HOŞGELDİN SEVGİLİ MEHTAP

  HOŞGELDİN SEVGİLİ MEHTAP
                                        
       Yazımın başlığını biraz  laubali bulanların bulunacağını bile bile  bu başlığı koyduğumdan emin olmalısınız. Evet, Mehtap Birgili, Muğla'nın evladı  ve sevgilisidir. Bu sıfatı ile istediği kadar övünebilir..
       Onunla tanışıklığımı,  sadece soyadı  ve Face Book denen sosyal Medya'daki yazıları sağlamıştır.   Soyadı olan “Birgili” onun aile olarak Muğlalı değil de Ödemiş'e bağlı Birgi kasabasından olduğu izlenimini verirse de O tam bir Muğlalıdır. Dedesi Galip Birgili ve babası Harun Birgili Muğlalı olarak tanıdığımız kişilerdir. Dedesinin Muğla folklorunda etkin çalışmaları olduğunu  eskiler bilmektedirler. Aklımda kaldığına göre ve  yanlış anımsamıyorsam, dedesinin de Muğla türkülerini derlediği söylenir. Örneğin :
“Bağlamam var, üç telli,
Borcum var beş yüz elli
Gitti de yörük kızı gelmedi
Gocaya da vardı besbelli”
Türküsünü o derlemişti (?).
 Bunlar kulaktan dolma bilgilerdir . Gerçekleri eşeleyip doğruları  ortaya çıkarmak, Muğlalı sanatçı ve yazarların görevidir. Bu görevi de  25 Mayıs akşamı Edebiyat Öğretmeni  İlker Altınsoy'un Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür merkezinde sunacağı programdan öğreneceğiz.
       Dedesini çağdaşım olmadığı için kişi olarak tanımam. Babası sanıyorum Muğla'nın güzel havasını birlikte soluduğumuz kişilerden bir tüccar... Onu da tanıyor değilim. Ben belki Yatağan'ın Şeref köyünde keçi güderken ya da Muğla “Üçüncü Okulda” öğretmen Muzaffer Baysal'ın ya da Özbekistanlı öğretmen Hamit Öktem'in” rahle-i tedrisinde”öğrencilik yaparken o, Muğla'da Saburhane'nin üst tarafındaki yamaca, küçük ve şirin bir ev kondurmakla  meşguldü.
       Ben Mehtapla tanışmamız kendisine sorduğum :
“Erdal Birgili neyin olur” sorusuyla başlar. Sevgili dostum rahmetli Erdal Birgili'nin amcaoğlu olduğunu öğrenmem ona ilgimi arttırmıştır. Sonradan kendisinden dostum  Diş hekimi Nevzat Çakır ile hala-dayı akrabalığı olduğunu öğrenince
Facebook sayfalarında daha ileri dostluk başladı. Benim Edebiyat öğreticiliğim, onun şiire, felsefeye, tarihe, sosyolojiye, tasavvufa ait bilgileriyle birleşince aşkımız(!) ilerledi. O bir şairden, bir şiir aktarırsa ben bir örnek yapıştırıyordum. Örneğin mehtap adının yanına o anda aklımda   hazırola geçiveren  bir şiirden bir dize ekleyip ondan teşekkür alıyordum. Örneğin Mehtap adının yanına Yahya Kemal Beyatlı  adı uygun düşüyordu:
“Mehtap iri güller ve senin en güzel aksin
Velhasıl o rüya duruyor yerli yerine” gibi.
       Mehtap, sayfasına bir at resmi koysa benim hafızamdan Dadaloğlu fışkırıp çıkıyordu:
       “Atın boynu kısa beli uzunu/Kuru suratlısı elma gözünü/ Kızın iplik iplik süt beyazını/Severim kır atı bir de güzeli/Dadaloğlu)” 
        Zamanla Mehtap, şiirin, resmin, müziğin, felsefenin en çarpıcı örnekleriyle karşımıza çıkar oldu. Tanrım bu ne çalışkanlık, ne bitmez tükenmez enerji…Ve ne doyumsuz sanat aşkı…
 Ve zamanla Mehtap benim yüreğimde kızımla ayni yeri aldı. Şimdi benim hanem sanki bir nüfus daha kazanmış bulunuyor.
       Ayni duygular, başkalarının Mehtabı da olmuş olmalı ki Mehtap, Birgili soyadını değil de Muğlalı şöhretini kazanmış oldu.
       Hoş geldin mehtap ve Mehtap…
YAZARIN DİĞER YAZILARI