FIKRA ZİYAFETİNE BUYURUN !?

---Mahallenin en hovarda kişilerinden Eyüp, bir gün yine akşam gittiği şehrin genelevinde kalp krizinden ölmüş... Ertesi günü öğle namazı sonrası camii önünde cenaze namazını kılmak üzere, cemaat musalla taşına cenazesini getirirken, karşıdaki kadınlar arasında bulunan eşi Zehra iki elleriyle dizlerini döverken, bir yandan da bağırıyor, yaslar ediyormuş: "Eyüüüpp, Eyüüüpp; sen beni bırakıp da nerelere gidiyorsun!? Sen kimseleri kırmazdın, sen hiçbir komşu karısına yan gözle bakmazdınnn, beni hiç aldatmazdınnn, ne oldu sanaaa!?" deyince, cemaat arasında gülüşmeler başlamış... Marangoz Memet, yanındaki Nalbant Ali'nin kulağına eğilip; "Bu kadına, kocasının genelevde öldüğünü kimse söylememiş mi yahu? Şimdi imam namaz öncesi; 'Bu mevtayı nasıl bilirdiniz?' diye sorunca ben Yüce Allah'a yalan söyleyemem, buradan ayrılıyorum arkadaş, hadi bana eyvallah" deyip gitmiş...

---Köyün en yaşlılarından olan ve kurnazlığı ile meşhur olduğu için, köylülerin ona 'Tilkilerin Murat' dedikleri adam, kahvede arkadaşına bir şeyler anlatıyor, ikisi de çaylarını içerken kahkahalarla gülüyorlardmış.. Yanındaki bir ara; "Yahu Murat emmi, şu avludaki yirmi katır yükü odunu Jandarmalara nasıl beleşe parçalatmıştın, onu da anlatsana!" deyince, çayından bir yudum alan Tilkilerin Murat; "Bizim Çatalca Dağı ormanında kesim vardı... Biz de yengenle beraber sabahtan akşama, yavaş yavaş oradan katırımızla odun getirdik!.. Getirdik amma, bu odunları kırıp-parçalayacak güç mü kaldı bende!? Bir gün oturup düşündüm, kurnazca bir plan yaptım, o da bir güzel tuttu!.." demiş...

Yanındaki köylü bir cigara zıkkımı yakarak ısrar etmiş; "Eee, sonra ne oldu Murat emmi?" deyince, Tilkilerin Murat anlatmaya devam etmiş: "Hani benim hınzır bir komşum var ya, 'Kara İlyas!..' Onun yanında bir gün; 'avludaki odunların içinde esrar otu saklıyorum, Kış gelince satıp, çok para kazanacağım' dedim... Hemen beni şikâyet edeceğini adım gibi biliyordum... O da sağ olsun, anında jandarma karakoluna gidip beni ihbar etmiş... Ertesi günü birçok jandarma, ellerinde balta ve odun motorlarıyla orman ekibi evimi bastılar!.. Bütün odunları parça parça edip, içlerinde bir şey bulamayınca da çekip gittiler, ben parça odunları damın içine istif ettim, bir Kış boyunca rahatça yakıp ısındık" deyince, orada bu sohbete kulak veren oyuncular bile gülmekten yerlere yatmışlar!..

---"Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz" TV dizisinin ünlü "İLYAS"ı ve "Uzak Şehir" TV dizisinin ünlü "CİHAN" rolünü üstlenen sayın 'Ozan Akbaba' Muğla'ya geldi... Şimdi de bizim ünlü Yönetmen Yüksel Aksu'nun filmi "Bak Postacı Geliyor" filminde, 'Postacı' kılığında baş rolü oynuyor!.. Çekimler için 'Ula İlçemizde' bulunan ekibin yanına, eli bastonlu ve yaşlı bir teyze yaklaşıp, Postacı kılığındaki Ozan Akbaba'ya yaklaşarak; "Evlâdım, burada Uzak Şehir dizisinin Cihan'ı varmış, sen gördün mü onu?" diye sormuş... Postacı kılığında rolünü yapın Ozan Akbaba; "Hayır görmedim teyze, ama herhalde buralardadır?" demiş, iyi mi? Yaşlı teyze bu sefer de; "Sen nerelisin bakayım?" deyince, Ozan Akbaba bu sefer; "Ben de Ulalıyım teyze" demiş... Yaşlı teyze bu sefer de; "Sen Ulalı isen, nereden bileceksin onu, çekil önümden de ben bulurum onu nasılsa, Ula dediğin ne kadarcık bir yer ki?" deyip yürümüş...

Ozan Akbaba diyordu ki; "Bu Muğla insanları o kadar sıcakkanlı ki; o saf ve benim hayranım teyzemin ellerinden öpüp, sıkıca sarılmak isterdim ama, onu beni arama sevkinden mahrum etmek istemedim, nasılsa beni yine bulacaktı, sadece arkasından memnuniyetle gülmekle yetindim" diyordu...

---Güzel kız arkadaşına anlatıyordu; "Bir gün yakışıklı komşumuz delikanlıya; 'Sana hastayım oğlum, niye anlamıyorsun?' dedim. Biraz sonra kapımıza 112 Acil Ambulansı yollamış, iyi mi? Eğer ona; 'Senin için ölüyorum lan' filân desem, herhalde eve İmam yollayıp, mezarımı da kazdıracakmış?"

Bugünlük bu kadar yeter gari, hadi bana eyvallah!..                    Sakin KOŞAR...

YAZARIN DİĞER YAZILARI