"CHP'DE DEĞİŞİM OLMALI MI !?"

 


Son seçim yenilgisinden sonra CHP'den çatlak sesler de yükselmeye başladı!.. İlk kazan kaldıran kişi, CHP İstanbul B.B. Başkanı Ekrem İmamoğlu çıkıp, artık bu partide bir 'Değişim' olması gerektiğini üstü kapalı olarak söyledi ama, değişimin nereden başlayıp, nerede bitmesi gerektiğini açıkça söylemedi!..

Genel Merkezde çöreklenmiş birçok yıllanmış Yöneticiler ile İstanbul CHP İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu bu çıkışa itiraz ettiler!.. Yola aynen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve Yönetimle devam edilmesi gerektiğini, bu yenilgide kimsenin suçunun-günahının olmadığını, çünkü önlerinde 9 ay sonra Yerel Seçimlerin olduğunu, birlik ve bütünlüğün bozulmaması gerektiğini söylediler!..

İkinci olarak İzmir CHP B. B. Başkanı Tunç Soyer çıkıp; 'Değişim Şart' dedi. Ardından ceza süresi dolan Bolu CHP Belediye Başkanı Tanju Özcan çıkıp, Halk TV'deki bir programda Kılıçdaroğlu'na bu seçimde oy vermediğini söyleyen sağdan ithal edilen Abdüllâtif Şener'in haddini bildirip, sonra da CHP'de değişim istediğini söyledi. Bu sefer de Tanju Özcan'ın partiden tamamen atılması isteğiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na havale ettiler!.. Ardından CHP Grup Başkanvekili Bülent Tezcan, Adana CHP Milletvekili Bahattin Bulut ve dün de CHP Eskişehir B.B. Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen de 'Değişim' istediler!..

Bülent Tezcan dedi ki; "Hiç kimse kusura bakmasın, bence bu değişim, ilk önce Liderden başlamalıdır!.. Yönetim ve örgüt değişimleri hiçbir şey ifade etmez!" dedi. Yılmaz Büyükerşen ise; "Biri çıkıp da; 'Bu Partiye Kim Genel Başkan Olsun?' diye sorduğunda, üç tane bile isim veremiyoruz!.. Demek ki bu parti, siyasetçi de yetiştirememiş? Ekmeleddin'i Mısır'dan ithal etmeye kalkışanlar da bizler değil miydik!? Bence de değişim şart!" dedi. Sözcü TV'de Fatih Portakalı da biliyorsunuz, her haber programında bu değişimi anlatmaktan bıkıp-usanmadı!..

Şimdiye kadar olup-bitenler bunlar!.. Bizler de bugüne kadar oturup, bu büyüklerimizin bildik kavgalarını izlemekle yetindik!.. Haziran başında Finlandiya Başbakanı genç, güzel ve başarılı kadın siyasetçi Sanna Marin, seçim yenilgisinin ardından hemen hükümetinin istifasını sundu!.. Haziran ayı sonunda da, Yunanistan'daki seçimi kaybeden SYRIZA Partisi Genel Başkanı genç, başarılı ve "Kravatsız" siyasetçi 'Aleksis Çipras' da hemen parti genel başkanlığından ayrıldı!.. Çipras, daha 34 yaşındayken, partisinin oyunu % 3,5'tan, tam % 36'ya yükseltmeyi başarıp, 2015-2019'da Başbakan olmuştu!.. Henüz 42 yaşındayken görevinden ayrılmayı bildi!..

Sizce nasıl bilmem ama, bence işte 'Demokrasinin Gereği' budur!.. Bunları yaşayarak gördük değil mi? Peki, defalarca seçimi kaybettiği halde, hâlâ o koltuklarda koca bir taş gibi oturan bizimkilere ne demeli şimdi!? Aslında bizim bunları yazmamıza bile gerek var mıydı, bu işi kendileri gönüllü olarak yapmalılardı değil mi!? Bizde 'Demokrasi' eksikliği mi var yoksa!? Hasbelkader bir defa Genel Başkan seçilen kişi, bir daha asla gitmeyi düşünmüyor!.. Yahu bir defa seçilmekle siz bu partilerin tapusunu mu satın aldınız, yoksa bu partiler babalarınızdan miras mı kaldı!? Sağıyla-soluyla çoğu partide durum böyle değil mi!?

Bunları ben sayın Kılıçdaroğlu'na kızgın veya küskün olduğum için değil, olması gereken etik bir davranış göstermeleri için yazıyorum!.. Seçimde çok çalıştığını, elinden geleni yaptığını, siyasetteki en saygın ve en dürüst insanlardan biri olduğunu ben de biliyorum, ama defalardır olmuyor işte, olmuyor efendim!.. Ee, olmuyorsa da, bırakılacak o makam efendim!.. Tıpkı Sanna Marin ve Aleksis Çipras'ın yaptığı gibi kardeşim!..

Neyse, bu yazıyla yine sürç-ü lisan eyledikse eğer, büyüklerimizin affını dileriz!.. Yazımızı bir Cahit Sıtkı Tarancı şiiriyle, 'ÖLÜ' adlı şiiriyle bitirelim bari:

"Gün, o gün değildir/ Boylu boyunca uzanmış/ Sağlığında yatmayacağı yere/ Rüzgârmış, yağmurmuş, haberi yok/ Farksız bir ağaç kütüğünden/ Beyhudedir seslenmek ona/ Boş bir evin kapısı çalınmaz!.. (Varlık-1941.)"                         Sakin KOŞAR.                      

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI