BİR HALK YENİDEN UYANIYOR

BİR HALK YENİDEN UYANIYOR


"Önce Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim.
Sonra komünistler için geldiler, sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim.
Sonra sendikacılar için geldiler, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim.
Sonra beni almaya geldiklerinde ise, benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı."

Martin Niemöller'in faşizmin yükselişine karşı, Nazi Almanya'sındaki sessizliği eleştiren bu şiiri, toplumların adaletsizliğe karşı duyarsızlıklarının sonuçlarını  çok güzel anlatmakta.

Bu şiir, bir toplumun kurtuluşunun; insanların yalnız kendi mahallesine değil, herkesin hakkına sahip çıkmasıyla mümkün olduğunu anlatıyor.
Türkiye'nin demokratik geleceği de; dayanışmayı büyüten, farklılıklara rağmen ortak adalet duygusunda buluşabilen bir toplumsal bilinçten geçiyor.

 "susma sustukça sıra sana gelecek" sloganından ders çıkarırcasına bir halkın adeta yeniden uyandığına tanık oluyoruz ülkemizde ve umudumuz artıyor.

Partili Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilen 2018 yılından bu yana, iki yakası bir araya gelmeyen,ağır vergiler altında inim inim inleyen, yaşamayı bırakın, artık hayatta kalmaya çalışan, hukuka olan güveni kaybolmuş, adalete susamış, sandık için gün sayan halk kitleleri, 2013 yılındaki gezi eylemleri sonrası tekrar inisiyatifi eline almaya karar verdi.

"Kimin seçilmesinden ziyade, kimin seçilmemesi gerektiği" saikiyle, kendisine dayatılan her türlü adaya oy vermiş olan muhalif seçmen, bu sefer, kendi egemenlik hakkına  sahip çıkmak için, Özgür Özel'i, kendine lider olarak seçti.

Görünen o ki; 47 yıl sonra, Cumhuriyet Halk Partisi'ni, birinci parti olarak sandıktan çıkaran ve kurumuş, tükenmiş umutları tekrar yeşerten Özgür Özel, artık bundan böyle, muhalif seçmenin doğal lideri olarak önemli bir misyona sahip.

Erdoğan ve AKP  iktidarından kurtulmanın yolunun bir ve beraber olarak hareket etmek olduğunu bilen seçmen, Özgür Özel'in, "karanlık tünelden çıkış bileti" olduğu gerçeğinde buluşmuş gibi görünüyor.

Varsın, Chp Genel Merkez binası onların olsun, bu halka bina değil, UMUT lazım! diyenlerin Güvenparkta sel olup akması ses olup coşması bu umudun  bir örneği..

Ve o umudu 30 Mayıs 2026 günü  Ankara Güvenparkta İl başkanlığı önünde bütün ülke  gördü.

"Okul, sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir.,Okul her yerdir" diyordu ya hepimizin severek, onlarca kez izlediğimiz "Hababam  Sınıfı" filminde Mahmut hoca;
Parti de sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir, parti her yerdir.
Parti, sokaklardır, meydanlardır, parti seçmenlerin beyninde ve yüreğindedir.
Arkasında halk desteği olmayan hiç bir hareket başarılı olamaz!
Vakti gelmiş fikrin karşısında da hiç bir kuvvet duramaz.

Ankara mitingi ve sonrasında Anıtkabir'e yürüyüş bunu bir kez daha gösterdi.
Anıtkabir'e böyle yürüyebilmek için arkandan gelecek yüzbinler olması lazım. 

Millet neredeyse meşruiyet oradadır! 
Milletin sesi de vicdanı da Güvenparktaydı.

Herkes biliyor ki CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel'dir!

Cumhuriyet Halk Partisini kimin yöneteceğine, AKP'nin yargı kolları değil Cumhuriyet Halk Partililer karar verir! 

Hal böyleyken ve devasa bir hukuksuzluk, yolsuzluk ve talan rejimi ortadayken ülkemizin birinci partisine sarayın yargısı eliyle genel başkan atanmasının amacı nedir? 

Mevcut düzeni kalıcı hâle getirmek, makbul bir muhalefet dizayn etmek, halkın demokratik yollarla hak arama ve ekonomik gidişatı değiştirme umudunu tıkamak, sandığı ve demokrasiyi tıpkı anayasa ve devlet kurumları gibi göstermelik hale getirmek.

Şu soruyu da soralım kendimize; Böyle bir siyasi karar hangi ekonomik düzeni ayakta tutmaya yarar?

Tabii ki AK partinin KARA düzenini..

Dolayısıyla; Mesele sadece siyasi parti meselesi olarak görülemez, konu vatandaşın, işçinin, köylünün, esnafın, emeklinin, gençlerin kaderiyle doğrudan ilgilidir. 

Ve mesele  sadece CHP meselesi değildir.
86 milyonun seçme ve seçilme hakkına, halkın iradesine ve demokratik düzene sahip çıkma meselesidir. Bundan dolayıdır ki;
Mutlak butlana karşı çare, mutlak dayanışma ve ortak mücadeledir.

Sağlıcakla kalın..
YAZARIN DİĞER YAZILARI