TOTALİTER REJİM UYGULAMALARI İTALYA ÖRNEĞİ: FAŞİZİM DERS-2


“Totaliterlik kavramının İtalya’da yine Mussolini tarafından siyasi literatüre kazandırılmış olması nedeniyle yine Mussolini tarafından kullanımı yaygınlaştırılan faşizm ile totaliterlik çoğu zaman eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

…İtalya’da daha sonra totaliter rejimi kuran aşırı sağcı hareket Birinci Dünya Savaşı öncesinde İtalya’nın savaşa girmesini savunan Mussolini’nin savaş yanlısı tutumu nedeniyle Sosyalist Parti’den uzaklaştırılması ile güç kazanmıştır. (R. Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının Refah Partisi’nden(RP) ayrılarak AKP’yi kurdukları gibi.) Savaş Demetleri olarak adlandırılan bu hareket, savaş öncesi ekonomik krizin yoksullaştırdığı milliyetçileri bir araya toplamıştır. Savaştan sonra kriz daha da derinleşmiş, eski askerler, işsizler arasına katılmıştır. (Bizdeki Koalisyon hükümeti döneminde, ülkenin girdiği kriz sonrasında uyguladığı ekonomik politikaların iflas etmesi sonucu, halkın, yeni kurulan AKP’yi kurtarıcı olarak görmesi sonucu; AKP’yi iktidara taşımasıyla son bulmuştur. Fakat iktidara gelen AKP, kendisinden önceki Koalisyon hükümetinin aldığı ekonomik kararların çizgisine dahi dokunmadan uygulaması, “Gelen gideni aratır” cümlesini doğrulamıştır. Dünya konjonktürünün ve 80 yıllık Cumhuriyet dönemi yatırımlarının özelleştirilmesi veya peşkeş çekilmesi sonucu; para bolluğu nedeniyle birkaç yıl işler iyiye gidiyor gibi gözüktü. Bu arada Türkiye’nin 80 yıllık dış borcu 130 milyar dolar iken, AKP ‘niniktidara gelmesinden sonra dış borcumuz 500 milyardolara çıkmıştır. Üretmeden yapılan harcama (ithalata dayalı) bütçede açıklar vermesi edeniyle işsizlik artmış, bu gün tıkanma noktasına gelmiştir. AKP, dini siyasete alet ederek toplumu kandırmış, hesap veremeyecek duruma gelmiştir. Böylece Cumhurbaşkanı’nındemokrasiye inanmadığı için Anayasayı ve yasaları çiğneyerek; yasa dışı bir yönetim uygulamasını devam ettirmektedirler. Bu nedenle; son anayasa değişikliğiyle topluma hesap vermek şöyle dursun, özgürlüklerin, demokrasinin son bulmasının önünü açarak ülkeyi diktatörlüğe taşımak istemektedirler! On beş yıldır ülkeyi yöneten AKP, hiçbir zaman halktan yana olmamış, Cumhuriyeti içine sindirememiştir. Tek adam yöntemini uygulayan AKP,  “Yurtta sulh, cihanda sulh.”  yerine, yurtta savaş, dünyada savaş politikasına yönelinmiştir.)

…Siyasi istikrarsızlık, Sosyalistlerinde zaman zaman bu hükümetin içinde olması nedeniyle en çok faşistlere yaramıştır. 1922 yılında Kara Gömlekliler (Mussolinini’nin vurucu timi) olarak da anılmaya başlayan grupların Roma’ya doğru harekete geçmesi üzerine dönemin hükümeti istifasını vermiş, yeni hükümeti kuracak bir isim bulunamayınca, siyasal kargaşanın büyümesinden korkan Kral, hükümeti kurma yetkisini Mussolini’ye vermiştir.

…İktidarının ilk yıllarında Mussolini hükümeti askerler, iş çevreleri ve merkezi sağ tarafından desteklenen bir hükümet görüntüsü çizmiştir. Öte yandan iktidarın ilk dönemlerinden itibaren İtalya’daki kurumları dönüştürmek amacıyla bir dizi adım atmıştır. (AKP’yi kuran muktedirler de aynı yolu izlemektedirler.) Savaş Demetleri’ni silahlı kuvvetlerin bir parçası haline getirmiş, bir yandan da paramiliter örgütler oluşturmuştur. (AKP’nin AK Trolleri gibi. Saldır dediğinde saldırıyor, kurşunla dediğinde kurşunluyor, öldür dediğinde öldürüyor. Hiçbir resmi görevleri yoktur!) Söz konusu paramiliter örgütler rejimin muhaliflerinin sindirilmesinde kullanılmıştır. …Kara Gömleklilerin yanı sıra kurulan gizli polis örgütü totaliter rejimlerin yukarıda bahsedilen özelliklerinden biri olan gözetim ve şiddetin uygulanmasını sağlamıştır. 1926’da Faşist Parti dışındaki partiler yasa dışı ilan edilmiştir. (Bizdeki uygulama da, Anayasa değişikliğinden sonra, siyasi partiler, birkaç yıl sonra yasa dışı ilan edilecektir. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olamasın!) Rejimin güç kazanmasıyla birlikte, 1925 yılından itibaren basın üzerindeki baskılar da giderek artmıştır. Hükümet haber kaynaklarını devlet tekeline alabilmek için büyük gazetelere baskı kurarak yöneticilerine, destekçilerini getirmiştir. 1928 yılına gelindiğinde ise gazeteci olarak Faşist Parti’ye üye olmakla mümkün hale gelmiştir. (Bosworth, 2005, 217).

(Günümüzde AKP iktidarının büyük gazetelere el koyarak; yandaşlarına verdiği gibi. Buna en iyi örnek iş adamlarından toplanan para ile “Sabah Gazetesi’nin bir yandaş kuruluşa verilmesidir. Diğer büyük gazetelere “Maliye” memurlarını göndererek baskıkurmuş, iktidar aleyhinde yazan gazetecilerin işine son verilmiş, birçoğu da sorgusuz sualsiz içeri tıkılmıştır.)

Siyasi alanda Mussolini’ninrejimi totaliter hale getirmek için attığı ilk adımlardan birisi seçim kanunu değiştirmek olmuştur. (AKP, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası; ülkeyi KHK ile yönetmeye başlaması ve darbecileri değil de, darbeyle ilgisi olmayan insanların işine son verilmesi ve Yüksek Seçim Kurumu’nun (YSK) devre dışı bırakması, anayasa değişikliğiyle bunu süreklihale dönüştürmek istemesi, bir örnektir.) …1925 yılından itibaren Mussolini, İtalyanca’da “Lider” anlamına gelen “llDuce” unvanını kullanmaya başlamıştır. Dolayısıyla İtalya’da Lider Kültünün oluşturmaya başladığı dönemi bu tarihten başlatmak mümkündür. …Lider kültü sayesinde Mussolini daha öncede belirtildiği gibi birden fazla bakanlığı kişisel olarak yönetebilmiştir.

(Recep Tayyip Erdoğan’a “Reis” diyenlerde, İtalyan Faşist lider Mussolini benzeri bir lider kültü oluşturmaya çalışmaktadırlar. RTE öyle ilahlaştırılıyor ki; ağzından çıkan her kelime, sorgulanmadan, sormadan, araştırmadan doğru kabul edilerek; bir yüceliğe yerleştirilmeye, tanrısallaştırılmaya çalışılmaktadır! Tarafsız olması gerekirken, hükümeti tek başına yönetiyor. Erdoğan’ın istemi dışında hiçbir bakanın, hiçbir milletvekilinin, parti yöneticisinin hareket etme olasılığı yoktur. Bu nedenle “Anayasa” değişikliğinin tek adamlığı pekiştireceği gibi, geleceğimizi de kuşaklar boyu karanlığa sürükleyeceğini görüyoruz, biliyoruz, söylüyoruz! Anayasa değişikliğine bunun için HAYIR diyoruz!

Saygılarımla.)

 

Not: Bu yazıda, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji Bölümünden, Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler kitabından yararlanılmıştır. 

 

Kemal GÜRBÜZ-8 Şubat 2017    

 

Kemal GÜRBÜZ

11.02.2017

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI