TARIM BİTMEDİ BİTİRİLDİ..

TARIM BİTMEDİ BİTİRİLDİ..

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan:
"Türkiye'de tarım bitmedi, hiçbir zaman bitmeyecek" dedi.

Tarımın doğduğu bu topraklarda bırakın yoksulluğu açlığı konuşuyorsak,bunun sorumlusu kim?

Toprak orada, verirsen veriyor. Yaparsan oluyor da çiftçi tarlaya gitmeye korkar oldu.
Sebebi de iktidarın tercihi.
Köylü milletin efendisidir sözü bu iktidarla birlikte yok oldu gitti.

Tarımın ne durumda olduğunu geçen hafta bir kez daha gördük.

Geçen hafta Seydikemer ilçe örgütümüzle seraları su altında kalan Çukurincir Kumluova ve Karaköy mahallelerindeki vatandaşlarımızı ziyaret etmiştik.
Tabii ki afet meydana gelmişti ve bu doğa olayları elbette olacak.
Ancak girdi maliyetlerinin sürekli artması ve çiftçiye desteğin sürekli azalması sonucu, çiftçi topraktan uzaklaşıyor,gençler köylerden  kentlere göç ediyor,
çiftçilerin yaş ortalamasının yükseliyor ve tarım bitme noktasına doğru gidiyor.

Biz  halimize kime yanalım?
80 ton mal var şu serada.
Satamayız da artık..Bittik..Başka yerde seramız da yok..
İkinci  defa su girdiği için kurtaramayız artık.
Düğün yapıyorsun çocuğunu everiyorsun,herşey buna bağlı" diyordu bir teyzemiz ve gözyaşı döküyordu.
Bu  durumlarda ürünü bu şekliyle kurtarabilrmiyiz diye sorduğumda ise aldığım yanıt olumsuzdu. Seraya hafta arayla 2 defa sel girince domatez  bitkisinin kökü de, meyvesi de çürüyormuş. Domatez, çok sudan aşırı şişme yapıp çatlıyormuş.Yani tüm mahsül çöp oluyormuş.

Öte yandan aşırı yağışlar tarım arazilerinde zarara yol açıyor.Dolayısıyla ekilecek  alanlarda gecikmeler olacak ve hasatlar da gecikecek.

Sonuç olarak tarım yalnızca üreticinin değil toplumun tamamının gıda güvencesi aslında.

Yaşanan her afet, tarımın ne kadar kırılgan ama bir o kadar da stratejik bir alan olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Afet bölgesi ilan edilmezse yaraya tuz olmaz diyen çiftçilerimiz devletten destek bekliyor.
Gerek çiftçinin sahipsiz bırakıldığı, gerekse doğal afetlerle çiftçinin perişan olduğu bir ortamda "Türkiye'de tarım bitmedi, hiçbir zaman bitmeyecek" demek gerçeklere aykırı.
2026 bütçe verileri de bunu zaten ortaya koyuyor.

2026 yılı için çiftçiye ayrılan doğrudan destek 168 milyar,
Faize ayrılan kaynak ise 2 Trilyon 742 Milyar TL.
Yani,iktidar, çiftçiye verdiğinin tam 16 katını faize verecek.
Yanlış okumadınız.Tam 16 katı.
Soruyoruz iktidara;?
Bu topraklarda ülkenin çiftçisi mi değerli yoksa bu ülkenin faiz lobileri mi?
Yani iktidar, sen üretme biz ithal ederiz demek istiyor aslında.
Benim için senin emeğin değil benim borcum mühimdir" demek istiyor.
Seydikemer ziyaretimizin ikinci durağı balık üreticileriydi.
Sahilceylan ve Ören mahallelerimizde aşırı yağışlar  nedeniyle meydana gelen sel sonrası irili ufaklı 20'ye yakın balık üreticisinin çaresizliğine tanık olduk.
Eşen  çayı havzası Türkiye'nin en fazla alabalık yavrusu yumurtasının  üretildiği bir havza.
Buradaki yavru ve yumurta üretimindeki oluşacak azalma  tüm Türkiye'deki balık üretimini Türk somonu üretimini yakından etkileyecek.Dolayısıyla  şu anda Türkiye'de halkın en ucuz sağlıklı protein kaynağına ulaştığı alabalık tedariğinde ciddi sorunlar yaşanacak.
Bölgedeki bütün işletmeler sel nedeniyle mağdur durumda.
15 günden beri yemleme de yapamıyorlar.
Çünkü su bulanık olduğu için bulanık suda balığın yemi alması yemesi mümkün değil.
Zaten üreticiler balıkları yemlemek  bir yana 15 günden beri elde kalanlarını yaşatma derdinde.
Üreticilerin talebi devletin bütün kurumlarının acilen ellerinden tutması..
YAZARIN DİĞER YAZILARI