Umman Sultanı’ndan Dost Kazığı (mı) !?

Umman, bir çizmeye benzeyen Suudi Arabiyya yarımadasının Güneydoğu burnunda yer alan ve Türkiye’nin yarısı kadar bir ülke… Halkı Müslüman ve o yörede yer alan diğer ülkeler gibi demokrasiden uzak, tam 47 yıldır da “Seyid El Abu Kâbus” adlı bir “Sultan” tarafından tek adam olarak ve demir yumrukla yönetilmektedir…

Çoğu gazetelerimizde 28 Şubat 2017 tarihinde bir haber çıktı… Bu Umman Sultanı olan hazret; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne, boyu tam 61 metre olan bir savaş gemisi hediye etmiş… Ulan bu Rumlar senin “dayının dayısı, kepeneğinin kıyısı” değilken, bir komşuluk ve tarihi bir kan bağı yokken, milyonlarca dolar değerindeki bu savaş gemisi ne diye onlara hediye edilir, anlamak mümkün değil!?

Geminin teslim töreni sonrasında iyice şişen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Savunma Bakanı Fokaidesaynen şunları söylemiş: “Kıbrıs’ın ne coğrafyası, ne de düşmanları hiç değişmeyecek!” demiş…

Ba ba baaa… Dikkat ediniz, “Kıbrıs Rum Kesimi’nin coğrafyası” demiyor da, bütün olarak ve Kuzeydeki Türkleri de yok sayarak; “Kıbrıs’ın coğrafyası” diyor!.. Bu Rum Bakana Allah biraz akıl-fikir verir inşallah; ulan oranın coğrafyası 20 Temmuz 1974 yılında değişti, 1983 yılında da “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti” kuruldu, sen hâlâ bunu görüp, anlayamadın mı!?

Bakınız, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, ünlü Türk Denizcisi Pirî Reis, 30 gemilik ‘Süveyş Donanması’ ile yola çıkıp, Umman’a gitti… 1951 yılında Portekizlilerin elindeki ve şimdi Umman Başkenti olan “Maskat”ı aldı… Hürmüz Kalesi’ne sığınan Portekizlilere oranın halkı yardım etti, paşa bu kaleyi alamadı… Pirî Reis bu işe kızıp, şehri yağmalattı… Ama, oraların imarı için Osmanlı çok paralar harcadı, uzun yıllar orayı yönetti…

Kendi Müslüman olduğu halde, yüzyıllar sonrasında bizim düşmanımız Rumlara hiçbir gebeliği yokken böyle bir kıyak çekiyor ise, bu “Sultan Kabus” denen adam, bizden geçmiş tarihin gecikmiş intikamını, dolaylı yollardan böyle alıyor demektir!.. Bu davranışın başka izahı olamaz!.. Ama bunu o Sultan Kabusunutmamalı, gün gelir-devran döner, biz yine onun “kâbusu” oluveririz belki? Tecrübelerle görüyoruz ki, yapılan iyilikler çabuk unutuluyor da, kötülükler hiç unutulmuyor bayım!..

Atalarımız yıllardır boşuna; “Dokuz Arap’ın aklı, bir incir çekirdeğini doldurmaz” dememişler!.. İhanet, kalleşlik, vefasızlık, adam satma, pislik, salgın hastalıklar, ne ararsan bunlarda!.. Yüce Atatürk bu ülkeyi yeniden kurup da, misak-ı milli sınırlarını boşuna böyle çizmemiş… Bu Araplardan uzak durup, Ortadoğu coğrafyasına boşuna sırtını dönmemiş, hepimizin “Batılı” olması gerektiğini boşuna istememiş… Şiddet, uyuşturucu, darp, terör, eğitimsizlik, kalleşlik, kurnazlık, bu coğrafya insanlarının mayalarında var!.. Yüce Allah bunlara dünyanın en büyük zenginliklerinden petrolü, doğalgazı, altın, elmas ve zümrüt madenlerini vermiş… Eğer bu zenginlikler eğitimli ve aklı başında ülkelerde olsa, hepsi de çoktan süper devletlerolurdu değil mi? Ama bir de şunların hallerine bakınız!.. Hepsi sefalet içinde, Ortaçağ yıllarında gibi yaşıyor ve hâlâ birbirlerini kıyasıya katlediyorlar!.. Adaleti ve adil paylaşımı bu devirde bile bilmiyorlar, ya da işlerine gelmiyor!.. Halk sefil, sağlıksız, eğitimsiz, fakr-ü zaruret içinde!.. Bunca iletişimin geliştiği dünyada, hâlâ kafalarını bir kaldırıp da, “bizim bu halimiz nicedir, bizim elden ne eksiğimiz var?” diyemiyor, başlarındaki diktatörleri ve onların yağdanlıklarını tarumar edemiyorlar!..

Basınımız boşuna üzülüp, “Sultan’dan Dost Hançeri” gibi başlıklarla Sultan Kabus’a kızmasınlar, zati bunlardan başka ne beklenebilirdi ki?          Sakin KOŞAR…

YAZARIN DİĞER YAZILARI