"İçimizden Vurdular Ey Halkım, Unutma Bizi !.."
Kurtarıcımız ve Kurucumuz Büyük Atatürk ile onun kahraman silâh arkadaşları tarafından, son kalan işgalci düşmanlar da 09 Eylül 1922 günü İzmir'de denize dökülünce temelleri atılan "Türkiye Cumhuriyeti Devleti", 29 Ekim 1923 tarihinde 'Osmanlının' yerine kurularak, bağımsız bir Türk Devleti olarak tüm dünyaya ilân edilmişti!.. Bu devlet ilân edilmezden sadece '50 gün önce' yani 09 Eylül 1923 günü, ülkenin ilk partisi olan "Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)" de Atatürk'ün kendi elleriyle kurulmuştu...
Evet, kurtarıcı ve kurucumuz Büyük Atatürk'ün, daha sonra; "Benim iki büyük eserim vardır; birincisi Türkiye Cumhuriyeti, ikincisi de CHP'dir!.." demişti... Ancak, geçtiğimiz "24 Mayıs 2026 Pazar" günü, CHP'nin Genel Merkezi'nin başına gelenleri ve yıkılmış halini hepiniz gördünüz: İçeride, en son 4-5 Kasım 2023 tarihinde 812 delegenin oyları ve % 59,44 oy oranıyla seçilen 'Özgür Özel' Yönetimi varken; aynı Kurultayda sadece 536 oy ile % 39,24 oranıyla destek bulabilen 'Kemal Kılıçdaroğlu' ekibine, mahkeme kararıyla bu tam 103 yıllık tarihi parti yönetimi devredildi !.. Daha önce bu '38. Kurultaya' kendi elleriyle onay verip, mazbatalarını teslim eden "Yüksek Seçim Kurulu (YSK)" da, -her ne hikmettense- CHP'nin itirazını reddederek, yönetimi "Azınlık" olan 'Bay Kemal' ekibine devrediverdi!.. Valiliğin emri ve polisin -biber gazı-plâstik mermi- gücüyle 'Özgür Özel' yönetimi dışarı atıldı, iyi mi !? Peki bu devlet, 'Çoğunluk' olan Özgür Özel ekibinin de devleti değil miydi!?
Size hemen iki sözcüğün anlamlarını açıklayayım:
---Cumhuriyet nedir: "Devlet Başkanının veya hükümetin; kral, sultan veya diktatör... gibi tek bir kişiye ait olmadığı; egemenliğin millete ait olduğu ve yöneticilerin halk tarafından belirli bir süre için seçildiği demokratik bir yönetim biçimidir... Kısaca; halkın kendi kendine yönetimidir!.."
---Demokrasi nedir: "Eski Yunanca "demos" (halk) ve "kratos" (güç/yönetim) kelimelerinin birleşiminden türemiştir... Yönetme yetkisini tek bir kişiye veya zümreye değil, doğrudan halka -ya da- seçilmiş temsilcilere verir!.."
Peki, şimdi ciddi ciddi soralım: "24 Mayıs 2026 Pazar günü CHP Genel Merkezi kapıları kırılıp, 'Seçilmiş Yönetim' içeriden polis zoruyla çıkarılırken, ilk akla gelenler şunlardı; bu ülke Cumhuriyetle yönetilen Demokratik bir ülke mi olmuş oluyordu !?"
Şimdi yine soralım: 'Seçilmiş Yönetim' CHP Genel Merkezi'nden sokağa atılıp da, Gazi Meclis'e doğru 'On Binlerce' insanımızla yürüdüler, seçilmiş Genel Başkan sayın Özgür Özel, TOMA'ların üzerine çıktı, şiddetle yağan yağmura rağmen halkla birlikte yürüdü, ıslandı, ama Gazi Meclis'e de ulaştı!.. Peki, O'nun yerine mahkeme kararıyla getirilen 'Bay Kemal' neredeydi ve arkasında halktan kaç kişi vardı!? Bunlar olurken 'Bay Kemal'i ortalarda hiç gören oldu mu? O'nun yerini, has adamları olan 'Mahir Polat, Barış Yarkadaş, Gürsel Tekin, Mehmet Sevigen' filân biliyorlar mıydı acaba? Evindeki meşhur mutfağındaki veya seçimi kaybedince tuttuğu pahalı bürosunun bir penceresinden olanları seyredip, bir kenarda kıs kıs gülüyor muydu yoksa !? Atamızın eseri olan tarihi CHP'yi bunlar mı yönetecekler artık!? Peki, görevden zorla alınan seçilmiş ve 'YSK Onaylı Özgür Özel Yönetimi' ile onlara destek veren milyonlarca CHP üyesinin hakları ne olacaktı !? Bu Cumhuriyet ve Demokrasi, 'Azınlığın' mı, yoksa 'Çoğunluğun' haklarını mı savunuyor !?
Son sözüm de Bay Kemal ve ona koltuk değneği olanlaradır: "Bugüne kadar Kurtarıcımız ve Kurucumuz Atatürk ile 103 yıllık Koca Çınar CHP ile uğraşanların sonu hep hüsranla bitti!.. Hani 1950'lerin Demokrat Partisi, 1960-1970'lerin Adalet Partisi, hani 1980'lerin ANAP'ı, DYP'si ve DSP'si neredeler !? Onlar tarihin tozlu sayfalarında yerini alırken; koca çınar CHP, bugün artık ülkenin 'Birinci Partisi' oldu !.. İnsanlarımız, Yüce Atatürk'ün Anıtkabir ziyaretlerine her yıl milyonlar eklenerek gider oldular!.. CHP'ye yapacaklarını yaptılar, artık bundan sonra her an 'Erken Seçim Kararı' da gelebilir, bekleyiniz? Bizi içimizden vurmaya çalışanlar duyuyor musunuz; bugünler çabuk geçer, güzelim çocuklarınıza utanılacak anılar bırakmayınız, bu söylediklerimi de asla unutmayınız, olur mu canlarım !? Sakin KOŞAR...