ÇİZMEK EYLEMİ

 

Çizmek eylemi bireylerde doğal bir davranıştır. Elindeki çubukla toprağa izler yapmak, can sıkıntısıyla defter ya da kitap sayfalarına çizimler yaparak karalama dediğimiz izler oluşturmak, çizmek eyleminden başka bir şey değildir. Bunlar çoğunlukla bireyin içinden gelen davranışlar olarak ortaya çıkar. Bunun yeteneğe bağlı olduğu söylenemez. Böyle davranışlar yetenekle ilişkili olarak değerlendirilemez. Çocukların bulduğu her şeyle çizimler yapmaları, duvarları ve de kapıları ellerine geçirdiği kalemlerle çizmeleri içten gelen davranışlardır. Bu davranışları her birey istisnasız yapar. Engel olunmazsa, çizimlerini sürdürmesi sağlanırsa, çocuk bu çalışmaları yoluyla kendine olan güveni giderek artar. Öyleyse, bu içten gelen davranışlar bilinçli yönlendirmelerle, yaratıcı öğeler taşıyan çalışmalara dönüşebilir. Kısaca; çizmek eylemini herkes yapabilir. Yeteneğim ya da becerim yok diyerek uzak durmak sadece olumsuzlukları artırır.

Başlangıçta her bireyin içinde var olan "çizme eylemine" yönlendirilmesi ile çalışmaya girilebilir. Zamanla bu girişim bilinçli ve disiplinli çalışmalarla ya da sanatsal yönlendirmelerle belirli düzeylere ulaşır. Eğer tüm bu yönlendirmeler bir de yetenekle desteklenirse işte o zaman olanlar olur; çizgide ustalık, çizgide özgünlük kaçınılmaz olarak er ya da geç ortaya çıkar ve yakalanır.

Bilindiği gibi insanların belirgin olan biçim ve konulara yaklaşımı daha korkusuz ve kolaydır. Çünkü bakıp görebileceği bir şeyler vardır. Burada göz ve beyin ortaklığı işin kavranması kolaylığını sağlar. Zaten göz ve beyin bilinçli ve denetimli olmanın ilk iki koşuludur. Çalışmaların sanatsal veri ve üretimlere dönüşebilmesi için, bu iki koşulu bir üçüncüsü olan el desteklemek zorundadır.

Öyleyse, güzel resim demek, güzel biçimlerin resmini yapmak demek değildir. Yaklaşım ve kurgunuz, plastik öğelerle desteklenirse, güzel bir çalışmaya, dahası sanat yapıtına dönüşebilir. Önemli olan, kendi gücünüze güvenmek ve çalışmanızı bilinçle sürdürmektir.

Ayrıca gerilere, tarih sayfalarına dönüldüğünde çizimlerin, görülenleri ya da düşünüleni belgelemek gibi görevleri üstlendiği, bunları izleyenlere aktardığı, onları da bu görülene ve düşünülene ortak ettiği görülür. Bilinen bu gerçek çizginin gücünü gösterir ve de önemini gözler önüne serer.

Bu çizimlerin özünde ne olursa olsun, çizgi bir anlatım aracıdır ve uzun uğraşlar, uzun denemeler sonunda konuya ve bir anlatımın belirlenmesine kaynaklık eder. Bu kaynak kolay elde edilen bir şey değildir.

Bilindiği gibi konuların özünü; gözlem, araştırma ve denemeler oluşturur. Hiçbir şey bir öncekinden yararlanmadan daha ötesine gidemez, yol alamaz. Biz buna, araştırma ve tanıma olmadan, konuyla ilgili bilgi ve kültür verilerine ulaşmadan kişilik kazanılamaz ve özgün sanat yapıtları ortaya konamaz diyebiliriz. Bireyler ele alınan konuyu bu irdelemeler doğrultusunda, kendi kişiliğiyle, kendine özgü bir yaklaşımla harmanlayacak ve sunacaktır. Öyleyse ele alınan konu özgün kişiliğimizin kapsamında düşünülmeli, kişiliğimizi zayıflatacak baskınlığa erişmemelidir. Kendi görüşümüz, kendi bakış açımız, kendi tavrımız öncelik kazanmalı, konuyu bir çıkış noktası olmaktan öteye götürmemeliyiz. Çünkü hem konu hem de kişiliğimiz, yapıtımızın temel unsurlarıdır. Bu da sanat tavrımızın, kişiliğimizin sağlamlığı ve bütünlüğü anlamına gelir. Konu destekli yapıtlarımızda, özgünlüğümüz ve kişiliğimiz her daim baskın olmak zorundadır. Sanatçıların ustalığı bundan kaynaklanmaktadır. Konu bir basamaktır onlara göre.

Konu; ne yapılacağının belirlenmesi, yolun ne olduğunun bilinmesi anlamında ve bağlamında düşünülmeli, konunun bir çıkış noktası olduğu asla unutulmamalıdır.

Biline ki, önemli olan çizgilerdir. Çizgiler günü dolu dolu yaşarsa, günü belgelerse sanatçının kalıcılığı, sanatçının bilinci belgelenmiş olur. Salt sözcükler değildir kalıcılığı sağlayan, esasında çizgilerdir. O çizgiler ki, yazıdan önce boy salmış duvarlarda. Yazıdan önce yön vermiş insanlara. Öğretici olmuş, yönlendirici olmuş, güç olmuş insanlara. Doğanın taşları, dağları tanıktır bunlara. Ayrıca tarihin sayfaları de çok güzel belgeler bunları. Söze ne gerek var. Çizgi konuşunca gerisi boştur. Çünkü bu konuşma az olur, öz olur. Çok da iyi olur.

Bu çizginin gücüdür. Bu insanı yıllardır yönlendiren çizginin belgeselidir. Biz buna benim çizgilerim, benim belgelerim diyelim.

Siz de kendi belgelerinizi oluşturun, bırakın geleceğe. Gün ola, harman ola örneği.

Çünkü her insanın bir çizgisi vardır.

Çizgi gücünüz bol ola.                        

YAZARIN DİĞER YAZILARI