Geçenlerde ABD Beyaz Sarayı'ndan servis edilen fotoğrafı gördünüz değil mi? Gelin gibi orta yerde duran Başkan Donald Trump, Hristiyan ve Yahudi din adamları tarafından kutsanmıştı... Beyaz Saray'da, Evanjelik-Hıristiyan din adamlarının Trump'ı kutsayan, adeta Mesih olarak yücelten ayini bu boyutun bir semptomu... Savaşın ilk günlerinden itibaren ABD'nin çeşitli birliklerindeki komutanların, brifinglerini açıkça dini kehanet zeminine oturtmaya çalışmaları da bir başkası...
Orduda Din Özgürlüğü Vakfı'na, kimi komutanların, İran savaşını "Tanrı'nın planı" ve Armageddon'un habercisi olarak sunduğuna ilişkin 40'tan fazla farklı birlikten 110'u aşkın şikâyet gelmiş... Bir komutan askerlerine, "Trump, Armageddon'u tetiklemek, İsa'nın dönüşünü müjdelemek üzere bizzat İsa tarafından kutsandı" diyormuş. Dahası, bazı komutanlar, kehanete uyması için savaşın "yeterince kanlı olması" gerektiğini vurguluyormuş...
Herkes, başındaki bit kadar emin ki; bu savaşı en çok isteyen, Başkan Trump'ı da en sonunda kandırarak (veya Epstein Davası ile tehdit ederek) başlatan kişi, İsrail'in eli kanlı, çocuk katili Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ta kendisidir!.. "İsrail'in güvenliği... İsrail'in geleceği için" diye diye; daha dün torpille kurulmuş ülkesi, sanki gökten zembille indirilmiş ve bir ayrıcalıkları varmış gibi, kendilerine güvenceye almak için saldırdıklarını söylüyordu!.. Peki, diğer ülkelerin güvenliği ne olacaktı !? Ya sürekli saldırdıkları komşu devletlerin güvenliği ne olacaktı !?
Yine sıkıştıkça hep başvurdukları gibi; güya kutsal kitaplarında bu Yahudilere, Tanrı tarafından "Vadedilmiş Topraklar" varmış... Neresiymiş bunlar?.. İçinde Türkiye'nin de bulunduğu tam 14 ülkenin bazı yerleri, taa eski Mezopotamya'ya kadar dayanan verimli topraklarmış bunlar!.. İyi de kardeşim, sen daha dün (14 Mayıs 1948 tarihinde) kurulmuş bir ülkesin!.. O da, II. Dünya Savaşı sonrası; Hitler'in aşırı hışmına uğradığınız için, bazı devletlerin iyi niyet gösterisi için kurulmuştunuz!.. Bugün ise o devletlerin hepsi bin pişman oldu ve siz yediğiniz çanağa sıçan bir devlet olup çıktınız, kendi kabınıza sığmaz oldunuz!..
ABD Demokrat Parti senatörlerinin dediği gibi; bugüne kadar sizin sözünüze uyup da hiçbir Başkanı kandıramamıştınız, şimdi "En Aptal Başkan Trump'ı" bulup, kandırmayı başardınız!.. Durduk yerde, kendilerinden binlerce kilometre uzaktaki İran'a saldırttınız!.. İşler de, hiç planladığınız gibi gitmedi, bugünlerde Başkan Trump da bu işe girdiğine bin pişman, geceleri uyuyamıyor, sinirleri gergin, ha bire 'Basra Körfezi'ne yeni askeri kuvvetler gönderiyor, bir türlü İran'ı teslim alamadı, her gün Milyarlarca Dolar hiç yoktan masraf ediyor, borçlanıyor!..
Halbuki Başkan Trump, aynen Venezuela gibi, bir-iki günde İran'ın işini bitirip, petrol ve doğalgazlarına çöküverecekti, hayal kırıklığına uğradı, Netanyahu'nun yalanlarına aldandı!.. Kendisine yardımcı olmayan yüzlerce yıllık can dostu İngilizlere bile demediğini komadı !.. İhtimal ki; tıpkı daha önce Vietnam-Küba-Afganistan'da olduğu gibi; yaptıkları bunca savaş masrafına rağmen, belki İran'dan da kuyruğunu toplayıp, gittiği gibi geri dönecekler gibi görünüyor, bekleyip çok yakında bunu da göreceğiz inşallah !?
Neyse... Bugünü de bir fıkra ile savuşturalım bari: Yaşlı anne ve babası odada otururken, kızları içeri girip, yemeğin hazır olduğunu söyler... Tam bu sırada babası çoraplarını çıkarmaya başlar, kızı hemen; "Sen niye çoraplarını çıkarıyorsun baba?" diye sorar... Babası; "Namaz kılacağım kızım, abdest alacağım da ondan çıkarıyorum" der... Kızı gülümseyerek; "Çok iyi baba, dünyada namazını kılan kocalar, aşağı dünyada da aynı eşleriyle bir arada olurlarmış!" der... Adam kaşlarını kaldırıp; "Neee... Ben orada da bu suratız karıyla mı olacağım yani!?" diyerek, çıkardığı çoraplarını geri giymeye başlar, namaz kılmaktan da hemen vazgeçer... Sakin KOŞAR...