SEVGİLİ ARKADAŞIM TURAN ÖZDEMİR

                                                  SEVGİLİ   ARKADAŞIM   TURAN   ÖZDEMİR

Arkadaşım Turan Özdemir’i kaybettiğimiz haberini arkadaşım Recep Helvacı, ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in 116.doğum günü için düzenlenen anma etkinliği öncesi Muğla Konakaltı Kültür Evindeyken ulaştırınca çok üzüldüm. Şok oldum. Tesadüfe bakın ki Usta Nazım’ın eseri olan ‘’Mavi Gözlü Dev’’ filminde Turan, Peynirci Nuri karakteriyle beş kuruş para almadan gönüllü olarak rol almıştır. Bundan 3 sene önce yaptığımız Yatağan’da İz Bırakanlar adlı kitabımda da yer alan söyleşide bunu bana zevkle övünerek anlatmıştı. Turan, Nazım hayranıydı. Eserlerini, şiirlerini çok severdi. Bizim için acı olan ise Usta Nazım’ın doğum gününde Turanı yitirmemizdi. Bunun bir açıklaması olmalı diye de o gün çok düşündüm. Her ikisinin de ruhları şad olsun.  Vefatından bir hafta önce çok sevdiği ailesini, annesini, arkadaşlarını ve dostlarını görmek için ilçemize gelmişti. İlk olarak her zaman yaptığı gibi ilkin benim yanıma gelir, daha sonra sırasıyla tüm sevdiklerini dolaşarak hasret giderirdi. Son gelişinde iki saate yakın sohbet ettik. Ülke sorunları, edebiyat, tiyatro, sinema, reklam dünyası ve dizilerden konuştuk. Her ikimiz de kitap okumaya meraklı olduğumuz için birbirimize kitaplar önerisinde bulunduk. Ben ona Mimar Ertuğrul Aladağ’ın ‘’Filvari Usta’’ ve Tülay Kayar arkadaşımızın ‘’Muğla’da Güz Baharı’’ adlı eserlerini tavsiye  ettim. Yerli yazarların eserlerini hep merak eder, değer verirdi.  O da bana İranlı yazar Sadık Hidayet’in ‘’Kör Baykuş’’, Levent Tülek’in ‘’Pitbull’’ ve Hasan Ali Toptaş’ın 2013 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü aldığı ‘’Heba’’ adlı eserini  okumamı tavsiye etti. Geçenlerde İzmir’e gittiğimde Konak Pier’deki  Remzi Kitabevi’nden her üçünü de satın aldım. Okurken hep Turanı hatırlayacağım. Turan, iki saat sonra yanımdan ayrılırken ‘’Yatağanı çok özledim, biraz Mandal Mahallesini dolaşacağım, arkadaşlarımı göreceğim.  Yarın yine beraber olalım. Bozüyük- Pınarbaşı ve daha sonra da Muğla’ya gidelim mi Turgay?’’ dedi. Ben de’’ Tamam, olur’’ diye cevap vermiştim.  Meğerse arkadaşım bizlerle, ailesiyle ve Yatağanla vedalaşmaya  gelmişmiş...  Son görüşmemiz bu oldu. Bu yazıyı yazarken son anımız gözümün önüne geldikçe hüzünleniyorum, üzülüyorum. Turanla çok anımız vardır. Gençlik yıllarımızdan başlayan arkadaşlığımız Yatağan dışında Bodrum’da da devam etti. Her yaz Ortakent—Yahşi  Yalısında buluşur saatlerce ettiğimiz sohbet  denizin içinde yüzerken de devam ederdi. Arada bir sevgili arkadaşımız Zafer Çetiner’de sohbetimize katılırdı. Ortakent’te her daim Yatağan’dan mutlaka  söz ederdik. Kültür Sarayının olmamasına çok üzülürdü. İçinde sinema, tiyatro, dans ve bale salonu olan bir binanın yapılmasını arzu ederdi. Ayrıca idealinde Yatağan’da  bir tiyatro gurubu kurmak vardı. Ne yazık ki olmadı. İlçe Belediyemiz adını  Amfitiyatroya verecek olması sevindiricidir. Adının yaşatılır olması bir ölçüde Yatağanlılar içinde gururdur. Bunu gerçekleştirecek  olan meclise ve  başkanımız Hasan Haşmet Işık’a şimdiden teşekkür ederiz. Bir gün denizde yüzerken  ‘’Turgay, Anton Çehov’un ‘’ Vişne Bahçesi’’ adlı eserini mutlaka okuyacaksın ve yarından sonra bu kitabın yorumunu yapacağız.’’ dedi. Yazlık evimdeki kitaplıkta Cumhuriyet Kitaplarının arasında Vişne Bahçesi de vardı. Okudum  ve ertesi gün bu güzel eseri beraber  yorumlamıştık. Birçok Rus yazarın klasik eserlerini  okumuştum ama Çehov’un adını ve eserinin adını duyduğum halde nedense okuyamamıştım. Turan sayesinde Çehov ile de tanışmış oldum. Aydın adamdı. Üretkendi. Çok kitap okurdu. Deli dolu yönleri de olsa onun iyi bir insan olduğunu bilirdim. Hümanistti. Paylaşmayı severdi.  Atatürk’ü, Uğur Mumcu’yu, Tarık Akan’ı, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını çok severdi. İktidarın sanatçılara baskısını çok kızar ve her daim eleştirirdi. Tatlı hoş sohbetlerini çok özleyeceğim. Artık ne yazsak boş.  Yıldız adam yıldızlara karıştı. Sözün bittiği yerdeyiz. Turan fizik olarak yok ama arkasında bıraktığı eserlerle her daim anılacaktır. Turan Özdemir’in iki tane çocuk oyunu yazdığını aranızda bileniniz az olmalı. Oynadığı tiyatro oyunları, sinema filmleri ve dizilerle adı, her daim sevgiyle anılacaktır. İnsan sevdiği arkadaşının ölümü sonrası adına ithafen yazı yazması zor olsa gerek. Benim için şu an böyle bir durum olsa da gerçeklerden kaçamıyorsunuz. Rahmetli babası Ahmet Necati Özdemir’in ilk dönem ilçemizde belediye başkanlığı yaptığı zamanda şehir mezarlığında, arkadaşlarımız Akın Gürpınar ve Feyyaz Demirtaş ile birlikte diktiğimiz çamların altında ebedi istirahatine çekilen Turan arkadaşımızın toprağı bol olsun. Hepimizin başı sağ olsun. Seni hiç unutmayacağız. Işıklar içinde uyu sevgili arkadaşım.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI