Akbelen’den kamuoyuna açık mektup: “Kamu yararı şirketlerin yararı değildir”

Muğla’nın Milas ilçesinde yaşayan İkizköy, Karacahisar ve Çamköy sakinleri, Akbelen’de sürdürdükleri mücadeleye ilişkin kamuoyuna açık mektup yayımladı.

Yedi yılı aşkın süredir YK Enerji’nin maden faaliyetlerine karşı mücadele ettiklerini belirten yöre halkı, topraklarının, ormanlarının ve zeytinliklerinin korunmasını istedi. 679 parsel için alınan acele kamulaştırma kararına tepki gösteren köylüler, “Kamu yararı bir şirketin faydası değildir” dedi. Danıştay’ın acele kamulaştırma kararının yürütmesini durdurduğunu belirten yöre halkı, 16 Eylül’de görülecek duruşmada kararın iptal edilmesini ve topraklarının korunmasını talep etti.

Mustafa Altar Zeyhan

Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı ve çevresindeki köylerde yaşayan yurttaşlar, YK Enerji’nin maden sahasını genişletme çalışmalarına karşı mücadelelerini sürdürürken kamuoyuna açık bir mektup yayımladı. İkizköy, Karacahisar ve Çamköy sakinleri, topraklarının acele kamulaştırma yoluyla ellerinden alınmak istenmesine tepki gösterdi.

Yedi yılı aşkın süredir mücadele ettiklerini belirten yöre halkı, topraklarının yalnızca tapuda kayıtlı bir alan olmadığını vurgulayarak, “Bizim için toprak; geçimimiz, evimiz, çocuklarımızın geleceği ve kurduğumuz hayatın kendisi” ifadelerini kullandı.

“TOPRAĞIMIZ TALAN EDİLİRSE GERİ DÖNÜŞÜ YOK”

YK Enerji’nin Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine kömür sağlamak amacıyla bölgedeki arazileri almak istediğini belirten yurttaşlar, 7554 sayılı torba kanunun kabul edilmesinin ardından zeytinliklerinin talan edildiğini, daha sonra da 679 parsel arazi için rızaları dışında acele kamulaştırma kararı alındığını ifade etti.

Tüm bu işlemlerin “kamu yararı” gerekçesiyle yapıldığını belirten yöre halkı, “Kamu yararı bir şirketin, özel bir şirketin faydası değildir” diyerek enerji ihtiyacına karşı olmadıklarını ancak bunun toprakların yok edilmesi pahasına gerçekleştirilmemesi gerektiğini savundu.

“BUNUN NERESİ KAMU YARARI?”

Açık mektupta, yüzlerce köylünün toprağının elinden alınması, ormanların, zeytinliklerin, su kaynaklarının ve verimli tarım arazilerinin yok edilmesi eleştirildi. Mektupta, “Her yıl yüzlerce insanımız sağlığını kaybediyor, onlarcası hayattan koparılıyor, insanlarımız madende çalışırken sakatlanıyor, toprağımız zehirleniyorsa bunun neresi kamu yararıdır?” ifadelerine yer verildi. Yöre halkı ayrıca şirketlerin kredi, fon, ödenek ve teşviklerle kamu kaynaklarından yararlandığını belirterek, kamuya ve ülkeye faydadan çok zarar getirdiğini düşündükleri uygulamaların “kamu yararı” olarak sunulmasını kabul etmediklerini açıkladı.

16 EYLÜL’DE DURUŞMA VAR

Akbelen’deki mücadelenin yalnızca bölge halkının meselesi olmadığını vurgulayan yurttaşlar, köyünü, evini, toprağını ve geçimini korumaya çalışan tüm köylüler adına mücadele ettiklerini belirtti.

Açıklamada, Danıştay’ın acele kamulaştırma kararının yürütmesini durdurduğu ve 16 Eylül 2026 tarihinde duruşma yapılmasına karar verdiği ifade edildi. Yöre halkı, duruşmada acele kamulaştırma kararının iptal edilmesini ve topraklarının anayasal güvence altına alınmasını talep edeceklerini belirterek mektubu şu ifadelerle tamamladı: “Kamu yararı şirketlerin yararı değil. Kamu biziz, Akbelen bizim!”

DİĞER HABERLER