'İMPARATORLUK KAPISI'NI KEMİRENLER KİMLER !?

 

       'İMPARATORLUK KAPISI'NI KEMİRENLER KİMLER !?

Tarihi değerlerimizden Ayasofya, Bizans İmparatoru 'Justinianus' tarafından yapımına "23 Şubat 532" yılında başlatılıp, "27 Aralık 537" yılında 'Kilise' olarak ibadete açılmıştı. Bu muhteşem yapı, tam 916 sene Kilise, 482 sene de Camii olarak hizmet verdi. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethederek, Bizans İmparatorluğu'na son vermesiyle, şehirdeki tamirat ve tadilatlar devam ederken, Fatih buranın Camii olarak kullanılmasını istemişti.

Aradan geçen 500 yıla yakın zamanda, duvar sıvaları dökülüp de, halılar kullanılamaz hale gelince, bu kutsal yapı yenilendi ve 1934 yılında da, Atatürk tarafından 'koruma amaçlı' olarak 'Müze' haline getirildi. Dünyanın her yerinden, her ırk ve inanıştan insanlar ziyarete geliyorlar, kimse de bir şey demiyordu!.. Ama 2020 yılında ne olduysa oldu, Ayasofya yine Camii statüsüne geçirildi, ibadete açıldı.

Asıl adı "Hagia Sophia" olan Ayasofya, Bizans Hıristiyanları tarafından 'Kilise' olarak yapılmıştı. İstanbul'un fethi ile tabii ki bizim malımız ve mülkümüz oldu ama, bu durum, bu yapıyı Hıristiyanların Kilise olarak yaptığı gerçeğini değiştirir mi? Bir de tersini düşünelim: Biz dünya Müslümanlarının en kutsal yapılarımızdan biri olan "Kâbe", Suudi Arabistan'ın olası bir işgali sonrası Hıristiyanlar eline geçse, orayı Kiliseye çevirmeye kalksalar, biz buna rıza gösterir miyiz!?

Gelelim şu Ayasofya'nın kutsal sayılan 'İmparatorluk Kapısı'nın ve duvarlarının "Kemirilme" konusuna. Bunu ilk Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın söylediği iddia edilmişti ama, bir TV kanalında bizzat kendisi bu iddiayı reddetti!.. Sonra anlaşıldı ki, bu iddiayı söyleyen, "Sanat Tarihi Derneği Başkanı Şerif Yaşar" imiş. Ama İlber Ortaylı dedi ki; "Bu kutsal yapının her yerinde 24 saat çekim yapan kameralar var, ne diye bunu yapanlar bir türlü yakalanamıyor, işte benim de aklım buna ermiyor!?" diyordu. Son derece haklı mı, haklıydı!..

Neyse, gelelim şu çok traji-komik olan 'Kemirme' işini neden yaptıkları konusuna. Yahu bu 'İmparatorluk Kapısı' tamamen tunçtan yapılma, devasa ve büyük bir kapı!.. Bu kapı, bu Ayasofya'yı ilk yaptıran 'İmparator Justinianus'un o Kiliseye girip-çıkması için yapılmış, özel bir kapıdır ve çok sağlamdır!.. Bunu Hıristiyan ziyaretçiler kemiriyorsa, İlber Ortaylı'nın dediği gibi, kameralar niye tespit edemiyor!? Eğer bunu bizim Müslümanlar yapıyor idiyseler, elin Hıristiyan Kilisesi'nin, bizim için ne kutsallığı olacak da, siz bunları kemirip, 'Cennetlik' olacağınızı sanıyorsunuz yani!? Kameralarda bizimkiler gözükmüyorsa, bunlara bir torpil mi yapılıyor, ne !? Hani, gerçekten 2023 yılında akıl erecek gibi bir olay değil !? Kapı kemirmekle, sıva yutmakla Cennet'e gidilseydi; öncelikle 'Isırma Huyu' olan kadın ve erkeklerden sonra, Cennet-i Âlayı en kemirgen hayvanlar olan Tavşan, Fare, Kunduz ve Sincaplar oraları doldururlardı. Biliyorsunuz, kulak ısırma huyu olan nice sayıda insanımız var, geçende birinin kulağı ısırıldı, bir Martı kesik kulağı kapıp da kaçmıştı, hatırladınız mı?

Ya bizdeki tarihi eser sevgi ve saygısına ne buyurulur? Nerede tarihi bir yapı görsek, hemen biraz durup seyreder, bu yapının içinde gömülü hazineler olduğunu düşünür, biz bunları çok severiz!.. İnsanın kıt, Tanrı'nın bol olduğu bir zamanda gelip, buranın ihtimalli yerlerini hemen kazıp, hazineyi bulup, kısa yoldan köşeyi dönmeyi düşünürüz!? Bu gömülerden zengin olanların hikâyelerini ezbere bilir, sırf bu yüzden bütün tarihi yapıları biz çok severiz!..

Halbuki ortam eskisi gibi değil!.. Hangi ülke olursa olsun, tespit edilen bütün tarihi eserler, artık gerçek sahibi olduğu ülkelere geri gönderiliyor, Yunanistan da İngiltere müzelerindeki eserlerini resmen istedi, biliyorsunuz... Kimse bugünlerde bu tarihi eserleri alıp-satmıyor, çünkü artık karşısında bir muhatabı yok!.. Ama, eski alışkanlıklarını bir türlü atamayanlar bu işe devam ediyor, başlarını durduk yerde belâya sokuyor, güvenlik güçlerine yakalandıklarında ayvayı yediklerini görüyorlar ama, vakit geç oluyor!..       Sakin KOŞAR.

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI