KARANLIĞIN ÜSTÜ ÖRTÜLDÜ MÜ?
Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt, bugün belediye meclis toplantısında basını hedef alırken şu cümleyi kurdu.
"Görüntüleri kırpıp, montaj yapıyorlar. Başıma geldi."
Bunu sanki bir basın mensubu yapmış gibi söyledi. Eğer öyleyse o basın mensubunun kim olduğu açıklanmalı. Teşhir edilmeli. Açıklanmıyorsa bu sansüre gerekçe için uydurulmuş, aslı astarı olmayan bir bahane olarak kalır.
Buna ancak kargalar güler.
Ama Aytaç Kurt "başıma geldi" vurgusunu yaparken, iki yıl öncesini hatırlattıysa, orada haklı.
Kısaca anımsayalım.
Seçim döneminde piyasaya bir ses kaydı sürülmüştü. Yapay zekâ ile üretildiği kuşkusu yaratan bu kayıtta Aytaç Kurt metalik bir ses tonuyla etnik bir grubu aşağılıyordu.
O kayıt yayıldığında sadece basın değil, Datça'daki vicdan sahibi herkes ayağa kalktı.
Çünkü bu bir "dedikodu" değildi.
Bu, açık bir seçim manipülasyonu girişimiydi.
Ertesi gün ne oldu?
Aytaç Kurt , CHP İlçe Başkanı Sezai öz ve bir grup partili, basına da haber vererek adliye önünde savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu açıkladı.
Doğru bir adımdı.
Olması gerekendi.
İroniye bakın ki, bugün hedef gösterilen basın, o gün imdada çağrılıyordu.
Demokratik olmayan akıl tam olarak budur.
Destek isterken kapıyı açar,
eleştiri gelince kilidi vurur.
Tarih de bunları yazar.
Neyse, o günün üzerinden yaklaşık iki yıl geçti.
Ve bugün o dosyanın akıbeti bilinmiyor.
İşte tam da bu yüzden, bugün mecliste basına ayar vermek yerine şu soruların cevaplanması gerekmiyor mu?
O şikâyetle ilgili savcılıktan herhangi bir geri dönüş oldu mu?
Olmadıysa, gidip soruldu mu?
Sorulmadıysa, neden?
Çünkü doğrudan Aytaç Kurt'u hedef alan, Datça halkının iradesini manipüle etmeye çalışan böylesine karanlık bir dosya sessizliğe gömülemez.
Gömülmemeli.
Basını "kırpma, montaj" gibi genellemelerle zan altında bırakmak kolay.
Zor olan, o karanlık dosyanın üzerine cesaretle ve kararlılıkla gitmektir.
Eğer Sayın Kurt gerçekten "başıma geldi" diyorsa, o zaman gereğini de yapmış olması gerekir.
Buna cevap verilmeli.
Ama "Sahil işgalleri ne olacak?" sorusuna verilen, "Venezuela başkanını kaçırdılar" türünden absürt cevaplar değil.
Net.
Açık.
Somut cevaplar.
O yüzden soruyu bir kez daha, yüksek sesle soralım.
Şikâyetle ilgili savcılıktan geri dönüş geldi mi?
Gelmediyse, gidip soruldu mu?
Sorulmadıysa, neden?
Datça halkının iradesini manipule etmeye çalışanlar cezasız kalamaz.
Bu sorular cevaplanmalı.
Çünkü, sessizlik farklı yorumları da beraberinde getirir.