VER ELİNİ TÜRKİYE

 

VER ELİNİ TÜRKİYE

1911-1922; Trablusgarp savaşı, Balkan Savaşı, 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı. Halkımız Osmanlı toprakları da dahil Misak-ı Mili sınırlarımızın korunması için tam 11 yıl savaştı. İçinde iki dedemin de olduğu milyonlarca şehit verdi ve Bugünkü Türkiye sınırları içinde Ata'mızın önderliğinde kendisine; "Türkiye Cumhuriyeti" adını verdiği bir vatan kurdu.

Savaş bitmedi. Veremle, sıtmayla savaştı. Tifo, çiçek, tifüs, frengi, Urfa çıbanı, çocuk felci, lepra(cüzzam) ile savaştı ve bu hastalıkları yok etti.

Belirli bir yaşam düzeyi oluşturdu. Yurdunda rahat ve huzur içinde yaşamayı hak etti.

Gelgelelim şimdilerde ülkesinde azıcık sorun yaşayan Suriyelisi, Afganlısı, Afrikalısı cebine üç beş dolar koyup çıkınını kaptığı gibi "Ver elini Türkiye!" Ücretler düşüyor, yevmiyeler düşüyor, halkımız yoksulluğa mahkûm oluyor. Kentlerimizde yaşam altüst oluyor... Çiçek, verem, frengi gibi hastalıklar yeniden hortluyor.

Yok arkadaş burası yolgeçen hanı değil. Herkes, ülkesini topraklarını savunacak ve vatanında yaşayacak; ekmeğini kendi vatanında kazanacak. YETER ARTIK! diyoruz.

            MUĞLA ESKİ HALKEVİ

Halkevleri 1950'lere kadar kültürel hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yer alıyordu.

Muğla Halkevi de onlardan biriydi. Vali Recai Güreli döneminde yapılan bu bina, Türkiye halkevlerinin en önde gelenleri içindeydi.

Cumhuriyet Alanı çevresinde bulunan bugün de Muğla Kültürünün bir parçası olan OKUL OLARAK DA KULLANILAN bu binanın "HALKEVİ" olduğu dönemde ben 3. Okul "Atatürk İlkokulu" öğrencisiydim.

Boş zamanlarımız hemen hemen bütünüyle bu binada geçerdi.

Halktan kişiler, gençler, öğrenciler ve hatta köylüler; günlük yaşamlarının önemli bir bölümünü bu kurumlarda geçirirlerdi.

 Bodrumundaki matbaasında basılan günlük gazetesi. Aylık "Sanat Edebiyat Dergisi" Kitaplığı.Konferans, tiyatro ve çeşitli etkinliklerin yapıldığı salonu. Müzik-resim çalışmalarının yapıldığı salonlar ve atölyeler. Sergi salonları. Konuk odaları (Otel) vb. bölümleri ile gerçek bir kültür Sanat Merkezi konumundaydı.

Her yıl sonunda tüm okulların tüm sınıfları bu yapıda velilere "müsamere" denilen bir gösteri sunarlardı.

Ne yazık ki bu kurumlar 1950'leden sonra Köy Enstitüleri ile birlikte kapatıldı.

YAŞAM HAKKINA SAYGI

Tüm hayvanların yaşam haklarına saygı gösteririm ama karasinekler ve sivrisinekler için bunu söyleyemem...

Memelilerin ise bizlere yakın akıl ve melekeleri olduğunu da düşünenlerdenim... Karasinek ve sivrisineklerin minicik beyinleri olduğuna bakmayın onlar da ötekilerin hiç de aşağı kalır değiller. O kadar uyanıklar ki inanamazsınız.

Birkaç yıl önce Facebook'ta şöyle bir paylaşım yapmıştım: " Şu karasineklerde de hiç akıl yok. Dayanışma da yok... Birbirlerine hiç haber vermiyorlar. Şu Turgut Dereli denilen mavi şaplaklı adamın evine gidenimiz geri dönmüyor." diye...

Ertesi yıl Facebook hatırlatınca: "Bunlar tarih de okumuyorlar." yorumunu eklemiştim.

Sen misin bunları yazıp söyleyen!.. Dün; bunları duyan ve izleyen bir karasinek, şezlongumda uzanıp internette tam da bir sipariş vermeye çalışırken öyle bir saldırıya geçti ki kulağımdan çıkıp burnuma ulaşıyor, oradan gözüme çılgınlar gibi dalıyor ve ısırıyor... Kovalamalarım hiç para etmemekte, eşim de yanımda ama onunla işi yok belli ki düşmanı benim...

İçeriye koştum mavi şaplağımı alıp gelip yanımdaki sehpaya bıraktım, meğer ki oymuş... Adeta toz oldu, kayıp... Bu durum ilk de değil.

Hocam abartmayın, hatta komik olmayın diyeceksiniz ama ben bırakın birbirlerine ihbar edip beni gammazlamayı. Facebook'a bakıp kin beslediklerine inanmaya başlayacağım. Ötesi sizin düşünceniz...

TURGUT DERELİ

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI