27 Mayıs 2026 Çarşamba günü başlayıp, 30 Mayıs 2026 Cumartesi günü sona erecek olan biz Müslümanların "Kurban Bayramı" vardı... Kutsal kitabımız "Kur'an-ı Kerim" ve Sevgili Peygamberimiz "Hz. Muhammed"in emirleriyle kutlanan bu ikinci bayramımız, hükümetin emriyle, bu yıl da tam '9 Gün Tatil' yapılarak kutlandı!.. Bu uzun tatilde kimi insanlarımız yine özel araçlarına binerek sahillere koştular, kimileri doğdukları İllerine-İlçelerine-Köylerine giderken, kimileri de parasızlık ve çaresizlikten yine evlerinde kaldılar!.. Yani, bizim kısaca "PTT" dediğimiz; "Pijama-Terlik-Televizyon" marifetiyle vakitlerini evde geçirdiler!..
Tatilin ilk gününden itibaren, yine 'bilindik görüntüler ve haberler' biz Gazetecilerin ekranlarına düşmeye başladı: Şehirlerden çıkış yolları tıklım tıklım, şehir giriş yollarında in-cin top atıyor, sık sık can sıkıcı trafik kazaları, ambulans-polis-jandarma araçlarının siren sesleri, Hastane Acil Servisleri kapılarında hareketlilik, yine ağlayanlar ve gözyaşı dökenler... Yerleşim yerlerine kurulan 'Kurbanlık Hayvan Pazarları' yine büyükbaş ve küçükbaş kurbanlıklarla doldu: Pazarlık için eller kavuştu, dakikalarca pazarlıklar sürdü, araya girenlerin yardımlarıyla fiyatta anlaştılar; küçükbaşta fiyatlar '20 Bin TL' ile '50 Bin TL' arasında değişirken; büyükbaş fiyatları '70 Bin TL' ile '480 Bin TL' arasında değişiyordu...
Kurbanlık hayvanlar evlere götürülürken, yine bazıları bir yolunu bulup kaçtılar: Kimileri ana yollarda trafiği aksattı, kimileri esnaf dükkânlarına-marketlere-bürolara girip etrafı dağıtırken, kimileri de yine dam başlarına çıktılar, etrafı biraz yükseklerden seyretme keyiflerini yaşadılar!.. Sonuçta yakalanıp, yine de kesilmekten kurtulamadılar!..
Kurban Bayramının birinci günü, hep alışık olduğumuz şekilde; hayvan kesecek kasapları bulamayınca, bu işi kendileri yapmaya çalıştılar: Kimi ellerini ayaklarını kesti, kimi hayvanların tekmesiyle yaralandı, kimileri de acemi yardımcı kasapların görünmez bıçak darbelerine maruz kaldılar!.. Yine hastane kapılarında kuyruklar oluştu, eller-ayaklar-yüzler sargılı ve atılan sayısız dikişlerle kös kös evlerine dönüp, bayramı evlerinde inleyerek geçirdiler!..
Bayramın ikinci günü de her bayramda değişmeyen aynı haberler düşmeye başladı: Bilmem kaç kişi, yine gıda-protein zehirlenmelerinden, yine kolestrol-tansiyon yükselmelerinden, birçok insanımız doktorların ve hastanelerin kapılarında kuyruklar oluşturdular!.. Peki, bunlara sebep neydi? Yahu bizim gibi "buğdayı harmanda-eti de kurbanda gören" toplumlarda, yılın 364 günü otla-çöple beslenirken, Kurban Bayramı gelince de bir günde sabah ciğer, öğleyin kavurma, akşam köfte; ertesi günü de haşlama et ve bağırsak dolmasını peş peşe yersen, tabii ki olacağı budur!.. Yahu bizlerin bünyeleri bu güçlü yiyeceklere alışkın değil ki !.. Sen ABD'li misin, İngiliz misin, yoksa Alman mısın kardeşim, böyle günlerde biraz haddini bileceksin !? Onlar bu yiyeceklere alışkınlar, yılda ortalama 80 ile 120 kilogram et tüketiyorlar!.. Peki bizimkilerin ortalaması kaç; yıllık sadece 8 ile 12 kilogram kadar!..
Hani atalarımız; "Bir tutam ot, deveyi yardan uçurur!" derlerdi ya? Bizimkiler de, hazır bulmuşken yiyebildiğim kadar et yiyeyim diye, durduk yerde işte böyle 'sağlık' yerine, 'hastalık' buluveriyorlar!..
Tabii, tatil zamanında daha bunlar iyi günlerimiz!.. Ya tatil bittikten sonra neler olacak: Yine dönüş yolları tıkanacak, trafik kazaları can sıkacak, 01 Haziran 2026 Pazartesi günü herkes işine-gücüne dönecek, tatilde para harcayanlar -özellikle de kredi kartı kullananlarda- şafaklar atacak, herkesin kafasında; "Ben Bu Borçları Nasıl Ödeyeceğim?" endişeleri başlayacak; aile içi kavgalar, işçi-patron savaşları yeniden çıkacak, evden kaçmalar ve boşanmalar, 'kadına şiddet' vakaları katlanarak artacak!? Evet, bizim gibi daha çok çalışması gereken toplumların, böyle sık sık verilen '9-10 Gün Tatil' neyineydi ki !? Sakin KOŞAR...