SİZ NEREDEN…

SİZ NEREDEN…
Muğla Ortaokulu 2. Sınıfta iken tabiat Bilgisi ve Tarım dersleri öğretmenimiz Nuri Şungar Bey, 65 yaşında idi o yıl emekli oldu.
“Halkalı Ziraat” mezunu, aslen Bozarmut köyünden olan öğretmenimiz, şivesini de hemen hemen hiç değiştirmemişti…
Birçoğumuzun babasının da öğretmeni olan sevimli “Nuri Dayı”mız öfkelendiğinde:
“D..us’un oğlu buban iyi adamdı sen nereden dürüdün –türedin –“ diye bağırmasıyla hepimizi güldürürdü.
Şimdi Cumhuriyet ve Atatürk’e dil uzatanları görünce…
Öğretmenimin bu sözü aklıma geliyor ve şöyle değiştiriyorum… “Ulan sizin ananız babanız da mı böyleydi? Siz nereden…”

CEHALETLE SAVAŞ…
Öğretmen okulları marşının en anlamlı dizelerinden ikisi şöyledir: "Candan açtık cehle karşı bir savaş… Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun." Bu marşı canla başla yürekten söylerdik ve buna inanırdık… Ne yazık ki hedefe ulaşılamadan öğretmen okulları da köy enstitüleri de tarih sahnesinden silindiler…
Cehaleti yenmeden ülkemize huzur gelemeyecek, çünkü politikacı cahili ve cehaleti bir silah gibi kullanıyor.

DÜŞÜNEN Mİ, İNANAN MI?

Yaşamı, var oluşumuzu derinden algılamak; dünyayı öğrenmek, okumak, bilgi edinmek, edinilen bilgiler üzerine fikir yürütmek, düşünce üretmek zor olan yoldur…
Bir felsefi doktrine, dine, bir mürşide inanıvermekse kolay yol…
Kemal Atatürk, bize zor olan ama ülkenin geleceği için yararlı olan "bilim yolu"nu göstermişti.
Ucuz politikacılar ise halka kolay yolu öneriyor…
Halk da, yukarıdan maddi destek ve özendirme gördüğü için bu yolu seçiyor…
Sonuç: düşünmeyen, yalnızca inanan yığınlar ve belirsiz bir gelecek!

TÜRKİYE’M…
Bölgelerin tamamını, neredeyse tüm illerini gezip dolaştım…
SEN; o kadar büyük, o kadar güzel, o kadar etkileyicisin ki…
Gücüm yettikçe gene gezeceğim... Ne yazık ki anılarla yaşama dönemi de giderek yaklaşıyor…
Seni düşündükçe, beynimin kıvrımlarına yerleşmiş anılarım gün yüzüne çıktıkça, türkülerini, kahramanlık destanlarını dinleyip okudukça, duygulanıyorum… Gökyüzünde nazlı nazlı dalgalanan al bayrağımızın gölgesinde istiklal marşımızı okurken göğsüm gururla kabarıyor, gözlerim nemleniyor GÜZEL ÜLKEM TÜRKİYE’M...

KADIN

Kadın, sosyal ve ekonomik yaşamın her alanında erkekle yan yana, omuz omuza, el ele yer almak durumundadır. 
Kadının çalışma alanlarından uzaklaştırıldığı, evine hapsedildiği, sadece bir cinsel obje gibi düşünüldüğü ve ondan yalnızca ev işleriyle uğraşmasının, çocuk doğurup çocuk büyütmesinin beklendiği bir toplum kesinlikle çağdaş olamaz…
Böyle bir ülke, ekonomik kalkınmasını sağlayamayacağı gibi çağdaş ülkeler içinde asla saygın bir yer edinemez.

İSPANYOLLARIN DEDİĞİNE GÖRE, 
UZAYLILAR TÜRKÇE’YE BENZEYEN BİR DİL KULLANIYORLARMIŞ…
Bakmışlardır ki dünyada en kurallı, müzikalitesi en güzel dil Türkçe... "Bu dili öğrenip konuşalım," demişlerdir. Akıllıca bir davranış… Helal olsun Uzaylılara… 
Yazıklar olsun Türkçeyi doğru dürüst kullanmayanlara… Konuşurken-yazarken yeterli özeni göstermeyenlere…

YAZARIN DİĞER YAZILARI