ESKİ ABD ASKERİ KEN O’KEEFE’NİN
SURİYE VE IRAK SAVAŞLARI YORUMU
Bu yazıyı mutlaka okuyun, ama mutlaka! Emperyalizmin oyununu görün. Emperyalizme din adına, vatan-millet adına kimlerin alet olduklarını görün. Çıkar için insanların, iktidarların, muhaliflerin kimin adına çalıştıklarını okuyun. Bu gün Müslümanların birbirlerini niye kırdıklarını öğrenin. BOP Eş Başkanlının ne demek olduğunu sorun. Kim BOP, GOP Eş Başkanı? Yahudilerden en yüksek nişanı kim aldı ve iade etmedi? IŞİD’de, yani Deaş’a kim kızgın çocuklar diyerek iltifat etti? ABD’nin Irak’a girmesi için TBMM’sinden kim teskere geçirmek istedi? Saddam zamanında Irak’a bir koyup beş kazanacağız diye Irak’ın parçalanmasına kim yardımcı oldu? Bu gün Suriye’nin parçalanması için Kimler teröristleri besledi, tedavi etti, Suriye’de savaşmaya gönderdi? Kimler mezhepler üzerinden politika yaparak kini-nefreti körükleyip ceplerini doldurdu? Bu savaşlar hiç bitmeyecek, bu savaşlar kimlerin işine yaramaktadır? Daha birçok sorunun yanıtı bu yazıda gizli, onun için mutlaka ve mutlaka bu yazıyı okuyun, bilinçlenin! Aşağıdaki yazılı metne hiçbir şey katmadım, kelimesi kelimesine sizlere aktarıyorum! K.G.
“Pekala bunu ilginç hale getireceğim, bu konuda herkesle aynı fikirde değilim. Ben bu varsayımı kabul etmiyorum, bu bize, muhtemelen büyük bir sürpriz olmayabilir ama yine de, mücahitlere terör yatırımı yapan, bu sözde savaşın asıl amacının, terörle mücadele ya da dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek olduğu, Ortadoğu politikasının aslında ne olduğunu gerçekten anlamak istiyorsanız, Oded Yinon’un “1980’lerde İsrail’in Stratejisi” ni okumanız gerektiğini savunuyorum. Bu belgedekiler, şimdiye kadar harfiyen gerçekleşti. Uzun yıllardır İsrail’in ciddi hedefleri vardı.
İsrail’in temel hedefleri, “Büyük İsrail Projesi” doğrultusunda genişlemek ve büyümekti. Bunun için genişlemesini meşrulaştıracak bir mazerete ihtiyacı vardı. Bunun için bölgede mezhepçi, nefret ve şiddetin tohumlarını ekmemiz gerekirdi. Bu planın bir numaralı hedefi Irak’tı, bunu başardık, hayır Irak bir başarısızlık değil, aslına bakılırsa bir başarıdır. Irak büyük ölçüde batmış bir devlettir, mutlak surette bunalımdadır, mezhepçi nefret tamamen kontrolden çıkmış durumda, insanların başlarının kesildiğini, tüm bu çılgınlığı görüyoruz ve bunun bir felaket olduğunu düşünüyoruz.
Hayır, hiç de değil, hepsi planın bir parçası, Irak’ı üç ayrı devlete bölme planının parçası.
Suriye’ye baktığımızda da amacın yine aynı olduğunu görüyoruz, mezhepçi nefretin tohumlarını ek ve ülkeyi umutsuz bir duruma düşür ki bu da planlandığı gibi oluyor. Komik gelebilir ama, DEAŞ’ın açılımı İsrail Gizli İstihbarat Servisi (Israel Secret Intelligence Service). Birçok kişi çevresindeki ülkelerin parçalanmasının ve Balkanlaşmasının, İsrail devletine ya da sözde İsrail Yahudi Devleti sağladığı büyük yararları görüyor/fark ediyor. Bu nedenle size söylenenlere inanıyorsanız, yani herhangi biri, Obama, Bush ya da diğerleri olsun, herhangi bir batılı bir liderin ağzından çıkacak sözlere neden inansınlar bilmiyorum? Tüm bu insanlar gerçek yalancılardan başka bir şey değil, söyledikleri her şey gerçeğin tam tersi. Ve onların söylediği hiçbir şeyi doğru kabul etmiyorum.
Irak’ı parçalamaya yönelik politikaları ile Suriye’yi bölmeyi amaçlayanlar arasında kati bir süreklilik var. DEAŞ’ın üzerinde ABD’nin parmak izlerinin olmadığını söylemek saflıktan da ötedir. Bana şu sorunun yanıtını verin: Neden DEAŞ olsun, El Kaide olsun, ya da El Nursa olsun, bir kez olsun İsrail’e saldırmadı? Bırakın saldırmayı DEAŞ militanları Golan Tepelerinde ve hatta İsrail’de tıbbi tedavi görüyorlar. Sizce bu ne anlama geliyor?
Tam bir süreklilik var; gerçek politika tasarlanan “Yeni Amerikan Yüzyılı Projesinde” gibi. Söyle deniyor orada: “Bu küresel tam hakimiyet hedefine ulaşmak için yeni bir Pearl Harbour’a ihtiyaç var (7 Aralık 1941 tarihinde ABD’ye yapılan Japon saldırısı). Bu olmadan Amerikan halkına ne de dünya milletlerine anlatamazsınız; biz dünya genelinde savaşlar açacağız, istila ve işgal yürüteceğiz, bunun için, tam hâkimiyet hedefi için denizde, havada, karada, uzayda ve siber uzayda tam kontrol sağlamak için milyarlar ve belki de trilyonlar harcayacağız. Amerika halkı bunu kabul etmez, onlara bunu anlatacaksınız. Bunun için onlara bir yalanlar söylemeniz lazım. İşte gün be gün gördüğümüz ve yaşadığımız şey tam da bu.
Daima bir öcüye ihtiyaç olduğu meselesine gelirsek; oysa siz şimdi Rusya’dasınız,
50 yıldan uzun süre verdiğimiz Soğuk Savaş daha en başından saçmalıktı. Aslında bir Sovyet işgali tehdidi hiçbir zaman olmadı. Ama yıllarca nükleer silahlar geliştirmek için çılgınca para harcadık. Bu gerçek anlamda, tamamen ve top yekûn bir kolektif deliliğe dönüştü. Bu gün yine oturmuş burada Suriye’yi açıkça tamamen yok etmeyi amaçlayan bir politikayla dünyayı tehdit eden Üçüncü Dünya Savaşı tehlikesinden bahsediyoruz. Azıcık aklı olan biri, Beşşar Esad’ı devre dışı bıraktığınızda ortaya çıkan güç boşluğunun en güçlü çıkar odakları tarafından doldurulacağını bilir. O odaklar kim şu anda?
Bizim dostlarımız ve müttefiklerimiz; bizim yarattığımız küçük Frankensteinlar; buna ister El Kaide deyin, ister El Nursa, isterseniz de son yarattığımız canavar DEAŞ bu boşluğu bunlar dolduracaktır. Aynen Oded Yinon’un 1980’lerde İsrail için öngördüğü stratejideki gibi. Eğer buradaki iki beyefendi o belgeyi okumadılarsa mutlaka okumalarını tavsiye ederim.
Dikkat çekilmesi gereken diğer bir diğer husus da İslam ile uzaktan yakından ilgisi olmayan sözde İslam Devleti. Evet, İslam’a yönelik bir savaş var. Dünyada çoğu Müslüman idrak ettiği haliyle İslam, birini zorla Müslüman yapmaya veya onu öldürmeyi mutlak anlamda, yüzde yüz yasaklıyor. Bu tamamen asılsız! Ortaçağ’da Müslüman İmparatorluklar döneminde yönetimdeki Müslümanlar arasındaki kesin anlayış ve politika, kim hangi dine inanıyorsa dinini yaşamasına izin verilmesiydi ve hatta Müslüman imparatorluklara vergi vermeye bile zorlanmıyorlardı. Bununla birlikte insanların kendi dinlerini sürdürmeleri halinde vergi ve benzeri nimetlerden faydalanmalarının önünde engel yoktu. Uzun lafın kısası hiçbir Müslüman, sadece din değiştirmiyorlar (Müslüman olmuyorlar) diye erkeleri, kadınları ve çocukları infaz etmeyi meşru görmez. Bu insanlar Müslüman olamaz. Onlar, Birleşik Devletler ve onun yardakçıları İsrail, İngiltere ve diğerlerinin yarattığı canavarlar. Bu canavarlar, ABD’nin özünü oluşturan asla bitmeyen savaş politikasını ve devam eden cinnet halini meşrulaştırmak için bilinçli olarak yaratıldılar. İşte tam olarak bu sebeple ABD vatandaşlığından çıktım. Bu delilik, dünya için büyük bir tehdit dışında başka bir şey olarak düşünülemez.
Çok açık çözümler var. Bir tanesi ABD Kongresi ve Beyaz Saray’daki, ABD Anayasası üzerine yemin eden hainler tutuklanmalıdır. Bir şekilde Amerikalılar kılını bile kıpırdatmadan izlerken Başkanın, herhangi bir ABD vatandaşının herhangi bir zamanda gözaltına alınmasına yetkisi var, hiçbir temsil yetkisi olmadan, hukuki süreç gözetmeksizin kimliğini gizleyerek ve teorik olarak askeri mahkemede gizlice yargılayıp idama mahkûm edilip infaz edilebilir.
Tüm bunlar sözüm ona ABD Anayasası çerçevesinde işletilebilir. Evvela tüm bu hainler tutuklanmalı. Netenyahu birkaç yıl önce Kongre’ye geldiğinde korkak, tavşan yürekli 29 hain tarafından ayakta alkışlandı. Yani Amerikalı yurtseverler ayağa kalkıp cesaretini toplamalı, eninde sonunda birlik içinde bu hainlerden kurtulmalı.
İkincisi İsrail’in tüm finansmanının kesilmesi! İsrail, Black’in hukuk terimleri sözlüğüne göre, kelimenin yasal anlamıyla aktif soykırım politikaları izleyen korsan bir devlet, suçlu devlettir. Bu ülkeyle ilişkiler derhal kesilmeli. Küçük imparatorluğuna, yanlış spektrumlu tahakkümüne ve bu tarz deliliklerine son ver. Yeniden evinde alt yapıyla ilgilenmeye başla. Tüm hayatları çalarak geçen ve kafasının üstündeki çatıyı koruyabilecek mi diye kaygılanan Amerikan vatandaşlarıyla ilgilenmeye başla. Bunların hepsi çok açık ve mantıklı!
Tüm Amerika, mutlak tehlikelerle dolu devlet olarak tüm dünyanın nefret ettiği ve içerlediği bir yer olmaya devam ederek tüm dünyayı Üçüncü Dünya Savaşına getirebilir.
Not: Bu yazıyı yazarken Interneten alt yazı şeklinde yazılardan okuyarak yazdım. Kelimesi kelimesine aldığım bu yazıya hiçbir şey ekleyip çıkarmadım.
Kemal Gürbüz
Şair-Yazar, Devlet sanatçısı.
12.02.2018