KENDİN ETTİN, KENDİN BULDUN BE TRUMP !?
Bütün dünya nefesini tutmuş, 07 Nisan 2026 Salı gününü '08 Nisan Çarşamba' gününe bağlayan gecenin, saat 03.00'ünde, ABD ve İsrail'in saldırıları sonucunda, İran'ın dümdüz edileceğini büyük bir endişe içinde bekliyordu!.. Ne diyordu ABD Başkanı Trump; "Bizim istediğimiz anlaşmayı imzalamazsa, İran'ı Taş Devrine geri götüreceğim!.. Bir medeniyet yok olacak... Bu saldırıdan sonra İran diye bir yer kalmayacak, haritalar değişecek!.." diye, mangalda kül bırakmıyordu değil mi?
Veee 08 Nisan Çarşamba günü saat 01.52'de, bütün dünyayı rahatlatan haber Beyaz Saray'dan geldi; "İran ile iki haftalık ateşkes anlaşmasına vardık, İsrail de bunu kabul etti, 10 Nisan Cuma günü kalıcı barış için İslâmabat'ta masaya oturulacak" denildi... Beş dakika sonra İran'dan da; "Bu iki haftalık saldırmazlık anlaşmasını kabul ettik, Hürmüz Boğazı'ndan petrol gemileri Devrim Muhafızları kontrolünde geçecekler" deniliyordu...
O saate kadar gazetecilik damarım tuttuğu için hiç uyumayan ben ihtiyar dallama, keyfim yerine geldiği içün bir cigara zıkkımı tüttürmek üzere balkona çıktım!.. Çevredeki onlarca apartmanın yüzlerce dairesinden, sadece iki tanesinde ışık yanıyor, gerisi de uyuyordu!.. Yahu bu millet, böyle zamanda bile nasıl uyuyordu, bu işe yine şaşırarak içeri girdim, TV'lerdeki canlı yayınları izlemeye devam ettim!..
İsrail yönetiminden bir ses-soluk yoktu ama, İran (veya Hizbullah) füzeleri Tel Aviv'e yağmaya devam ediyordu, ya bu nasıl işti böyle !? Yine Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada; "Bu anlaşma sırasında, İsrail'in Lübnan saldırıları da duracak" denildi, yerseniz tabii...
İran, hemen daha önce istedikleri '10 Maddelik' barış planındaki isteklerini hatırlattı... Neler vardı bu isteklerde: "İran'ın, uluslararası bankalarda bloke edilen bütün para ve mal varlıklarının geri verilmesi... Körfez ülkelerinde bulunan ABD üslerinin boşaltılması... Savaş tazminatı yerine, Hürmüz Boğazı'ndan geçen bütün petrol tankerlerinden 2'şer Milyon Dolar ücret alınıp, bunun Umman ile paylaşılması... Kalıcı barış sonrası, İran'a hiçbir saldırının yapılmaması..." falan...
Dikkat edilirse bütün bu maddelerde, hep İran'ın istekleri vardı, barış planı kabul edilirse de, ABD ve Başkanının bütün havasına rağmen, kesin bir 'İran Zaferi' okunuyordu... Yani, Başkan Trump ile aylardır sığınaklarda yaşamak zorunda kalan İsrail halkının tepkileriyle Netanyahu'nun, yani bu 'Hitler Bozuntusu' iki liderin de karizması fena çizilmişti, ama enerji darboğazına giren bütün dünya rahatlamıştı!.. Trump'ın bu dönüşünde Papa Leo, Fransa ve İtalya yöneticilerinin ve ABD'de de çok fırlayan petrol fiyatlarının etkili olduğu söyleniyor?
Hani bizim; "Kendim ettim, kendim buldum/ Gül gibi sararıp, soldum" diye söylenen ünlü bir şarkımız vardı ya? Artık herkes şöyle demeye başladı: "ABD'de Kasım ayında yapılacak ara seçimleri kesin olarak kaybedecek olan Trump, 25. Madde işletilerek büyük ihtimalle Başkanlığı da kaybedecek, böylece hem ikinci defa bunu seçen şaşkın Amerikan halkı, hem de bütün dünya bu adamdan kurtulacak" demeye başladılar... İnşallah öyle de olur!..
Peki, İran'ın bu direnişi sonucunda, Fidel Castro'nun "Küba Devleti" de kurtuldu mu acaba? Biliyorsunuz, Başkan Trump onu da yedekte tutuyor, sıkıldıkça da, -kedinin fare ile oynadığı gibi- ekonomik yaptırımlarla Küba'yı çok zor durumlarda bırakıyordu... Ancak, bilmediği bir şey vardı; bu ülkelerin hiç biri basiretsiz 'Venezuela' halkı gibi değildir!.. Eğer oraya da saldırsa var ya bu ABD; tıpkı Vietnam-Afganistan-Irak... gibi, pılısını-pırtısını toplayıp da, geldikleri gibi gerisin geri giderlerdi!.. Bunlar böyle yenilgilere alıştılar artık...
Bundan sonra NATO üyeleri de, AB üyesi Avrupa ülkeleri de oturup, biraz düşünmelidirler: Daha düne kadar "Dostumuz, Müttefikimiz, Koruyucumuz" diye güvendikleri ABD'nin neler yaptığını, kendilerine nasıl davrandığını gördüler!.. Yahu adamların kendilerine bile hayırları kalmadı, diğer ülkeleri neylesinler bu sonradan 'oluşma-toplama-devşirme' ülkenin insanları ve yöneticileri!.. Bundan sonra herkes akıllı davranmalıdır artık... Sakin KOŞAR...