1947 yılında Avustralya'da doğan İlber Ortaylı, 1,5 yaşında ailesiyle birlikte ülkemize gelmiş, 'Kırım Türklerinden' bir yurttaşımızdır... İlk ve orta öğrenimini İstanbul Avusturya Lisesi'nde tamamladı. 1965 yılında Ankara Atatürk Lisesi'nden mezun oldu...
İlber Ortaylı, Yunanistan'ın Preveze şehrinde düzenlenen İkinci Uluslararası Tarih ve Kültür Sempozyumu'nda; Eylül 2009. 1970 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümünü bitirdi. Burada Şerif Mardin, Halil İnalcık, Mümtaz Soysal, Seha Meray, İlhan Tekeli, Mübeccel Kıray'ın öğrencisi oldu. Ayrıca sınıf arkadaşları arasında Zafer Toprak, Mehmet Ali Kılıçbay ve Ümit Arslan da vardı...
Viyana Üniversitesinde Slav ve Doğu Avrupa dilleri hakkında öğrenim gördü. Yüksek lisans çalışmasını Chicago Üniversitesinde Halil İnalcık ile yaptı. "Tanzimat sonrası mahallî idareler" başlıklı tezi ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde 1974 yılında doktor, "Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu" adlı çalışmasıyla 1979'da aynı Fakültede doçent oldu.
1982 yılında üniversitelere uygulanan 12 Eylül Darbesi nedeniyle siyasi yaptırımlara tepki olarak görevinden istifa etti. Bu dönemde Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova, Roma, Münih, Strazburg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus'ta ders, seminer ve konferanslar verdi... 1989'da Türkiye'ye dönüp, Profesör oldu...
Tarih duayeni Prof. Dr. İlber Ortaylı, kendine münhasır, kimseye eyvallah etmeyen, düşündüğünü herkesin yüzüne söyleyen, bildiği ve inandığı her şeyi de hiç dolambaçlı yollara sapmadan, direkt olarak söyleyen bir kişiliğe sahipti... Tarihte kendi dalında tam da 'Engin Denizlere' benzeyen bir bilgi hazinesine sahipti... Katıldığı bütün TV ve radyo programlarında sorulan her soruya hiç teklemeden-düşünmeden-sanki ekrandan okuyormuş gibi yanıt verirdi...
Öğrencileri de onu çok sever, hiç dersini aksatmadıkları belki de tek Hocaları oydu... Derslerini sohbet havasında verir, her konunun içinde gençlere yaşadıkları hayatın tadını çıkarmalarını öğütler dururdu... Sık sık; "Geri döndüremediğimiz tek şey zamandır!.. Siz hiç, bir akarsuda, aynı suyla iki kez yıkandınız mı? Bu mümkün mü? Dünyaya da bir kere gelirsiniz, bir kere çocuk ve genç olursunuz, bunun kıymetini biliniz ve her gününüzü çok iyi yaşayınız!.." der dururdu... Kimseye torpil yapmaz, herkese eşit davranır, sadece hak eden onun dersinden sınıfı geçerdi...
Çok önemli devlet görevlerine getirildi, büyük yetkilere sahip oldu, ama o hiç 'Mütevazılığını' hiç bırakmadı: En sevdiği akademisyen Prof. Dr. Celal Şengör, en sevdiği gazeteci Fatih Altaylı idi... Zaman zaman bu dostlarıyla buluşur, mahalle köftecisine gider, sokak aralarında karınlarını doyururlardı... Yüksek 'Şeker Hastası' idi ama, o hiç perhizine dikkat etmezdi... Dik başlılığını bu sağlık sorunlarında da gösterir, kızı ve dostları buna çok üzülürlerdi...
Ülkemizde 1989 sonrasında öyle bir isim yapmıştı ki; bizim nesil, O'nun hiçbir TV programını kaçırmaz olmuştuk... Türk halkı artık diyordu ki; "Tarihi İlber Hoca anlattı ise, onun her dediği çok doğrudur, başka kimseye danışmaya gerek yoktur" demeye başlamıştık...
Daha dün, 1947 yılında doğan bu büyük insanımızı, daha 78 yaşında iken çok çabuk kaybettik, O'nun kaybıyla Büyük Tarihimiz de artık 'ÖKSÜZ' kaldı sevgili dostlar!.. Onu hiç unutmayacağız, unutturmayacağız; mekânı Cennet, toprağı bol olsun, ışıklar içinde yatsın inşallah!.. Sakin KOŞAR...