TARİH TEKERRÜR (TEKRAR) EDER Mİ !?

 

Bir gün dostları, çok uzun zamandır tartışılan sözün ne anlama geldiğini ünlü şairimiz Mehmet Akif Ersoy'a sorarlar; "Üstadım, 'Tarih Tekerrür Eder, Hatalar Tekerrür Etmez' sözünün sizce anlamı nedir?" derler... En güzel kahramanlık şiirlerimizin ve biz Türklerin Milli Marşı olan "İstiklâl Marşımızın" da şairi olan Mehmet Akif onlara aynen şöyle der: "Eğer gerekli dersler zamanında alınsaydı, tarih hiç tekerrür eder miydi !?"

Eğer tarihimizi Prof. Dr. Halil İnalcık, Prof. Dr. İlber Ortaylı veya Sinan Meydan gibi 'Tarihçilerden' öğrendiyseniz, hepsi doğrudur ve bunlardan herkes ders almalıdır!.. Ama eğer bazı yeni yetmeler gibi, Tarihimizi "Fesli Deli Kadir" gibilerden öğrendiyseniz, tabii ki tarih ve hatalar tekerrür eder, siz yerinizde saymaya veya 'Şaşkın Ördek' gibi geri geri yüzmeye devam edersiniz!.. Bizim en önemli 'Kurtuluş Savaşımız' için bile ne diyordu Fesli Deli Kadir; "Keşke o savaşta Yunan galip gelseydi!" diyordu değil mi?

Dünyanın en meşhur komutanları olan Büyük İskender, Cengiz Han, Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa Kemal Atatürk... gibi komutanların hepsi, tarihi çok iyi bilen ve bunu cephelerde uygulayan kişilerdi!.. Hiçbir başarı tesadüfî değildir çünkü!.. İşte onun içindir ki; tarihi en iyi şekilde bilenler, ileride kendi tarihlerini de kendileri yazarlar!.. Tıpkı yukarıda verdiğim örnek isimlerin başarıları gibi...

Biliyor musunuz; bizim yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran Atatürk ve silâh arkadaşı İsmet İnönü, görevleri boyunca hiçbir zaman Amerikalılara yüz vermediler, ülkemize defalarca gelen Elçileriyle de hiç görüşmediler!.. Çünkü onların ne mal olduklarını ikisi de biliyordu!.. II. Dünya Savaşı sonrasında bu arkadaşlar, sırf kendi güvenlikleri için, bu savaşta Almanya'ya karşı savaşan 13 ülke ile (Rusya hariç) 'NATO'yu kurdular...

Bizler, İnönü'nün siyasi zekâsı ve taktikleri sayesinde bu kanlı savaşa girmemiştik... Ancak, 1950 seçimlerinde Batılı dış müdahalenin de yardımıyla, Demokrat Parti iktidara geldi, merhum Adnan Menderes illâ NATO'ya girmek için yapmadığını bırakmadı... Tam o sırada Kore-Çin savaşı vardı... Bizim oraya Çin'e karşı savaşmak üzere asker göndermemiz istendi, bizimkiler de, hiç alâkamız olmayan bu savaşa, koşa koşa binlerce askerimizi gönderdiler; sonuçta da yüzlerce Şehit ve Gazimizle geri döndük, mükâfat olarak bizi 1952 yılında 14'üncü üye olarak NATO'ya aldılar!..

Bunları iyi bilelim... Bu NATO, aslında Amerika'yı korumak için kurulmuştu; şimdi İsrail'in aklına uyup da komşumuz İran'a saldıran Amerika, işin içinden çıkamayınca NATO'yu yardıma çağırdı!.. Saldırıya başlarken kimseye danışmayan Başkan Trump, bütün NATO üyelerinden 'RET' cevabı alınca çıkıp; "Sizler nankörsünüz!.. ABD olmadan bu NATO bir 'Kartondan Kaplan' halindedir!.. Gerekirse bu kuruluşu dağıtacağım!" demeye başladı... Keyfiniz bilir bayım, siz İran'a saldırırken bize mi sordunuz, çocuk katili Netanyahu ile şimdi ne haliniz varsa görünüz!.. Ama bir başarsaydınız eğer, İran'ın petrol ve doğalgaz yataklarına iki kişi çökecek, kimselere yedirmeyecektiniz, değil mi !? Şimdi dönün de kendi halklarınıza, bunun hesabını kuruşuna kadar ödeyiniz bakayım, hadi ikileyin bakayım Şeytan kılıklılar, sizi gidi 'Şer İkili' sizi !..

Peki, savaşın üçüncü haftasında ne oldu? İki ülke arasındaki görüş ayrılıkları, İsrail'in İran'ın Basra Körfezi'ndeki devasa Güney Pars doğalgaz sahasına düzenlediği saldırının ardından gün yüzüne çıktı. Söz konusu saha, İran ile Katar arasında paylaşılan ve dünyanın en büyük doğalgaz rezervlerinden biri olarak biliniyor... ABD-İsrail hattında İran çatlağı... Ters mi düştüler? Gerilimi bir anda tırmandıran kritik hamle neydi? Trump, saldırının ardından yaptığı açıklamada, ABD'nin operasyondan haberdar olmadığını ve Katar'ın da herhangi bir rolü bulunmadığını belirtti. Ancak ABD, İsrail ve Orta Doğu'dan çok sayıda yetkili, bu açıklamayı yalanlayarak, İsrail'in Washington'ı saldırı öncesinde bilgilendirdiğini ifade etti... Ne diyelim; daha da beter olsunlar inşallah!..                  Sakin KOŞAR...

YAZARIN DİĞER YAZILARI