İran ile ABD önceden iki üç kere müzakere denen görüşmeleri yapmaları ve hiçbir ilerleme sağlamamalarına karşın yeniden bu kez Pakistan'da görüşmelere başladılar. İki tarafında bu görüşmeden bir beklentisi olmadığı ancak bir ateşkese gereksinim duydukları söylenebilir. Tarafların bir diğerinin isteklerini kabul etmesi imkansızdır. Çatışma yeniden başlayacak ve durdurmak için kimse bir şey yapamayacağından sona erdiğinde duracaktır. Bu savaşın bir yeneni olacaktır.
İran nükleer silah edinmeyeceğini söylese de ve kendinin denetlenmesini istese de ABD İran'ın nükleer enerjiyle örneğin sanayide bile ilgilenmemesini istemektedir. Bugün dokuz ülke nükleer silah sahibidir. Nükleer silah edinilmesini istemeyenler bu ülkelerdir. Bunlar üstün olan durumlarını korumak isteğindedirler. İşin aslı olayın ya hep ya hiç olmasıdır. Barışın güvencesi silahların eşit olmasındadır. İran da nükleer silah yapmalıdır. ABD İran'ın füzelere de sahip olmamasını istemektedir. Gülünç, her ülkenin var, bizim de var üstelik. ABD İsrail'in İran'dan korku duymamasını istiyor. İstek keyfidir, onaylanamaz.
ABD varlığını ABD'ye borçlu küçük bir Kürt devleti kurmak istemektedir. Türkiye, İran, Irak ve Suriye bölünerek küçültülecektir. Bu dört ülke kolay söz geçirilen, kullanılan, güçsüz ülkeler yapılacaktır. Irak ve Suriye şu an bu durumdadır. ABD'nin sömürü çıkarları bunu gerektiriyor ancak Orta Doğu'da ABD'nin çıkarları geçerli olamaz. O ancak burada ki ülkelerle karşılıklı eşit çıkar anlaşmaları yapabilir ama bu kuşkusuz ABD için uygun değildir. ABD ayrıca İran petrolünü kendi sözü altında tutmak ve ondan para kazanmak istemektedir. Venezuela'da bunu yapmıştır. Venezuela Küba ve Çin'e petrol satamamaktadır, petrolünü Amerikan şirketleri satın almaktadır. Ülkeleri bölmek ve kaynaklarını kullanmak yalnız Batı ülkelerinin isteyeceği ve onaylayacağı bir şeydir. Geri kalan ülkelerin bir yol bulup engel olması ve bundan kurtulması gerekir.
İran Hürmüz Boğazı'nın egemenliği altında olmasını ve buradan geçen gemilerin kendine ücret ödemesini istiyor. Hürmüz boğazı Türk Boğazları gibi İran'ın ortasından geçmemektedir. Boğaz'ın öbür kıyısında Birleşik Arap Emirliğinin kıyıları vardır. Bu nedenle Hürmüz'de bir egemenlik düşünülemez. Ücretli olması kabul görürse bunun iki ülke arasında bölüşülmesi gerekir. İran'ın bir de tazminat isteği vardır ancak kendi de bilmelidir ki tazminatı savaşı kazanan alır.
Hizbullah'ın ve Husi'lerin İran tarafından din ya da mezhep üstünlüğü için dış ülkelerde kullanılması ABD tarafından aralarındaki görüşmelere getirilmektedir. ABD de Kürtleri, Batı ülkelerini, İsrail'i ve kimi ülkelerde yerli halkları ve askerlerini başka ülkelerde kullanmaktadır. Bu durumların tamamı eşit kötüdür. Halklar zarar ve kırım görmektedir. Hem İran hem ABD askeri olarak kendi sınırları içine döndürülmelidirler.
Görüşmelerde umutsuz olan anlaşma gerçekleşmeyecektir ve sertleşecek bir savaşın sonunda İranlılar kaybı, kırımı ve göçü yaşayacaklardır. Türkiye de İran'ın bölünmesinin ardından bölünme sırasının kendine geldiğini görmeye, anlamaya başlayacaktır.