BİRKAÇ ZAMANE ZİBİDİSİ YÜZÜNDEN, ULUSUMUZUN CİĞERLERİ YANIYOR!..


Nisan ayı ortalarında iki şehrimizde peş peşe iki şehrimizde; Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki iki okulumuzda, çok korkunç olaylara şahit olduk!.. Bunları yapanların isimleri, bunları önleyemeyen 'Liyakatsiz Yöneticilerin' kimler oldukları da önemli değil!.. Burada esas önemli olan konu; "Biz Bu Hale Nasıl Geldik veya Nasıl Getirildik?" sorusudur!.. Önemli olan, bu saldırılarda zarar gören onlarca çocuğumuz, öğretmenlerimiz ve onların acılı aileleridir!.. Sabah evden sarılıp-öperek okula uğurladığımız canımızın içi çocuklarımızın, birkaç saat sonra cansız bedenlerine sarılmak nasıl bir duygudur? Beş dakika bir kenara oturunuz ve ellerinizi başınıza koyarak; "Ya bunlardan biri benim çocuğum, ya o öğretmenler benim bir yakınım olsaydı, ben ne yapardım acaba!?" diye düşününüz...

Ateş, düştüğü yeri yakıyor dostlar!.. Ana-babasının avutamadığı, kendileri de birer başarısız öğrenci olan iki 'Zamane Zibidisi' çıkıp, babalarına ait silahlarla okullarına geliyor; yıllardır beraber oynadıkları, eğitim gördükleri, beraber sosyal faaliyetlere koştukları arkadaşlarına ve bunları iyi birer insan olarak yetiştirmeye çalışan Öğretmenlerine kurşun yağdırıyorlar!.. Kahramanmaraş'ta, hayatı pahasına öğrencilerini korumaya çalışan Öğretmen Ayla KARA, kendini feda ederek küçük öğrencilerini bu saldırgan Zibididen koruyor, sonuçta da kendisi görev şehidi oluyor!.. Bunlar unutulacak olaylar mıdır !?

Urfa-Siverek'te, bir inşaat işçisinin oğlu ve bu okulun eski öğrencisi olan Zibidi, babasının otomatik av tüfeğiyle 16 kişiyi yaraladı, çok şükür ki ölen yoktu!.. Birkaç gün önce sosyal medya mesajlarındaki tehditleri yüzünden gözaltına alınıp, sonra serbest bırakıldığını öğrendik!.. Neden !? Bu çocuk bir Psikoloğa-Sosyoloğa filân götürülüp de, bu sapıkça davranışlarının sebepleri niye araştırılmadı !? Bu bir 'Liyakatsizlik' değil mi?

Kahramanmaraş'taki olayda, çocuk daha 14 yaşında, "Birinci Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi Emeklisi" birinin oğlu!.. Babasına ait tam '% Tabanca ve 7 Şarjörü' alarak okuluna gidiyor!.. Yahu, bir insana ait bir tane silah olur!.. Belki -baba yadigârı- diye ikincisi de bulunabilir? Bu evde tam '5 Tabancanın ve 7 Şarjörün' ne işi olur!? Bir yerlere savaşa mı gidiyordunuz be adam, yoksa emeklilikte bir Çete falan mı kurmuştunuz !? Görevi bir şehrin emniyetini korumak olan bu adam, daha evdeki bir tek kendi çocuğunu korumak-kollamaktan acizse, esasen tartışmamız gereken sorun işte burada yatmaktadır!..

Eski Tunceli Valisi'nin oğlu, 6 yıldır çözülemeyen 'Gülistan Doku' olayından sonra gözaltına  alındı... İddialar çok korkunç ve bir sürü devlet görevlisi ve koruma polisi de sorgulanıyorlar!.. Bakıyorsunuz; hepsinde bir görev ihmali, hepsinde liyakatsizlik ve hepsinde de, son yıllarda hep başımıza musallat olan; "SEN BENİM KİM OLDUMU BİLİYOR MUSUN?" şımarıklığı var...

Bütün bu olup-bitenlerden sonra, gazeteci kılıklılardan biri olan sayın Cem KÜÇÜK, katıldığı bir TV programında hiç de sıkılmadan, ya da birilerini korumak adına; "Bu tarz olaylar Avrupa ve ABD'ye, göre bizde çok düşük sayıda kalıyor!.. Şükürler olsun, bu konuda biz çok iyiyiz!.." diyebiliyor... Sadece bu sözünüz yetmez ki efendi, orada çıkıp da, bir de masalar üzerinde bir de göbek atsaydınız bari, sizin gibilere daha da çok yakışırdı!..

Daha önceleri, bu ülkede böyle olaylara hiç rastlanmazdı!.. Öğrenciler, karşıdan öğretmenlerini görünce yollarını değiştirir, yoldan geçen öğretmenlere bütün esnaf selâm verir, bilmedikleri her şeyi insanlarımız öğretmenlere sorarlardı!.. Son zamanda ise "doktor-hemşire dövmek", görevini yapan Trafik Polisi'ne; "Sen benim kim olduğumu biliyor musun!?" diye cezadan kaçmak, yol verme kavgalarında hemen saldırmak, boşanmak isteyen kadınların en az % 90'ını dövmek-öldürmek... Veee en sonunda da peş peşe kendi okullarına otomatik silahlarla saldıran öğrenciler türemeye başladı, bu gibi olaylar adeta moda oldu!..

Peki, başımıza gelenler bunlar da, çözüm ne !? Bunların çözümü için illâ ve mutlaka 'Liyakatli Kadrolar' gerekiyor, herkesin Hukuka ve geleneklerimize saygılı olması gerekiyor!.. Daha da olmadı ise; aha 12 Nisan 2026 günü yapılan 'Macaristan Seçimleri' bize biraz olsun bir fikir, bir akıl vermiyor mu yani !?                       Sakin KOŞAR...

YAZARIN DİĞER YAZILARI