“Yatağan’da Yetişenler” Kitabı !?

                    “Yatağan’da Yetişenler” Kitabı !?

18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 102’inci yılı kutlamaları sırasında yapılanları görünce canım sıkıldı… TSK üç afiş bastırıyor, üzerinde “Atatürk” resmi yoktu… Atatürksüz Çanakkale Zaferi mi kutlanırmış!? Bu durum aynen; o gün göndere ay-yıldızlı Türk Bayrağı yerine, Osmanlı Bayrağı çekmeye benziyordu… Kutlamalar sırasında köprü açılışı bahanesiyle bol bol referandum propagandası öne çıkarılıyordu… Fena halde içim burkuldu…

Böyle zamanlarda hep yaptığım gibi, küçük kitaplığıma gidip, tarihi ve belgesel kitapları karıştırırken; Tarcan Oğuz arkadaşımızın 2006 yılında bizim gazete DEMEÇ’in de basıldığı Anıl Ofset’te basılan “Yatağan’da Yetişenler” kitabı elime geçti…

Kitaba Önsöz yazanlardan Belediye Başkanımız Hasan Haşmet Işık şöyle diyordu: “…Tarcan Oğuz; küçülen dünyada birbirimize karşı yabancı kalmayalım anlayışıyla, tanımadıklarımızla bizleri buluşturmaya, tanıştırmaya çalışıyor… Yatağan’da böyle bir eksikliği giderdiği için tebrik ediyor, sevgi ve saygılar sunuyorum” diyordu…

Duayen Gazeteci Ünal Türkeş; “…Yaşanan zamana tanıklık etmenin sorumluluğu, değerlerin ilkini oluşturur… Bunun yazıya dökülmesi, değerlerin ikinci, yazıların ve sayfaların okura sunulması ise üçüncü aşamasını oluşturur… Tarcan Oğuz bize, işte bu değeri kazandırıyor…” diyordu…

Tarcan Oğuz kendisi de; “…Yaşadıkları çağın sorumluluklarını yerine getirip de, iz bırakanlar unutulmamalıdır!.. Bu kitapta yer alanlar çalıştılar, didindiler ve ürettiler!.. Bunca çaba, fedakârlık neticesinde bizlere iyilikler, güzellikler sundular… Kitabım yayımlandıktan sonra eksiklerimle yüzleşeceğimi biliyorum… Belki ‘bizlerin alın teri de toprağa çok düştü, niye bu kitapta biz ve bizimkiler yokuz?’ diye sitem edeceksiniz… Haklısınız… Ama süreç devam edecektir, bu bir başlangıçtır, devamı da sizlerden gelsin, bizler de her türlü yardımı yapalım…” diyordu…

Önce Bozüyüklü büyüklerimizden başlayarak, Yatağan’ın özel ve güzel insanlarını bir daha okudum, her sohbette kendi yöresinin insanlarını öven bizim Gedik Dişli Müdür İsmet’i bile kıskandıracak yeni bilgilere ulaştım, haberi olsun…

Biliyor musunuz, tam 21 yıldır kopamadığım şu basın dünyasına beni zorla iten adam, işte bu Tarcan Oğuz’dur!.. O yıllarda Yatağan’daki tek gazetemiz, haftada bir çıkan “Yatağan Gazetesi” idi… Bu adam benim yazı kabiliyetimi överek kandırdı, gazete sahibi rahmetli Çetin Erim ağabeyin matbaasına götürdü… Ben de Çetin ağabeye; sadece siyasi-mizah yazılar yazabileceğimi, kendisine birkaç örnek getireceğimi, beğenirse eğer gazetesinde basmasını söyledim…

O yıllarda siyasi malzeme boldu; Demirel, Özal, Ecevit, Erdal İnönü, Yıldırım Akbulut, Baykal, Erbakan, Türkeş, Tansu Çiller ile Esat Kıratlıoğlu, Mesut Yılmaz filân vardı… Herkes siyaseti de, gülmeyi de çok seviyordu, liderler çok mütevazıydı… Yazılar tuttu, bizim de hevesimiz arttı…

Merhum Erbakan Meclis kürsüsüne kadayıfla, pazar filesiyle çıkıyor, bol bol Yıldırım Akbulut fıkraları anlatılıyor, herkes Mesut Yılmaz’ı taklit ediyor, 1970’li yılların iki düşman kardeşi olan Demirel ile Ecevit bile barışmış, Erdal İnönü Başbakan Yardımcısı olmuştu… Hatta bir gün Diktatör Saddam’ı ziyareti sonrasında havalimanında kendisini karşılayan sağcı gazeteciler; “Sayın İnönü, Bağdat’ta Saddam’ın elini sıktığınız söyleniyor, bu doğru mu?” diye sorduklarında, İnönü hınzırca gülerek; “Yahu Saddam’ın elini sıkmayacaktım da, ya neresini sıkacaktım!?” diye karşı soruyla cevap verince, o gazetecileri ters köşeye yatırıyordu…

İşte ilk bu konuları yazarak, bir türlü şu yakamı kurtaramadığım gazeteciliğe başlamış, Ünal Türkeş yazılarımı okuyup; “Bu güzel mizahî yazılarını, bir zahmet Devrim Gazetesi’ne de gönder, çok sevileceğinden eminim” deyince, tüm Muğla sathına da yelken açmıştım…

Bizleri seversiniz-sevmezsiniz; yaptığımız işleri beğenirsiniz-beğenmezsiniz, biz buna karışamayız!.. Ama lütfen bu konularda emek verenleri eleştirirken, bir kenara oturup, bir de şöyle sorunuz: “Şunların yaptığı bir şeye benzemiyor ama, peki bugüne kadar ben ne yaptım, hangi konuda çalışıp da, bu topluma ne bıraktım!?” diye sorunuz… Teşekkür etmeyebilirsiniz, ama hiç olmazsa böylesi çaba ve çalışmalara burun kıvırmaz, eksik aramazsınız! Bizler Yatağan’ımız için elimizden geleni yaptığımız kanaatindeyiz… Daha iyisini yapabiliyorsanız eğer, bir zahmet bunu kendiniz yapınız… Zati hiçbir işte mükemmellik yoktur, o iş sadece Tanrı’ya mahsustur!.. Mükemmellik bir hedeftir, sadece oraya doğru bir gidiş vardır, hepsi budur!..                                   
YAZARIN DİĞER YAZILARI
   Devrim Gazetesi Ailesi Öksüz Kaldı... haberi

Devrim Gazetesi Ailesi Öksüz Kaldı...

  Devrim Gazetesi Ailesi Öksüz Kaldı...
Devrim Gazetesi Ailesi Öksüz Kaldı...
    Üreticilere İthalat Darbesi !.. haberi

Üreticilere İthalat Darbesi !..