Bugün size, eski namı “Amiral Gemisi” olan ve şu günlerde sıradan bir gazete olarak bayilerde yerini alan ‘Hürriyet Gazetesi Başyazarı’ sayın Ahmet Hakan’ın, 03 Ağustos 2026 günkü köşesinde yayımladığı bir yazısını, noktasına ve virgülüne bile dokunmadan aynen yayınlıyorum!.. Hani, ‘belki okumayanlar vardır, olaylara bu çok garip bakışı yabana gitmesin’ diye yayınlıyorum, yemin olsun başkaca da hiçbir amacım yoktur!..
İşte yazısının bir bölümü şöyleydi: “…Tehdit ediliyorlar efsanesi… Özgür Özel, AK Parti’ye kaptırdığı belediye başkanları konusunda hep aynı şeyi söylüyor. Yaptığı standart açıklama şu: “Ya bizim partiye geçersin ya da tutuklanırsın diye korkuttular. Bizimkiler de korkup geçti.” Yine Özgür Özel’e göre... Bu tehdit, aslında bütün belediye başkanlarına yapılıyormuş. Ancak bazıları korkup geçiyormuş, bazıları ise aslanlar gibi yatıyorlarmış…
Hadi diyelim ki geçenler, kendilerini kimin tehdit ettiğini söylemezler. O zaman geçmeyenler söylesin. Açıklasınlar kim tarafından tehdit edildiklerini. Neden somutlaştırmıyorlar bu tehdit iddiasını? Neden şu ana kadar içlerinden biri olsun çıkıp da... “Şu gün şu saatte falanca kişi bana geldi ve ‘Ya bizim partiye geçersin ya da tutuklanırsın’ dedi” diye bir açıklama yapmıyor ya da yapamıyor?
Olayı tehdide bağlayıp geçiştirmek Özgür Özel açısından aslında çok süper, çok şahane bir iş... Çünkü böyle bir izahla... Kendi eksikliğini kapatmış oluyor, kendi kusurunu örtmüş oluyor, kendi iş bilmezliğini gizlemiş oluyor. İşin bir de şöyle bir yönü var: Yapılacak ilk seçimde gümbür gümbür iktidara gelme iddiasındaki bir partinin milletvekilleri ya da belediye başkanları...
Neyle korkutulurlarsa korkutulsunlar... İktidar partisine giderler mi? Yahu sen ilk seçimde iktidara gelme iddiasında bir lidersin. Seçime de kalmış azıcık bir zaman. En korkak bile sıkmaz mı dişini? Neyse... Söylenecek daha çok şey var ama ben bunlarla yetineyim...” (Transfer edenler için de, yazısı şöyle devam ediyordu:)
- Partisinin bir cazibe merkezi olduğunu göstermek istiyor.
- Kendi tabanının moral üstünlüğünü artırmak istiyor.
- Partisinin kapılarının herkese açık olduğu mesajını vermek istiyor.
- Halkın büyük çoğunluğunu bu geçişlerle etkilemek istiyor.
- Rakibinin iktidara gelme iddiasını boşa çıkarmak istiyor.
- -Kucaklayıcı bir yaklaşım içinde olduğunun altını çizmek istiyor…”
Köşe yazısının bir bölümü, noktasına-virgülüne aynen böyleydi…
Tabii ki bizler Ulusal Basında köşe yazarı olmuş büyüklerimiz kadar bu işi bilemeyiz, onlar kadar istişare ettiğimiz birçok devlet büyükleri tabii ki yoktur ama; yine de durduk yerde yazılmış böyle bir yazının amacı ne, hedefi ne? Bu ülke 1970’li ve 1990’lı yıllarda böylesi ‘siyasi transferlerden’ çok çekti, halkımız da bunları çok ayıplamıştı!.. Özellikle de Afyon Milletvekili ‘Fırıldak Kubi’ lâkabı verilen ‘Kubilay Uygun’ hâlâ konuşulmuyor mu? Yazınızda neden hiç bunlardan bahsetmediniz !? Halkın gönlünden verdiği oyları, tek başına bir Milletvekili veya Belediye Başkanı, kimseye danışmadan, nasıl ve hangi hakla bir başka partiye taşır!? Keşke Özgür Özel’i eleştirdiğiniz kadar, bu ‘dönekleri’ kabul edenleri de eleştirebilseydiniz efendim ?.. Sakin KOŞAR…