Saçlarını Gazetecilikte Ağartmış HALİL EĞRİBOYUN

 Saçlarını Gazetecilikte Ağartmış

HALİL EĞRİBOYUN

 

"... Al baharımı mavi dağlar

Yarim gurbet elde ağlar

 

Lâle der ki behey Tanrı

Benim boynum neden eğri

Yârdan ayrı düştüm gayrı

Benden alâ çiçek var mı hey!

 

Çayır çimen oldu dağlar

Yârim gurbet elde ağlar."

(Aşık Veysel'den derleyen:Muzaffer Sarısözen)

-0-

Gazetecilikte,  mesleksel haklar yönünden zaman kaybım olmadı. 1958  güzünde, üniversitede okumak için vardığım  İzmir'de,  % muhabirliğe geçmeye  geldiğim Ege Ekspres Gazetesinde,01.02.1959’da mukavele  (sözleşme) imzaladım. 1961'de sarı basın kartı,  20.04. 1979'da Basın Şeref Kartı aldım. 2009 yılında ise,  bu mesleğin "50.  Altın Yıl" onurlandırılmasına nail oldum.

Bu süre  içinde,  Halil Eğriboyun kadar,  gazeteciliğe  kendisini adamış az insan  gördüm.  Halil,  erken gençliğinde,  bölge ve yurt gazetecilerinin Muğla temsilcilisini üstlendi.  Bunun için en geçerli yöntem olan,  yerel gazetelerle sıkı bağlantı içinde oldu.

Haber peşinde koştu,  köşe yazıları yazdı.   

Bırakın Muğla'yı, İzmir'de gerçekleşen mesleksel etkinlikleri kaçırmamaya çalıştı.   

Hele  İGC  kongrelerini, bu derneğin  üyelerinden ziyade  izledi.

Doyabilirim ki;  Halil Eğriboyun,  saçlarını,  değirmen damında değil, dürüst yapıldığı takdirde öğretmenlik gibi kutsal olduğuna inandığım gazetecilik mesleğinde ağarttı.

Yeri geldikçe,  bu yola adım atmış gençlere öğütlerimden biri şudur:

-Ya kitabı yazılacak işler yap ya da yarına kalacak bir kitap yaz!

Halil kardeşim,  bu yolun,  her türlü zahmet ve çileyi göze almış yolcusu.

Muğla'ya her   gelişlerimin,  uğramayı sektirmediğim durakları Büyükşehir ve Menteşe belediyeleri, Sahaf-Kitapçı, Diş Hekimim Onur Alp'in polikliniği,  Devrim Gazetesi ve Muğla Kültür Evi.

Bu ziyaretlerimde görmeden edemediğim simaları Osman Gürün, Taner Yiğit, Cumhur Çoban, Bahattin Gümüş, Sadettin Özbek, İbrahim Ergin,  Bahattin Uyar,  Sakin Koşar,  Nabide Kılınç,  Halil Eğriboyun ve daha birkaç fikir yoldaşı.

Halil hemen her seferinde,  yeni birkaç dizesini fısıldar kulağıma, yaptığı,  yapmakta olduğu,  yapacağı işlerden söz eder kulağıma. Benim aslî görevim ne? Üretebileceğine inandığım yetenekleri üretime yönlendirmek, teşvik etmek.

İÜ Yükselecek Demirel  gibi, Göztepe'den Muğla'ya inmiş  olan Halil -Ki, soyadının hilafına boynu eğri değildir-, yaşamını  gazeteciliğe, daha  geniş söylemle  kalem işçiliğine adamıştır.

Birkaç yıldır,  hemen her görüşmemizde kulağıma,  12 Eylül'e başkaldırıyı;  bazı CHP önde  gelenlerinin bu bağlamdaki çabalarını kitaplaştırmakta  olduğunu  fısıldıyordu. Bu vaadi  gerçekleşirdi.  Hevesli meslekdaşımın kitabının adı:

"12 CHP'li Başkandan

12 Eylül'e Başkaldırı"

Önsöz'ün,  16. ve 22.  Dönem CHP Milletvekili Mustafa Gazalcı'nın yazdığı  kitap 174 sayfa.  Siyah - Beyaz Yayınlarında çıktı.  Yazarın kısa bir yaşam öyküsünün ve "Önsöz"ün ardından asıl konuya giriyor ve sonda seçilmiş  kaynakça yer alıyor. (İçindekiler'in olmaması bence bir eksiklik.)

"12 Eylül'e 12 Başkaldırı”

Ege bölgesi ağırlıklı olmak üzere,  CHP'li 12 il başkanın faşizme karşı savaşımının destansı öyküsünü sergiliyor.

İşin güzel yanı; bu savaşımın  kahramanlarıyla tek tek görüşülmesi ve temel kaynaklara başvurularak,  tarihe dip not düşülmesi. Bu ilk kitabı, okurlara,Halil Eğriboyun'dan yeni ve daha iyi eserler bekleme hakkı veriyor.

"Bir ulu ağaçtan bir yaprak düşse

 O anda acısın duyar iniler

Katlansa acıya sakince geçse

Esen rüzgârlara uyar iniler

 

Dağlar çiçek açar Veysel dert açar

Derdine düştüğüm yâr benden kaçar

Gerçek âşık olan kendinden geçer

Derdini âleme yayar iniler"

                                       (Aşık Veysel)

YAZARIN DİĞER YAZILARI