Okan Yüksel kaleminden Şadan Gökovalı...

Okan Yüksel kaleminden

Şadan Gökovalı...

 

O, 'bir şiir vardır benden ileri' der ve kendini ‘Şiir sever: Şadan Gökovalı’ diye tanımlar.

Gazeteciliğe başladığı tarih: 01.02.1959.

Bir Latin ozanına özenerek, “Başlangıçta daima şairler vardı” demişti Attilâ İlhan ve eklemişti: “Başlangıçta daima şairler olacaktır!”

O, "Yaşamım boyunca şiirin hep birkaç adım önümde gittiğinin ayırdındayım. Bende şiir, sevmeden bile öndedir" der ve anlatır; “Daha ortaokul öğrencisiyim; sürekli bir şeyler karalıyorum. En kafa dengi arkadaşlarıma okuyorum. Hep aynı şeyi soruyorlar:

- Bu şiirlerin kahramanı kim?

- Efendim?

- Yani kime yazıyorsun bunları?..

Demek, şiirlerin bir kahramanı olmalıymış, ona yazılmalıymış şiirler. Gözüme kestirdiğim bir kızın adını veriyorum. Onlar gibi siz de inanırsınız. Kendi sözüme kendim inanıyorum ve kıza sevdalanıyorum. Sonra mı? Sonra, her ne yazdıysam, bir aşk mektubu oluyor!”

Gökovalı’ya göre o zamanlar yazında ‘artistik nesir’ diye bir şey vardı. Şimdilerin ‘şiirsel düzyazı’sı... Belki ona özeniyordu. Sözgelimi şöyle şöyle diyordu:

“Bizim köyün sokaklarından / Eski urbacı geçmez Oya hanım! / Eskilerimizi satmayız biz, / Giyeriz!”

Ya da:

“Aşk ve güzellik ecesi Afrodit / Çok şanslıymış ki / Senden önce yaşamış!”

Veya:

“İnan ki canikom, / Avuçlarım kabardı, / Geleceğin günü / İple çekmekten!”

Şunu da yazıverir Gökovalı;

“Bu mu aşk dedikleri? / Seni bulduğum vakit / Kendimi yitirdim!..”

Anlatıda bir sıçrama yapıp, Dante gibi, yolun yarısını bulduğunda yazdıklarından iki örnek verir:

"Ben halkım hey! / Feleğin sillesini çok yemişim! / Kalem vermemişler elime, / Diyeceklerimi türkülerle demişim..."

Şadan Gökovalı’nın bu şiiri ne kadar övünse azdır, çok meşhur olmuştur. Kapak şiiri olmuştur, kitaplara önsöz olmuştur. Başta aziz dostu Kubilay Dökmetaş, Ahmet Günday ve Mazlum Nusret Kılıçkıran olmak üzere birçok Türk halk müziği sevdalısının diline pelesenk olmuştur. O, düşündükçe önemli bulur bu dörtlüğünü. Gelelim, Gökovalı’nın yine çok ünlü olan, konferanslara, saydam gösterilerine, yurtiçi gezilerine light motive olan “Dağlar Güzellemesi”ne:

Dağlar kanatlıydı eskiden.

Canları çektiğinde kalkar, diledikleri yere konarlardı.

Dağların böyle kalkıp konması, Toprakana’ya zor geliyor,

canını yakıyor, acıtıyordu.

Sonunda Tanrı acıdı da toprağa,

dağların kanatlarını kesti!

Dağların kopan kanatları bulut oldu.

Bundandır bulutların dağlara koşması...

Lisedeyken “Işık” adlı bir duvar gazetesi çıkarır, Aydın gazetelerinde "Okul Sayfa"ları hazırlar. O günleri de şöyle anlatır Gökovalı;

“- Anımsarım, Aydın’da bir sormaca (anket) yapılmış, bana da şiirle aramın nasıl olduğu sorulmuştu. Demiştim ki:

‘Yaşamımdan şiiri çıkarırsanız, geriye giysilerim kalır.’

On yıllar sonra İzmir’de öğrencilerim (Ben onlara meslektaşlarım derim.), benim için; “Google Şadan”, “Bilgisayar Şadan Hocamızdan daha mı iyi bilecek?”, “Canlı internet” falan derler.”

Günümüz şiirinin gülen sesi Sunay Akın’ın sık sık söylediği bir söz vardır:

“Şadan’ın neresine dokunsanız, şiir fışkırıyor!”

Bu övgü sözlerine katılıp katılmadığını söylemez Şadan Gökovalı, ama şiirin ilk sevgilisi olduğunu, ezbere çok şiir bilmesini, bu sevgiye borçlu olduğunu belirtir.

Süreçte şiir yazmaya uzak kalışını da şöyle anlatır Şadan Gökovalı; “Bazı yazın erleri, ‘Nazım’ı okuduktan sonra, daha iyisini beceremem.’ diye şiiri bırakmıştır ya; benim şiir yazmamı, en azından, yayımlamamı engelleyen, Ege Ekspres Gazetesi’nde on yılı aşkın süre sanat sayfası düzenlememdir. Günümüzde sanat sayfası yapanların hatalarından biri, her sayıda, en göze çarpan köşeye, kendi karalamalarını koymalarıdır. Okurlar ya da yolladığı şiir(ler) yayımlanmayanlar demezler mi:

- Benim şiirimi yayınlamayan adamın şiirlerine bak! Benimkiler bunlardan kat kat güzel!..

Şiirlerimi nihan (gizli) tuttuğum için hiç de pişman değilim. Türk şiirine en azından 50 kadar yeni şair kazandırdım. Onların ilk şiirleri "Gençlerle Başbaşa" sayfasında yayımlandı.

Oyumu şiirden yana kullanıyorum...”

 

SANA DOĞRU

Tanrı “dileğini söyle” dese

Ellerim sana doğru uzanır

Gönlüm bir gezgin olmak istese

Yollarım sana doğru uzanır

 

Kışın solup baharın yeşeren

Gelip geçenlere meyve veren

Ağaçsam yorguna kanat geren

Dallarım sana doğru uzanır

Yüreğini yumuşatıp bükmek için

Duygumu içimden sökmek için

Konuşup derdimi dökmek için

Dillerim sana doğru uzanır

 

Dinmez acım ömrümce ağlasam

Ağarır karalar ben bağlasam

Dağlarda kapuzlarda çağlasam

Sellerim sana doğru uzanır

 

Seni bir ömür boyu beklerim

Derdin derdim, mutun mutum derim

Tarla bahçe olsam çiçeklerim

Güllerim sana doğru uzanır

 

Şadan der: Senden nasıl bıkarım

Sensiz del’olur, dağa çıkarım

Kavuşamazsam kendimi yakarım

Küllerim sana doğru uzanır

 

YABAN GÜLÜNE SUNU

Saçların Amazon, olanca vahgiliğiyle

Gözlerin göl, orman gözlerin

Beklenmedik saldırıları beklerken

Artar yüreğimin tamtamları.

 

Böyle güzelsin de nasıl yaşıyorsun

Kıyıların balta görmemiş hiç

Nilüfer saflığındaki aklının

Gün yanığı teninde aşk

Çırılçıplak uyuyordur gözleri açık.

 

Bak, ben insanım, yüreğim var

Büyük kentler kızla doludur

Sen burda teksin, pek güzelsin

Kapa gözünü, aç avcunu

Sana kalbimi sunuyorum.

 

MUTLU ÇAĞRI

Seni düşündükçe sakallarım uzar off of!

Uykularımı kaçırırsın,

Beni sarhoş edersin,

Berduş edersin off!

 

Bir yürek açıyorum sana çiçek örneği

Tüm yollarımı açıyorum sana,

Kollarımı açıyorum,

Hadi koşsana!

 

Fakat yazık, sen duygusuzsun,

Kıpırdadığın yok yerinden,

oysa ben aşığım,

Allah saklasın beterinden!..

 

İSTİYORUZ

Yeter artık solup durduğumuz

Yeniden yeşermek istiyoruz.

Her gece düşlerde gördüğünüz

Yüceliğine ermek istiyoruz.

 

İnsan büyük olmaz büyümekle

Kalkınmaz her an uyumakla

Türk’e, çalışmak adlı yumakla

Güzel günler örmek istiyoruz.

 

Karanlığı aydınlatmak için

Miskinliği söküp atmak için

Önde gidenleri tutmak için

Canımıza varmak istiyoruz!

Talkını verip salkımı yutan

Ulusu yüzyıllarca uyutan

Ortaçağ karanlığında tutan

Kötüleri yermek istiyoruz.

 

Barsaklar delen açlığımızı

Tarla sanılan taşlığımızı

Ele güne muhtaçlığımızı

Tutup yere sermek istiyoruz.

 

Suçlulara hesap sormak için

Gerilemeyi durdurmak için

Hayını alnından vurmak için

Yayınızı germek istiyoruz.

 

Az mıdır bunca ağladığımız

Yabanın gönlünü eğlediğimiz

Ağaçlardan, bel bağladığımız

Yemişleri dermek istiyoruz.

 

Ata’nın yolundan ayrılmadan

Eğilip bükülüp kırılmadan

Uygarlık yolunda, yorulmadan

Türk’ü başta görmek istiyoruz!..

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yokluğun, Cehennem’in öbür adıdır haberi

Yokluğun, Cehennem’in öbür adıdır

Yokluğun, Cehennem’in öbür adıdır * * * Şiirin Ege harman yerlerinde harmandalı oynadığı yıllar. Geç 1950’ler, erken 1960’lar. Gençler, anı defterlerinde çiçek kurutup şiirler saklıyor. Bir kıza aşkını mı ilan edeceksin? Tek gerecin şiir: “Aşkın ...
Yokluğun, Cehennem’in öbür adıdır
FAZIL SAYI’IN BABASI haberi

FAZIL SAYI’IN BABASI

FAZIL SAYI’IN BABASI“Elinde, tanrıların ölümsüz taşından yapılmış Yeryüzünün, tüm yaratıkların-sınırlarını çizen Altın pergel – Bir ayağını özeğe dayadı Öbürünü çevirdi, döndürdü –Sonsuz, sınırsız boşlukta. İşte dedi, sınırların buraya dek uzansı ...
FAZIL SAYI’IN BABASI
Okan Yüksel kaleminden Şadan Gökovalı... haberi

Okan Yüksel kaleminden Şadan Gökovalı...

Okan Yüksel kaleminden Şadan Gökovalı...   O, 'bir şiir vardır benden ileri' der ve kendini ‘Şiir sever: Şadan Gökovalı’ diye tanımlar. Gazeteciliğe başladığı tarih: 01.02.1959. Bir Latin ozanına özenerek, “Başlangıçta daima şairler ...
Okan Yüksel kaleminden Şadan Gökovalı...
Kara Balık haberi

Kara Balık

“Öykü, bir oturumluk romandır.” (Halikarnas Balıkçısı) Derslerimde, radyo-TV programlarımda, tur ve söyleşilerimde, söylencelerin yanı sıra öyküler anlattığım olur. Anlattıklarımı, yıllar sonra bana anımsatanlar çok olmuştur. Bu bağlamda bana sıkça ...
Kara Balık
 BERRİN'DEN    DİZELER Bir Kitap Okudum haberi

BERRİN'DEN DİZELER Bir Kitap Okudum

Bir Kitap Okudum  Yeni Bir Şair Tanıdım:  BERRİN'DEN    DİZELER   Okuyan:  Gökovalı Şadan   "Şiire  şair gerek Ney'e  neyzen nasılsa; Onu okuyacaklar, Şairce yaradılsa" ...
BERRİN'DEN DİZELER Bir Kitap Okudum
 Saçlarını Gazetecilikte Ağartmış HALİL EĞRİBOYUN haberi

Saçlarını Gazetecilikte Ağartmış HALİL EĞRİBOYUN

 Saçlarını Gazetecilikte Ağartmış HALİL EĞRİBOYUN   "... Al baharımı mavi dağlar Yarim gurbet elde ağlar   Lâle der ki behey Tanrı Benim boynum neden eğri Yârdan ayrı düştüm gayrı Benden alâ çiçek var mı hey!   ...
Saçlarını Gazetecilikte Ağartmış HALİL EĞRİBOYUN
Prof. Dr. Şadan GÖKOVALI (ÖZGEÇMİŞ) haberi

Prof. Dr. Şadan GÖKOVALI (ÖZGEÇMİŞ)

Prof. Dr. Şadan GÖKOVALI (ÖZGEÇMİŞ)   15 Mart 1939'da, Muğla - Gökova'da "Muhtar Mehmet'in Oğlu" olarak dünyaya geldi. Ula İlkokulunu, Muğla Ortaokulunu -o zamanlar Muğla'da lise olmadığı için- Aydın Ticaret Lisesini ...
Prof. Dr. Şadan GÖKOVALI (ÖZGEÇMİŞ)
Akyaka’mız haberi

Akyaka’mız

Akyaka’mızProf. Dr. Şadan GÖKOVALI ( Türkiye Rehberi) Övünmek gibi,  sevinmek gibi olsun: Adım - soyadım,   kartvizitim gibidir. İlkokul üçten sonra,  "Çalının ardı gurbet" diye,  ilçece,   il merke ...
Akyaka’mız
ARİSTONİKOS AYAKLANMASI haberi

ARİSTONİKOS AYAKLANMASI

ARİSTONİKOS AYAKLANMASI   “Mehmet Gönenç'e”   Bu Anadolu var ya bu Anadolu Bu üç yosma denizde üç defa ıslanan Gürbüz ırmaklar ortasında susuzluktan çatlayan Bu Anadolu var ya bu Anadolu Bu sapsarı sıtma bu masmavi gurur Ne tos ...
ARİSTONİKOS AYAKLANMASI