SIRA HANGİSİNDE


SIRA HANGİSİNDE

İllaki başımızı bir felaket gelecek. Ondan sonra biraz gözyaşı.  Biraz "şehit edebiyatı" Birkaç tutuklama. İlgili bakanlıktan denetim ve sıkı emirler. Tepedekilerden esip gürlemeler. Sonrası fos.

Aynı Soma gibi. Aynı asansör faciası gibi.

Karayolu tünellerinde 80 km. hız sınırına uyulmuyor, sollayıp 120 ile gidiyorlar. Otobüslerde tehlike anında kullanılacak cam kırma çekiçleri çalınıyor. Gemilerde can kurtaran yelekleri, tahliye sandalları? Söyleseniz; yanıt:

 "Başka işin yok mu senin be kardeşim?" Binmişiz bir alamete; ulusça gidiyoruz kıyamete.

GEÇİP GİTTİ SANILMASIN  

Bu ülkede yıllarca: Aydınları, yazarları, şairleri, öğretmenleri "komünizm propagandası yapmak" "komünist olmak" la suçlayıp cezaevlerinde süründürdüler, sürgünlere gönderdiler. Ne oldu? Günümüzde ülkede Komünist parti kuruldu. Komünizm mi geldi?

Amaç, aydınları sindirmek ve susturmaktı.

Hiçbir baskı hiçbir şiddet tarihin akışını değiştiremez. Yalnız o kötülükleri yapanların alınlarında bir kara leke olarak kalır.

Hatta haksızlık da olsa ailesi ve çocukları da bu kara lekeyi taşırlar.

DİNCİLİK VE MİLLİYETÇİLİK

Dindarlık demiyorum. "Dincilik" nasıl getirisi olan bir şeyse. Bir zamanlar milliyetçilik de getirisi olan bir şeydi. Milliyetçi görünenlerin bir bölümü "Komünizmle Mücadele Derneği" ne üye olurlar, komünizmle sözde mücadele ederlerdi. Bunların içinde pek çok yoksul aile çocuğu da vardı.

İl Halk Kitaplığında "Atatürk Kitapları Sergisi" açılmıştı. Dolaşıyordum. Bir kitap adı dikkatimi çekti.

"Sosyalizme Karşı Atatürk" olur ya.  Az ötede "Komünizme Karşı Atatürk" eh buna da neyse. Biraz daha ileride "Marksizm'e karşı Atatürk"

Bu kez kitapların iç sayfalarını incelemeye başlayınca. Gördüm ki: Aynı yazar, aynı kitabı ayrı başlıklar altında devlet kitaplıklarına üç kez satmış.

İLKOKUL ÖĞRENCİLERİ SINIFTALAR. BİR ANI

Ders: Tabiat Bilgisi. Konu: Hayvanların yararları.

Öğretmen: Hayvanların yararlarını sayar mısınız çocuklar? Başlıyorlar saymaya:

İneğin sütünden, arının balından, koyunun yününden, tavuğun yumurtasından.  AT'la - öküzle çift süreriz.

Hemen hemen hepsi söz alıp bir hayvanın yararından söz ediyor.

                Parmaklar artık kalkmaz olunca, Ahmet söz istiyor:

"Ayının oynamasından yararlanırız öğretmenim."

ACABA

Yıllarca okullarda hem yönetici hem öğretmen olarak yılsonu toplantılarına katıldım. Bu toplantılarda öğrencilerin ders durumu ele alınır ve kurulda, bazı derslerden başarılı sayılmalarına karar verilirdi.

Gerekçelerden çoğu: "Usludur, etliye sütlüye karışmaz, sessizce bir kenarda oturur, denileni dinler, saygılıdır." gibiydi.

Hep şunu beklemişimdir: "Kişiliklidir. Saygı çerçevesinde haklarını savunmasını bilir. Mücadelecidir. Sosyal, sportif ve sanatsal faaliyetlere katılır."  Gibi gerekçeler öne çıksın.

Neden yapıcı-yaratıcı insan sıkıntısı çekiyoruz? Neden toplumumuz biat toplumu olmaya yatkın? Kişilikli insanlar neden daha çok eziliyor acaba? Anlaşılıyor değil mi?

TURGUT DERELİ

YAZARIN DİĞER YAZILARI