SİLAH

 PEK çoğumuz hiç olmazsa bir kez, köy düğünü görmüştür. Bu düğünlerde; büyüklük taslamanın, gösteriş yapmanın ve fiyaka satmanın simgesi(!) tabancadır ve havaya rastgele ateş etmektir. Bu arada ölen olur mu? ".olmuyor desek yalan söyleriz! Dikkat etsek de etmesek de, kazara oluyor işte, ne yapalım!"

 BU; efelik, kabadayılık, külhanbeylik hevesi şehirdeki mahalle arası düğünlerde de görülüyor. Yeni yetişmekte olanlar da: ".babamın yeni aldığı süper otomatiği, gör aklın durur. Hiç tutukluk yapmıyor, hepsini boşaltıyor." derken, arkadaşı: "Sen bizimkini görsen, kafayı yersin. Şarjör ne zaman bitti anlayamazsın." gibi teknolojik üstünlüğü olan silah övgüsü ile geleceğe hazırlanıyor. Eee, "Ağaca çıkan Keçinin, dala bakan oğlağı olurmuş" Bir an önce silah kullanmayı heveslenen bu çocuklar, babalarının ölüm makinelerini gurur vesilesi yapıp sohbetlerine konu ediyor.

 AMA yıllar sonra ve hiç yoktan bir nedenle, o silahın namlusundan çıkacak mermilerin; eşini ve aile bireylerini veya bir yakınını veya bir arkadaşını yok edebileceği düşünülürse insanın kanı donuyor. Çünkü: "İnsan beşer, kul'dur şaşar." Denir. Hata yapabilir, yanlışlık yapabilir ve şaşırabilir. Bu nedenle hoş görülü olmak gerekir. Ama ya; hoş görülmesi, affedilmesi, bağışlanması mümkün olmayan bir hata yaparsa? O zaman, sonucu: İçler acısı ve dehşet verici bir fotoğrafın ortaya çıkması demektir.

 BU küçük ölüm makinelerini, kırsal alanda yaşayanlar adeta prestij sorunu yaparken, şehir kabadayılarının hayalleri de, silahı bellerinde taşımaktır. Bu hasta ruhlu insanlar için, arzularının gerçekleşmesi, rüyalarını süsleyen bir hayaldir. Oysa tabancayı bel'de taşımak, sadece güvenlik güçlerine özeldir. Çünkü sivil kişilerin silahı ruhsatlıda olsa, bel'de taşıması, ölümü beraberinde getirip/götürmesi demektir.

 RUHSATLI tabancanız olup da Belinize takılı ise ve sürekli silahla gezen biri iseniz ve bir gün kazara vurulursanız, vefatınız ailede acı oluşturacaktır. Eğer siz silahsız birini öldürürseniz, karşı tarafın yaşayacağı acı dolu yılların, ilk sıcak an'ları hiçbir zaman unutulmayacaktır. Yıllarca anımsanıp, kızgınlık ve öç alma duygusu, tetiklenecektir.

 BU nedenle, silahlanma heveslisinin, böyle acılarla her an karşılaşabileceği ihtimali yüksektir. Çünkü "Su testisi, suyolunda kırılır." Araladığı ölüm kapısından, bir başka silahlı kişinin hedefi olabileceği tedirginliğini her an hissedecek; korkak, ürkek ve stres içinde yaşayacaktır.

 ELİNDE, silah olan; düğünde, futbol müsabakasında veya bir sevinci yaşaması an'ında, yanı sıra cadde sokak veya bir toplulukta rastgele ateş ederken, birini kazara vurabilir. Bu ihtimalin dışında bir başka tehlike ise incir çekirdeğini doldurmayacak bir problemin tartışılması sırasında, saldırgan mizaçlı kişinin belindeki silahı ile muhatabını bir an'da yaşamdan koparabilir.

 AŞIRI coşku ve öfke sırasında, elinize silah almanız halinin sonu: Her zaman kodestir. Yurttaş çoğunluğu genellikle duyguları ile hareket eder. Tartışma kültürü gelişmediğinden, bir konuyu tartışmayı beceremez; değerlendirmesi, anlaması, yorumlaması farklıdır. Zira kulaktan dolma bilgilerle tartışır, tevatür onun için daha çok önem arz eder. Duydukları ile savunduğu doğrunun kabul edilmesini ister. Kabul edilmez ve eleştirilirse çok gerilir, kabalaşır. Çünkü doğru, sadece kendi bildiği doğrudur. O nedenle aklı evvelle tartışmak, yapılacak olan en büyük yanlıştır.

 BELİNDE silahla gezme arzusundaki kişilerin, ruhsal yapılarını ve kişiliklerini, bir psikolog veya bir psikiyatr gibi değerlendiremeyiz, bilemeyiz. Ancak devlete düşen önemli görev: Bu silah heveslilerini uzman doktorlara inceletmektir. Masum, günahsız ve silahtan ürken insanlar, silah satın alıp gizlice belinde taşıyan psikopatların şerrinden korunmalıdır. Silah meraklılarının 6 ayda bir kez akıl ve ruh sağlığı için kontrolden geçmesinin gerekli olduğunu tüm yurttaş'ın düşündüğünü ve onaylandığı muhakkaktır. Zira masum insanlar için bu bir tehdittir, tedbir asla kulak ardı edilmemelidir.

 SIRADAN ve basit bir konuyu; tartışırken hatta balkonda otururken veya yolda giderken varsayalım otomobili park ederken tartıştığı kişiyi öldüren bir psikopata silah nasıl verilir? Yurttaşı korumakla yükümlü devlet bunu nasıl yapar? Otomobile iki yılda bir vize verilirken, silah; bulunduranlar, taşıyanlar ve yasak olmasına karşın, beline takıp sivil polis rolü oynayanlar, 4/ayda bir psikiyatr kontrolünden geçirilip raporlandırılmalıdır. Çünkü bu psikopatlar bir hiç uğruna masum insanı öldürür.

 TOPLUMDA, birlikte yaşadığımız tedaviye muhtaç binlerce psikopat bulunmaktadır. Bunlardan bazılarının; ellerinde, bazılarının evlerinde ve bazılarının da, bellerinde ruhsatlı silah vardır bu ciddi bir tehlikedir. Ve hatta durum vahimdir, çünkü masum yurttaş güvende değildir. Silah sadece yasal yetkisi olan görevlilerin belinde durmalıdır. %65'i kulaktan dolma bilgilerle bir konu hakkında hayati karar veren, öte taraftan kuralsız yaşayan, adamsendeci, boş verici, yurttaşın yaşadığı bir ülkede, çok sıkı tedbir alınmazsa masum yurttaşı ölümden korunamaz.

 

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI