OKTAY AKBAL’LI YILLAR…

OKTAY AKBAL’LI YILLAR…

                Yükseköğrenimimi bitirdiğim İstanbul’da Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüyle İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsünde okudum.

                Yerkesiği’li şair Mehmet Karabulut o yıllarda Beşiktaş Kız Lisesinde Felsefe Öğretmeniydi.

                Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil ile Cumhuriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürlerinden Sami Karaören, lise yıllarından iki eski arkadaşıydı.

                Tütengil Mersinliydi. Karaören Fethiyeli.

                Cumhuriyet gazetesinin olaylar ve görüşler sütunlarında sık sık yazılarım çıkardı.

                Karabulut Karaören’e, bu yazıların sahibi olan benim de Muğlalı olduğumu bir ara söylemişti.

Bu nedenle Cumhuriyetin ‘’Olaylar ve Görüşler’’ sütunlarında özel bire yere sahiptim.

Karabulut aynı bilgiyi Tütengil’e de vermişti.

Ülke ve bölge basını üzerinde yazdıklarıyla, konuştuklarıyla, Tütengil özel bir akademisyen ağırlığına sahipti.

Bize vermiş olduğu ödevlerden birisi, ‘’gazete kesikleri dosyası’’na sahip miydik?

Bu dosyayı kendisine getirip açıklayabilir miydik?

Aldığımız ödevin üzerinden bir ay geçti.

Bir ayın sonunda Tütengil’e sınıfta sunulan tek dosya benim dosyamdı.

Dosyamın içinde Oktay Akbal’ın çeşitli gazetelerde kaleme almış olduğu makalelerinden seçmeler vardı.

Örneğin Vatan Gazetesinde ‘’Düş ile Gerçek’’ köşesinde yazmış olduğu 1957’li,1960’lı yazıları, hocam Tütengil’e sunduğum gazete kesikleri dosyasının ilk sayfalarında yer alıyordu.

‘’Evet-Hayır’’ köşesinde kaleme aldığı güzel yazılarından örnekleri de aynı dosyada hocama sunmuştum.

Kendisine öğrencilerinden ulaşmış olan ‘’gazete kesikleri dosyası’’dan çok memnun kalmıştı.

Mehmet Karabulut’un kendisine vermiş olduğu şahsımla ilgili bilgilerden merak ettiği babamın kimliğiydi.

Hasan Ali Yücel’in Tebliğler Dergisinde Yayımlanan ‘’kişiye özel takdirin sahibiydi babam.

Kendisi de ilkokul öğretmenliğinden geldiği için babama olan saygılarını benimle kendisine göndermişti.

Aynı duyguyu felsefe bölümünde okurken Prof. Dr. Nermi Uygur’dan da almıştım.

Cumhuriyet gazetesinde çıkmakta olan yazılarım nedeniyle bana Türkçeyi kazandırmış olan ilkokul öğretmenim babamın ellerinden bir kez de kendisi için öpmemi istemişti.

Gazete kesikleri dosyama itinayla seçip aldığım yazılarının ardı sıra, Oktay Akbal’ı ilk görüşüm TİP İstanbul İl Merkezindeydi.

14 Ekim 1973 Genel Milletvekili seçimlerinde oyumu İstanbul’da TİP lehine kullanmıştım.

Milli Bakiye sistemine göre o seçimlerde TİP parlamentoya 15 milletvekili göndermişti.

                Seçim günü akşamı TİP’in İstanbul Cağaloğlu’ndaki İl Merkezinde dönemin önde gelen siyasetçilerini görüp tanıma olanağı buldum.

                TİP Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Aybar, yazar Çetin Altan, yazar Oktay Akbal, sendikacı Rıza Kuas, Doc. Dr. Behice Boran toplu olarak il merkezindeydiler.

                Her gün okurları arasında olduğum Oktay Akbal ile Çetin Altan’ı ayaküstü konuşmayla ilk kez o gün tanıdım.

                Kurtuluş Savaşında Muğla kitabımı okuruyla buluşturduğum 1973 yılı Ekim ayında bir örneğini Cumhuriyet’te ‘’Evet-Hayır‘’ köşesinin yazarı Oktay Akbal’a da göndermiştim.

                Aynı yılın Kasım veya Aralık ayında Oktay Akbal Cumhuriyet’teki köşesinde kitabımdan övgüyle söz etmişti.

                Bingöl 221. Piyade alayında askerliğimi yedek subay olarak yapmaktaydım.

Gazete kesikleri dosyama aldığım Oktay Akbal’ın bu yazısı Bingöl İstanbul Muğla geliş gidişlerinde dosyamdan düşmüştü.

Son yıllarını Gökova-Akyaka hemşerisi olarak geçiren müşfik insan, dostlarına duyumu büyük yazar sevgili ağabeyimin benim için çok önemli olan bu yazısını dosyamda bulamamanın üzüntüsünü hala yaşıyorum.

Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak kendisine Muğla hemşehrisi plaketini sunduğum gün kuruculuğunu ve 23 yıl başkanlığını yaptığım Muğla Gazeteciler Cemiyetinin en onurlu görevini yerine getirdiğimi çok iyi biliyorum.

Oktay Akbal’ı çok sevdiği Akyaka’da, kendisini asla unutmayacak dostlarının kolları arasında toprağa verdik.

Sevgili eşi Ayla Akbal’ın şahsında, onların aile seciyelerinin ışıklı çizgilerini hala görüyor olmanın mutluluğu içinde yaşıyorum.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI