Balkonda çamaşır asan kadın, tam o sırada verilen Belediye anonsuna kulak kabarttı… Ağzında kocasının gömleği, elinde çamaşır mandalı ile kıpırdamadan durup, Belediyeden anonsu yapan bayanın, sanki heyecanlı bir maçı anlatan spor spikeri gibi aceleyle söylediği sözcüklere kulak kesilip, dinledi: “…İlçemiz Bozarmut Mahallesinden, falanın babası, filanın kayınpederi, Mehmet oğlu Selim Çakır vefat etmiştir… Cenazesi öğle namazına müteakip, mahalle mezarlığına kaldırılacaktır, dost ve yakınlarına duyurulur, Allah rahmet eyleye…”
İçeriden kocası bağırdı; “Kimmiş hanım ölen, anlayabildin mi? Tanıdık biri mi ölmüş?” Kadın çamaşır asmaya devam ederken, karşı binada camları silen komşu kadın; “Huu Şaziyeee!.. Ölen kimmiş kıızzz!?” Çamaşır sepetini kucaklayan Şaziye; “Bozüyük’ten Ahmet oğlu Kerim Takır ölmüş, bizim tanıdığımız biri değil İlmiye kardeş!” dedi… İlmiye kadın itiraz etti; “Kız ölenin Bozdoğan’dan olduğunu söylediler galiba ya, sen yanlış mı anladın kıızzz!?” İçeriden kocası yine bağırdı; “Ölen adam, Bodrum’dan kimlerdenmiş hanım!?”
Bu sırada üst kat balkonundaki çiçekleri koparan çocuğunu döven anne, bu önemli (!) işini bırakıp müdahale etti: “Kız hepiniz yanlış anlamışsınız, ölen adam Bozyaka Mahallesinden Mahmut oğlu Salim Katır amca imiş!.. Ben tanıyorum, eskiden bizim köylerde eşeğiyle halı-kilim satardı, iyi bir adamdı rahmetlik!..” dedi, çocuğunu dövmeye devam etti…
Sık sık böyle verilen Belediye anonslarından çoğu kimse bir şey anlamıyor, yukarıda anlattığımız gibi, herkes kendine göre birşeyler uyduruyor!.. Yapılan anonslarda İl-İlçe-Mahalle isimleriyle, ölen ya da hayrı yapılacak olanların isimleri biraz yavaş, biraz anlaşılır şekilde yapılsa olmaz mı? Ya da, birçok Belediye gibi, teknolojiden yararlanıp da, vatandaşların cep telefonlarına mesaj şeklinde gönderilse olmaz mı?
Yıllardan beri bu anonslardan hep şikâyet eder dururuz da, kimse bunun gereğini yapma zahmetine katlanmaz!.. Bir gün elektrikler kesilir, bir gün hoparlörler bozulur, bir başka gün de anonsu yapanların sözleri anlaşılmaz -ya da yanlış anlaşılır- sokakta herkes birbirine böyle sorar durur…
Önümüzde yine yerel seçimler var… İşte size fırsat!.. Hangi partiden olursa olsun, adaylar oy istemeye geldiklerinde, her birine böyle sıkıntıları anlatınız, şimdiden bunların sözlerini alınız ki, yarın seçildiklerinde, sizlerin de onlara söyleyeceğiniz birşeyler olsun, değil mi ama!?
Neyse… Sadece bizde değil, zati dünyada da çok garip şeyler olmaya başladı… Son yıllarda Endonezya, Kolombiya, Filipinler, Japonya ve Venezuela’da hep “7” civarında depremler oluyor, tsunamiler yaşanıyor!.. Bizim Ege, Akdeniz ve Marmara da şimdilik “4 – 5” civarındaki depremlerle sallanıyor ama, uzmanlara göre “turpun büyüğü heybede” imiş… Olası ‘İstanbul Depremi’ kelle koltukta bekleniyor!..
Endonezya’da bir Yanardağ patladı, 400 civarında insana mezar oldu!.. Genelde Yanardağlar lâv püskürtmeye başlayınca, volkan ağzındaki lâvlar soğuyunca donar ve dağın boyu yükselir!.. Dünyanın en yüksek dağları hep böyle meydana gelmiştir!.. Endonezya’da ise bunun tam tersi yaşandı: Yanardağ patlamadan önce yüksekliği 340 metre olan dağın boyu, volkan patlaması sonucu 110 metreye düşmüş, iyi mi? Zati Okyanuslarda bazen hiç olmayan yerden adalar yükselip, gelen geçene “De Eee!.. Sobeee!..” derken, bazen de o adalar birden gözden kayboluyor, bizlerle sanki ‘Saklambaç’ oynuyorlar…
Neyse, bunlar da uzun, derin ve gizemli mevzular… Ben bu saçmalıklarla bugünü de kurtardım ya, vallayi çok mutluyum!.. Siz de bir an evvel şu yerel seçimlere odaklanın bakayım; hadi göreyim sizi, hadeee!.. Sakin KOŞAR…