"Yaş 75, Yolun Yarısı..."

 

      "Yaş  75,  Yolun  Yarısı..."

Duayen gazetecilerimizden, lâkabı 'Gölge Adam' olan merhum Ertuğrul AKBAY; 1939 Mudanya doğumlu olup, 07 Mart 2019 yılında İstanbul'da ve 81 yaşındayken öldü... Uzun süre kanser tedavi görmüştü, ama bu değerli insanımızı kurtaramadılar...

Spora ve sağlıklı beslenme kurallarına çok dikkat eden bu büyüğümüz, 75 yaşına geldiğinde bir kitap çıkarmış, adını da: "Yaş 75, Yolun Yarısı..." vermişti... Aslında bu adı vermesinin sebebi şuydu; 1946 yılında CHP'nin açtığı bir şiir yarışmasında, "Otuz Beş Yaş" adlı '7 Kıtalık' şiiriyle birinci olan 'Cahit Sıtkı TARANCI' nın şiiri de aynen şöyle başlıyordu; "Yaş 35, Yolun Yarısı Eder/ Dante Gibi Ortasındayız Ömrün/ Delikanlı Çağımızdaki Cevher/ Yalvarmak, Yakarmak Nafile Bugün/ Gözünün Yaşına Bakmadan Gider..." diyordu...

Merhum Ertuğrul Akbay da, aradan yıllar geçtiği, teknolojinin ve tıbbın çok geliştiğini düşündüğü için, bu rakamı 2013 yılında tam 75 yaşına geldiği için bu kitabını yazmıştı!.. Kendisi gayet sağlıklı, spor yapıyor, beslenmesine dikkat ediyor, bize de biraz yardımcı olmak için bu kitabını yayımlıyordu... Ancak, bu çok gelişen teknolojinin bazı sakıncaları-hormonları-zehirleri pek görememiş olacaktı ki; son yıllardaki bazı besinlerin tehlikelerini fark edemedi, kendisi de sonuçta 'Kanser' oldu ve daha 81 yaşındayken aramızdan ayrıldı... Zati 'Otuz Beş Yaş' şiiri şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı da daha '46 Yaşında' iken vefat etmişti...

Peki, şimdi durduk yerde bendeniz niye bunları yazdım? "Ulan ülkede alay eder gibi asgari ücreti '20 Bin TL' olarak belirlediler, Suriye'de kan gövdeyi götürüyor, Venezuela Liderini uyurken havaya uçurup, ABD'de yargılamaya götürdüler; Putin yine Ukrayna'ya nükleer başlıklı füze attı; İran'ın bütün eyaletleri karışmış, halk sokağa dökülmüş vaziyetteyken; sen bula bula bu yaş şiirlerini niye yazıyorsun ki?" diyenleriniz olabilir... Herhalde bunu keyfimizden yazmıyoruz; bendeniz de şu anda tam '75 Yaşına' girmiş durumdayım, endişelerim tavan yapıyor da ondan yazıyorum tabii...

Yahu, bize emekli zammını verirken, aslan TÜİK'in aklına uyup da, sadece % 16, 80 oranında zam verirlerken, hemen ertesi günü devletin Milli Piyangosunun bütün kumar çeşitlerine '% 50 zam' koydular; kolonu 10 TL olanlar 15 TL oldu, niye buna kimse itiraz etmedi !? Bu nasıl zam anlayışı böyle; bize verirken % 16.80, bizden yolarlarken ise en az % 50 alıyorlar!.. Bu size mantıklı geliyor mu ha, hani şimdi neredesin aslan TÜİK, buna da itiraz etsene!..

Bizim gibi ülkelerde 'Ölüm' dediğiniz şen nedir ki; saka gibi bir şeydir!.. Pencere altından geçen birinin kafasına saksı düşmesi... Sokakta çatışan çetelerin serseri kurşunlarıyla yere serilmeniz... Rüzgârda uçan çatılar altında kalanlar... Hatırlı kişilerin genç çocuklarının lüks araçlarla ezdikleri, içeride bir gün yatmamaları... filân, 'güncel rutin ölümlerimiz' arasında değiller mi?

Geçende üç günlük bir gelin, kocasını bakkaldan reçel almaya göndermiş... Öbür sokaktaki düğünde eğlenen bir gurup, aşka gelip havaya ateş açmışlar!.. Bir 'Yorgun Mermi' genç kocanın tepesine düşmüş, bakkalın önünde onu öldürmüş!.. Hemen bu acı olayı evine bildirmişler, genç geline hemen; "Geçmiş olsun, şimdi ne yapacaksın kızım?" demişler, genç gelin hiç düşünmeden; "Daha yaşım çok genç, yakında birini daha bulur, onu da bakkala kaymak almaya gönderirim" demiş, iyi mi?..

İşte gerçek hayat bu dostlar, hiç edebiyata-şiire-kitaba gerek var mı yani? Şu bizim Cahit Sıtkı ve Ertuğrul Akbaş gibi büyüklerimiz boşuna ve bir hiç uğruna mı uğraşıp duruyorlar, ne !?     Sakin KOŞAR...

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI