladığı tasarı görüşülüp, kabul edildi. Bu tasarıya göre köy enstitüsünü başarı ile bitiren öğrenciler yeni kurulan Yüksek Köy Enstitüsünde 3 yıl daha öğrenim görerek, bitirdiklerinde Köy Enstitülerine öğretmen olarak atanacaklardı. 
Yüksek köy enstitüsünün dersleri, fiziki yapıları ve enstitülere kattığı değere ilişkin anektodlar vermek gerekirse örneğin yeni açılan Yüksek Köy Enstitüsünde Talim Terbiye Kurulu üyesi Sabahattin Eyüpoğlu'nun (Bedri Rahmi Eyüpoğlu'nun kardeşi ) önerisi ile bir “sanat bölümü” de eklenmiştir. Bu bölüme bahçe mimarisi, resim, sanat tarihi, müzik, ulusal oyunlar, temsil, ritmik dersler, Türkçe, yabancı dil, jimnastik dersleri gibi dersler konmuştur. Bununla birlikte Yüksek Köy Enstitüsüne 1943 yılı ilk günlerinde Mualla Eyüboğlu adında genç bir mimar yapı kolu başkanı olarak atanmış, binaların ve her türlü yapıların başlanmasında bu mimarın planları uygulanmıştır. Tüm inşaatlar ve her türlü yapıların başlatılması, inşaatı ve bitirilmesi bu mimar önderliğinde usta öğreticilerle nezaretinde öğrenciler tarafından  gerçekleştirilmiştir. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünde öğrencilerin çalışmaları ve işçiliğini sonucunda 1.000 kişilik bir açık hava tiyatrosu inşa edilmiş o yıllara göre gelişmiş ve lüks olan bu açık hava tiyatrosu kullanıma hazır hale getirilmiştir. Enstitünün birçok etkinlikleri, temsilleri, konserleri ve toplantıları burada gerçekleştirilmiştir. Yüksek Köy Enstitüsünde sanat dersleri veren Sabahattin Eyüpoğlu da İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisinden heykel dökümleri sağlayarak açık hava tiyatrosunun önü ve tiyatronun girişini rölyeflerle (kabartma heykellerle ) doldurur. Ayrıca bahçenin çeşitli yerlerine de yapılan heykeller dikilir.
Hasanoğlan'ı Genelkurmay Başkanıyla ziyarete gelen Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Enstitünün koyunlarını güden kız öğrenci Hatice'nin azığından “Sofokles'in Antigone'sinin” çıktığını görünce, henüz şehirdeki gençlerin bile bu kitabı okumadığını belirterek, bütün gençlerimizin kitap okur hale geldiği bir Türkiye'nin kurtulmuş demek olacağını söylemiştir.
Yüksek Köy Enstitüsünde derse giren öğretmenler genel olarak üniversite öğretim üyeleri, profesörler, ülkenin en seçkin eğitimci ve devlet adamları idiler. Köy Enstitüsü  öğrencinin o yıllarda neler yapabileceğinin tipik örneğini Mehmet Erbil'in “Eğitim onurumuz  Köy Enstitüleri ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kitabının 259–261. sayfalarından özetle aktarıyorum:
“Dicle Köy Enstitüsünün kurulma aşamasındaki okul müdürü M. Nazif Evren'in anlatımına göre; 1945 yılı sonbaharında Diyarbakır–Dicle Köy Enstitüsüne diğer enstitülerden gelen öğrenci ekiplerinin çalışmaları ile 17 adet okul binası yapımı tamamlanınca Diyarbakır, Mardin, Urfa, Bingöl, Van, Bitlis, Siirt illerinden 350 öğrenci alınarak eğitim ve öğretime başlanır. Ancak okulun elektriği yoktur. Akşamları gemici feneri ve lüks ile aydınlatma yapılmaktadır. Bakanlığa elektrik temini için başvuruda bulunulur. Bunun üzerine Bakanlık ordudan aldığı bir sahra elektrik motorunu Dicle'ye gönderir. Okulda elektrik üretim binasının, iletim hatlarının  e binaların her odasında prizlerin, duyların takılması, elektrik hatlarının düzgün ve usulüne uygun çekilmesi, sigorta ve şalter sistemlerinin montesi ve elektriğin her binaya, her odaya dağıtımının gerçekleştirilebilmesi için o günün koşullarında 25.000 TL.ye ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç Tonguç'a iletilir. Tonguç ekip göndereceğini söyler. Aradan yaklaşık bir ay geçtikten sonra bir gün Ankara-Diyarbakır Kurtalan Treninin 3. Mevki vagonundan bir çocuk inip okul müdürünün huzuruna çıkar. Çocuk “Hasanoğlan Köy Enstitüsü öğrencisi olduğunu, adının Hasan Gülel olduğunu belirtip, yapılacak elektrik işleriniz varmış. Yapmaya geldim der. Müdür bu zayıf ve çelimsiz çocuğun bu işleri yapabileceğini inanmaz. Çocuğa gidip dinlenmesini ister ve okul öğrenci başkanını çağırıp yatakhaneye gönderir.
Hasan okul öğrenci başkanı ile motoru ve elektrik çekilecek binaları gezdikten sonra bir kağıda alınacak malzemelerin listesini yazıp okul müdürüne verir. Hasan bu malzemelerin en geç iki gün içinde temin edilmesini ister. Listede elektrik kabloları, prizler, duylar,  sigorta, şalter, çivi, 7,5– 8m. boyunda direk, (muhtemelen düzgün, budaksız kavak da olabilirdi) gibi malzemeler bulunmaktadır. Okul müdürü malzeme temini için müdür yardımcısını görevlendirir. 2 gün geçtiği halde malzemeler gelmeyince Hasan Enstitü müdürüne gidip malzemelerin neden getirilmediğinin hesabını sorar.
Hasan aksayan işlerden dolayı öfkeli biçimde Müdüre “Size listeyi vereli iki gün oldu. Hala bir şey yok ortada. Hani direkler? Niye ilgilenmiyorsunuz bu işle” diye çıkışır. Müdür “haklısın Hasan” deyip, beraberce kamyona binip Diyarbakır'a giderler. Malzemeler alınır. Direkleri Mardin yolu üzerindeki kavaklıktan alıp kamyona yüklerler. Gece yarısı okula gelirler. Ertesi sabah Hasan okul öğrencilerinden oluşturduğu bir ekiple işe başlar. 10 gün içinde Dicle Köy Enstitüsü elektrik ışığına kavuşur. Yapılan masrafların toplamı 2.500 TL.dir. Yani öngörülen miktarın 1/10'u. 
Hasan Gülel, elektrik motorunu çalıştırıp binaların odalarında ışıkların yandığını göstererek çalışır vaziyette olduğunu kanıtlar. Daha sonra da  okuluna geri döner. 

Köy Enstitülerini en iyi anlatan  iki şiir ile Köy Enstitülerini daha iyi anlayalım.
KÖY ENSTİTÜLERİ 
Onlar, 
Köy çocuklarıydı. 
Kurumuş çalılar gibiydiler bozkırda. 
Kavrulmuş ekinler gibiydiler. 
Geldiler, 
Yalın ayakları 
Ve 
Yırtık mintanlarıyla geldiler, 
Gönen'e, Aksu'ya, Kepirtepe'ye. 
Ezilmiş, sömürülmüş, horlanmış 
Ve 
Unutulmuştular bin yıldır. 
Ferhat oldular, 
Yardılar İdris Dağını. 
Gürül gürül akıttılar suyunu, 
Hasanoğlan'a. 
Köroğlu oldular, 
Kafa tuttular Bolu Beylerine. 
Yıktılar saltanatını ağaların. 
Tolstoy'u Balzac'ı okudular koyun güderken. 
Mozart'ı, Bethoven'i çaldılar dağ başlarında. 
Moliere'i, Sophokles'i oynadılar. 
Horon teptiler Beşikdüzü'nde kol kola. 
Halay çektiler Yıldızeli'nde türkülerle. 
Diz vurdular Ortaklar'da efece... 
Siz, 
Her gece, 
Mehtaba çıkarken Heybeli'de, 
Onlar, 
Duvar ördüler, 
Çatı çattılar. 
Yıldızlara bakarak yaz geceleri, 
Harman yerlerinde yattılar. 
Kazma salladılar yorulmadan. 
Kerpiç döktüler 
Kerpiç. 
Sızlanmadılar hiç. 
Yakıştı nasırlı ellerine, 
Kitap ve çekiç. 
Başladı yurt harmanında imece... 
Bir gece, 
Karanlık inlerinden sinsice, 
Brütüsler çıktı ansızın. 
Çektiler zehirli hançerlerini, 
Vurdular sırtlarından haince... 
Çıktı mağaralarından yarasalar, 
Çıktı halk düşmanları, 
Üşüştü sülükler gibi üstümüze. 
Emdiler kanımızı, 
Doymadılar. 
Yıktılar umudunu Türkiyemin. 
Aydınlık bir Türkiye gelir aklıma, 
Kalkınmış bir Türkiye gelir, 
Köy Enstitüleri denince.    
                      Özbek İNCEBAYRAKTAR

KÖY ENSTİTÜLERİ UMUTTU VURULUP DÜŞMEDEN
Yüzlerindeki aydınlığı
Yarına taşımak için
Umuda yürüdü köy çocukları
Yüreğini avuçlarına alan düştü yollara
Uyansın diye köylü çiftçiler
Halkın yanan ışığıydı köy enstitüleri
Geldiler, 
Yalın ayaklarıyla,
Sıkılı yumruklarıyla
Ülkemin yarınını aydınlatmak için
Yırtık mintanlarıyla geldiler, 
Ezilmiş, halkların öfkesiylle
sömürülmüş, çiftçinin yürek sesiyle
horlanmış , işçinin bilek sesiyle, geldiler
Geldiler 
İş içinde eğitimi 
Eğitim içinde üretimi yükseltmek için 
Sürekli eğitim, sürekli üretim 
Sonra çiçeklenecekti yurdum.
Geldiler
Gürül gürül akıttılar suyunu, 
Hasan oğlanda yarına umudun
Mozart dinlediler
Betehoven çaldılar.
Balzac Tolostoyu okuyup anlattılar
Bir kıvılcım olup
Dokundular alçakların karanlığına..
Börklüce oldular,
Baş kaldırdılar padişahların zulmüne
Bedrettin yiğitleri..
Bilgi kuşandılar eridi çelik namlular 
Dil yalın kılıç yürüdüler karanlığın üstüne..
Geldiler 
Bazen köroğlu oldular, 
Kafa tuttular Bolu Beylerine.
Karanlığı ayaklandırdılar güneşe yürüdüler
Bir baştan bir başa örgütleyerek bu yurdu 
Yıktılar saltanatını karanlık yüzlü ağaların.
Aldı sazını eline Veysel
Düştü aşk yollarına
kısaldı uzun ince yollar 
Aydınlığa bir adımlık yol kaldı..
Güneşten korkanlar
Başladılar karanlığın içinde saldırıya
Umut fakirin ekmeğiydi 
Ki onlar ekmeğe saldırdılar önce
Açlığa doysun diye halklar…

Balık baştan kokmaya başladı
Ertelendi. Yarına umut
Ertelendi aşk ve hürriyet
Ertelendi yurdumun çiçeğe durması.. 

Yaz gecelerinde yıldızları karartarak
Çektiler hançerlerini 
Gecenin duvarlarına dayanarak
Yürüdüler aydınlığın üzerine 
Ülkemin aydınlık yüzlü köy çocuklarını
Vurdular sırtlarından haince... 

Yıktılar emekçi hakların umudunu 
Yarınlarımızı dinamitlediler ki 
Ucuz köleler yaratacaklar,
Sağır kulaklar yarattılar..

Karanlığın duvarlarını arkasına alarak
Sardı yaldızlı bitler her yanımızı
Sevdamızı üşüttüler soğuk namlularla
Karanlığın süngüsüne asılı kaldı hürriyet….

Oysa köy enstitüleri 
halkın yarına büyüttüğü bir umuttu 
kahpece arkadan vurulup düşmeden….

Abdullah ORAL
YAZARIN DİĞER YAZILARI
  EĞİTİMDE  DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ  haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam  Osmanlının son döneminde okuma yazma oranı erkeklerde % 3 kadınlarda % 0,4 iken, 1927 yılında harf devrimi öncesinde bu oran %11 idi. Harf devriminden sonra oran yıldan yıla hızlı bir artış gösterdi. Harf devriminden sonra düzenli ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
ATATÜRK'ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN  EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ BAŞLANGIÇTA EĞİTİMDE DURUM TESPİTİ haberi

ATATÜRK'ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ BAŞLANGIÇTA EĞİTİMDE DURUM TESPİTİ

Dünden devam  Osmanlının son döneminde okuma yazma oranı erkeklerde % 3 kadınlarda % 0,4 iken, 1927 yılında harf devrimi öncesinde bu oran %11 idi. Harf devriminden sonra oran yıldan yıla hızlı bir artış gösterdi. Harf devriminden sonra düzenli ...
ATATÜRK'ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ BAŞLANGIÇTA EĞİTİMDE DURUM TESPİTİ
ATATÜRK’ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

ATATÜRK’ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ

ÖNSÖZDeğerli Muğla Devrim Gazetesi okurları,17 Nisan 1940'ta kuruluşundan bu yana Köy Enstitüleri ile ilgili olarak çok şeyler yazıldı, çizildi. Bu konuda sayısız makale ve kitap yazıldı. Toplantılar, paneller ve konferanslarda anlatıldı. Olumlu ...
ATATÜRK’ÜN AYDINLANMA HAREKETLERİNDEN EĞİTİM DEVRİMİ VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam            Hasan Ali Yücel'in Milli Eğitim Bakanı olması ile daha da yoğunlaştırılan eğitimde yeni arayışlar çabaları dönemin İlköğretim Genel Müdürü olan İsmail Hakkı Tonguç'un hazırlayıp sunduğu ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Okuma çağındaki (6 yaş ve üzerindeki) insanlarımızın yılla ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE  KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Köy Enstitülerinde “Sağlık Memurluğu Kolu” Açılması ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Her Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmen pansuman veya enjeksiyon yapmak, tansiyon ölçmek, akrep sokmaları gibi acil durumlara müdahale etmek gibi temel sağlık bilgileri ve bunları uygulamada kullanacağı malzemelere sahipti ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ haberi

EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dünden devam     Köy Enstitülerinde karma eğitim uygulanmaktadır. Köy Enstitüleri uygulamalarına karşı olan çevreler ve sağ siyasetçiler kız ve erkek öğrencilerin aynı sınıfta okumalarının uygun olmadığını ileri sürerek kızların namus ...
EĞİTİMDE DEVRİM VE KÖY ENSTİTÜLERİ