12 EYLÜL DARBESİ’NİN TAKTİĞİ, NEDENİ VE DARBEYE GİDEN SÜREÇ… 12 EYLÜL’ÜN TAKTİĞİ

12 EYLÜL DARBESİ’NİN TAKTİĞİ, NEDENİ VE DARBEYE GİDEN SÜREÇ…

12 EYLÜL’ÜN TAKTİĞİ

12 Eylül Darbesi’yle ülkenin üzerine bir kabus gibi çöken faşist baskıcı rejim.Darbenin halk nezdinde haklı görünmesi için eperyalizmin  ‘’ ORDO AB CHAOS ‘’ (önce Kaos sonra Düzen ) taktiğini uygulamıştır.Nitekim Kenan Evren bunu bir beyanatında ‘’Darbenin olgunlaşmasını bir yıl bekledik ‘’ diyerek ifade etmiştir.

Emperyalizmin bu taktiği Aristo’nun Büyük İskender’e verdiği taktiğe dayanmaktadır. Aristo ile Büyük İskender arasındaki bağlantı ,Aristo’nun Büyük İskender’in hocası olmasıdır.Bu bağ Büyük iskender’in ‘’ Benim gerçek babam Filip değil,Aristo’dur ‘’ diyecek kadar büyüktür.

Büyük İskender, büyük filozof Aristo’ya bir mektup yazıp sorar: "Zaptettiğim topraklardaki insanları yönetimim altında tutabilmek için neler yapmalıyım?"

Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?

Ülkenin ileri gelenlerini hapse mi atayım?

Ülkenin ileri gelenlerini kılıçtan mı geçireyim?

Sorusuna Aristo şu şekilde karşılık verir:

Ülkenin ileri gelenlerini sürgüne yollarsan ,sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar.

Hapse atarsan hapiste örgütlenirler ve hapishaneler militan yuvası olup, kontrolden çıkar.

Öldürürsen onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar.

Aristo, çözüm olarak şu tavsiyede bulunur:
‘’ İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin.Onları parçalara ayırıp savaştıracaksın. Birbirleriyle savaşınca, hakem olarak kendini kabul ettireceksin. Ama anlaşmaya giden bütün yolları da tıkayacaksın!’’

Bu şekilde hepsi birbirlerine güvenemediklerinden senin yönetimine muhtaç bir şekilde yaşamayı sürdüreceklerdir.

12 EYLÜL’E GİDEN SÜRECİ BAŞLATAN OLAYLAR

İşte 12 Eylül Darbesi’nde uygulanan taktik budur.ABD kontrolündeki Türk ordusunun içine yuvalanmış olan ve o dönemde ‘’KONTR – GERİLLA ‘’  olarak adlandırılan derin yapı 1 Mayıs 1977 Taksim Mitingi’nden itibaren düğmeye basmıştır.Bu yapının varlığından dönemin başbakanı Bülent Ecevit ancak 1978 yılında tesadüfen ,Genelkurmay Başkanı  Semih Sancar’ın örtülü ödenek adına para istemesiyle haberdar olmuştur.

Ardından toplumsal ayrışmayı sağlamak için 19 Aralık 1978 yılında Kahramanmaraş’ta düğmeye basılarak Kahramanmaraş Olayları ‘’ olarak adlandırılıp bir hafta süren (19 – 26 Aralık 1978 ) kaos sürecinde 120 vatandaşımız öldürülmüştür.

Kahramanmaraş Olayları başlı başına başka bir yazının konusunu oluşturacak büyüklükte olduğu için ayrıntıya girmeden kısaca birkaç ayrıntıdan bahsedeceğim.Kahramanmaraş olayları şehirde yaşanan birkaç provakatif eylemlerden sonra Alevi vatandaşlarımızın yaşadığı Yörük Selim Mahallesi’ne saldırıyla başlamıştır.

İlk görev yerim Kahramanmaraş merkez olduğu için 1980’lerin ortasında olayları derinlemesine soruşturup öğrenme şansım olmuştu.Arkadaşların söyledikleri olaylar öncesi şehirde anormal ölçüde seyyar Milli Piyango satıcısı türediği söylemidir.Bir diğeri kendi gözlerimle görüp tanık olduğum kapıları ve duvarları kırmızı yağlı boya ile ‘’ X ‘’ işareti konmuş evler ve dükkanlardı.Ayrıca bir sivil kamu kuruluşunun silah deposu haline getirilmesi de son derece manidardır.Bütün bu yaşananlar olayda bir derin yapının varlığına işaret etmektedir.

Kahramanmaraş Olayları ile Sıkıyönetim sürecine giren Türkiye’de artık 12 Eylül’ün taşları döşenmeye başlar.Bunu Abdi İpekçi’nin ,Kemal Türkler’in,Hamit Fendoğlu’nun ve Gün Sazak ve Nihat Erim öldürüldüğü siyasal cinayetler izler.Sonrasında ,Kahramanmaraş’ta yaşanan olayların benzeri Çorum ve Tokat’ta da yaşanır.

 12 EYLÜL DARBESİ’NİN ANA NEDENİ.

Türkiye’yi 12 Eylül sürecine götüren ana nedenlerin en önemlisi empreyelizmin yeni pazarlar bulma isteğidir.Batı piyasaları artık doymuş olduğu için Türkiye’ye Pazar ülke rolü biçilir.Türkiye aynı zamanda Orta Doğu ülkelerine açılan bir kapı görevini üstlenmiş olacaktır.

Bu doğrultuda dönemin Başbakanı Süleyman Demirel  Dünya bankası’nda çalışan Turgut Özal’ı Türkiye’ye getirerek ekonominin başına geçirir.Dönemin MaliyeBakanı  Adnan Başer Kafaoğlu ile birlikte ikisi ‘’24 Ocak Ekonomik Kararları’’nı açıklarlar.Böylece Türkiye karma ekonomiden  liberal piyasa ekonomisine geçmiş ve devletçilik sınırlandırılmıştır.Aynı gün yapılan devalüasyonla Türk Lirası % 48.oranında değer kaybetti.1 dolar 35 TL’den 70 TL’ye çıktı.

Yalnız bu kararların uygulanması için siyasi istikrar gerekiyordu.Günde ortalamam 15-20 kişinin öldürüldüğü ve siyasi istikarın olmadığı Türkiye’de bu kararları uygulamak mümkün gözükmüyordu.Bu konuda bizdeki adıyla Kontr-Gerilla , batı ülkelerindeki adıyla Gladio olarak adlandırılan derin askeri yapı devreye sokuldu.

Provakatif olaylarla,ülkesini karşılıksız seven  anti emperyalist Devrimci gençlerle ,milliyetçi gençler birbirine kırdırıldı.6 Eylül 1980’de gerçekleşen Necmettin Erbakan yönetimindeki Milli Selamet Partisi’nin Konya Mitingi’nde istiklal Marşı’nın okunduğu sırada oturulması 12 Eylül’ün fitilini ateşler.

Artık darbenin ayak sesleri yaklaşmaktadır.Nitekim 12 Eylül öncesi ABD’ye NATO daveti  gereği giden Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya’ya  dönemin Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren ‘’ Git ama 12 ‘sinden önce dön ‘’ demesi de manidardır.Tahsin Şahinkaya 11 Eylül Perşembe günü ABD’den döner ve 12 Eylül 1980 sabahı saat 04’te darbe gerçekleşir.Sadece bu durum bile darbenin ABD ‘den icazet alınarak yapıldığının kanıtıdır.Ayrıca darbe haberini bir tiyatro oyunu sırasında haber alan dönemin ABD başkanı Jimmy Carter’e bu olayın ‘’ Our Boys have done it ‘’ ( Bizim çocuklar başardı ) şeklinde sunulması da bunu desteklemektedir.

Sonuç olarak Türkiye 12 Darbesi sonucunda çok ağır bedel ödedi.Bu süreçte 5.000 ‘den fazla gencimiz katledildi.Bir milyondan fazla vatandaşımız fişlendi.İşkence ve gözaltında ölümler ve kayıplar yaşandı.Binlerce insanın dünyası karardı.Kaybeden Türkiye ,kazanan emperyalizm oldu.

12 Eylül Darbesi’ni iliklerine kadar hissetmiş  , 78 Kuşağı mensubu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı  olarak en büyük dilek ve temennim  Bir daha bu topraklarda  asla 12 Eylül’lerin yaşanmamasıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI