YOL YAPMAKTAN VERİ ÜRETMEYE: YENİ NESİL BELEDİYECİLİK


Dr. Aytaç Aydın

Yerel yönetimler denildiğinde akla çoğunlukla yol yapımı, su ve kanalizasyon hizmetleri gibi altyapı yatırımları gelmektedir. Ancak değişen dünya düzeni, yerel yönetimlerin görev ve sorumluluk alanlarını yeniden şekillendirmektedir. Günümüzde kentlerin başarısı yalnızca ürettikleri hizmetlerle değil, bu hizmetleri hangi bilgiye dayanarak planlayıp uyguladıklarıyla da değerlendirilmektedir.

Yeni yönetim anlayışı, veriye dayalı ve bilimsel bakış açısıyla geliştirilen kamu politikalarını ön plana çıkarmaktadır. Temel amaç, şehre ilişkin verileri bir araya getirebilecek mekanizmaları oluşturarak, kentin tamamına hizmet edecek politika süreçlerini bilimsel temellere dayandırmaktır. Bu doğrultuda sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı da kentlerin bilimsel verilerle yönetilmesini ve akademik çalışmalardan daha fazla beslenmesini teşvik etmektedir. Dünyanın birçok kentinde fizik bilimleri, sosyal bilimler ve kamu politikalarının kesişiminde çalışan disiplinlerarası akademik ekipler, yerel yönetimlerin karar alma süreçlerine katkı sunmaktadır (Ansell & Gash, 2008).

Bu dönüşümün uluslararası ölçekteki önemli örneklerinden biri, Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) tarafından geliştirilen Küresel Kentsel Gözlemevleri Ağı (GUO-Net) modelidir. UN-Habitat, kentlerde yaşanan bilgi ihtiyacına çözüm üretmek amacıyla yerel, ulusal ve bölgesel ölçekte faaliyet gösteren kentsel gözlemevlerini desteklemektedir. Bu gözlemevleri; güvenilir ve yüksek çözünürlüklü kentsel verilerin toplanması, analiz edilmesi, paylaşılması ve karar alma süreçlerinde kullanılmasını sağlayan bilgi platformları olarak tasarlanmıştır. Paydaş ağı, veri, veri yayım platformu, gözlemevi destek sistemi ve karar destek arayüzünden oluşan bu model; yalnızca veri üretimini değil, üretilen bilginin kamu politikalarına dönüştürülmesini hedeflemektedir. Böylece Yeni Kentsel Gündem, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve diğer küresel hedeflerin yerel düzeyde izlenmesine katkı sağlanırken; ulaşım, konut, istihdam, iklim değişikliği, sosyal sermaye ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi alanlarda kentlere ilişkin karar süreçleri de bilimsel verilerle desteklenmektedir (UN-Habitat, t.y.).

Ancak veriye dayalı yerel yönetim anlayışının temel unsuru yalnızca dijital teknolojiler değildir. Şehirlerin en önemli bilgi kaynaklarından biri, kenti yaşayan ve deneyimleyen insanlardır. Mahallelerde ortaya çıkan değişimler, vatandaşların ihtiyaçları, sosyal sorunlar ve yerel deneyimler çoğu zaman resmî veri sistemlerine yansımadan önce sahada gözlemlenmektedir. Bu nedenle belediye personelinin, mahalle muhtarlarının ve vatandaşların yerel bilgi üretim sürecinin aktif bir parçası hâline gelmesi yeni yönetim anlayışının önemli bileşenlerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Bu noktada "saha araştırmacısı" yaklaşımı öne çıkmaktadır. Muhtarlar ve belediye birim çalışanları temel araştırma yöntemleri konusunda eğitim alarak saha araştırmacısı niteliği kazanabilir; akademisyenlerle birlikte çalışabilir, sistematik veri toplayabilir ve elde edilen bulguların politika önerilerine ve akademik çalışmalara dönüşmesine katkı sağlayabilir. Böylece mahalle ölçeğinde elde edilen gözlemler yalnızca bireysel değerlendirmeler olmaktan çıkarak yerel yönetimlerin karar alma süreçlerini besleyen bilimsel verilere dönüşebilir.

Bu yaklaşım, son yıllarda kamu yönetimi literatüründe öne çıkan iş birlikçi yönetişim ve ortak yaratım yaklaşımlarıyla da örtüşmektedir. Ansell ve Torfing (2021), ortak yaratımı politikacılar, vatandaşlar ve farklı paydaşların iş birliği içinde çözüm geliştirdiği bir yönetişim modeli olarak tanımlamaktadır. Voorberg, Bekkers ve Tummers (2015) ise ortak yaratımın sosyal inovasyon üretiminde vatandaşların bilgi, deneyim ve kaynaklarının önemli bir potansiyel oluşturduğunu ifade etmektedir. Cornips ve çalışma arkadaşları (2023) de ortak yaratımın mahalle düzeyinde vatandaşların ve diğer paydaşların kamu hizmetlerinin tasarlanması ve uygulanmasına katılımını desteklediğini belirtmektedir. Bu yaklaşımların ortak noktası, kamu politikalarının süreçten doğrudan etkilenen bireylerden elde edilen bilgilerle şekillenmesidir.

Muğla'da da bu dönüşüme ilişkin örnekler görülmeye başlamıştır. Belediyeler bünyesinde doktoralı personelin görev alması, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin ve uluslararası proje çalışmalarının güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Bu kapsamda Marmaris Belediyesi’nde Ar-Ge biriminde yürütülen faaliyetler; akademik bilgi ile belediyecilik uygulamalarını bir araya getiren örneklerden biri olarak değerlendirilebilir. Uluslararası proje çalışmaları aracılığıyla yerel ihtiyaçların bilimsel yöntemlerle ele alınmasına yönelik çalışmalar yürütülmektedir.

Benzer şekilde Muğla Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Muhtar Akademi de farklı disiplinlerden doktoralı çalışanların görev aldığı bir yapı olarak dikkat çekmektedir. Muhtar Akademi, muhtarlara yönelik eğitim faaliyetlerinin yanında mahalle ziyaretleri gerçekleştirmekte, vatandaşların talep ve önerilerini akademik bir bakış açısıyla gözlemlemekte ve elde edilen bilgilerin sistematik veri hâline getirilmesine yönelik çalışmalar yürütmektedir. Avrupa Birliği projeleri hazırlayan, Fulbright gibi uluslararası burs programlarına başvuran personeli ve veri bilimi alanındaki çalışmalarıyla yerel yönetimlerde araştırma kapasitesinin geliştirilmesine önemli katkılar sunacağı görülmektedir.

Belki de geleceğin belediyeleri yalnızca yol yapan, park düzenleyen ya da altyapı hizmeti sunan kurumlar olarak değil; kendi kentini sistematik biçimde gözlemleyen, ürettiği bilgiyi kamu politikalarına dönüştüren ve bu bilgiyi toplumla paylaşan araştırma kapasitesi yüksek kurumlar olarak da değerlendirilecektir. Yerel yönetimlerde asıl dönüşüm, teknolojinin yaygınlaşmasından çok, araştırma kültürünün kurumsallaşmasıyla mümkün olacaktır.

Kaynakça

Ansell, C., & Gash, A. (2008). Collaborative governance in theory and practice. Journal of Public Administration Research and Theory, 18(4), 543–571. https://doi.org/10.1093/jopart/mum032

Ansell, C., & Torfing, J. (2021). Co-creation: The new kid on the block in public governance. Policy & Politics, 49(2), 211–230. https://doi.org/10.1332/030557321X16115951172687

Cornips, L., Van Meerkerk, I., Voorberg, W., & Kramer, R. (2023). Co-production as a strategy for enhanced equal representation in public service delivery: The case of Rotterdam. Cities, 141, 104480. https://doi.org/10.1016/j.cities.2023.104480

UN-Habitat. (t.y.). Global Urban Observatories. https://unhabitat.org/initiative/global-urban-observatories

UN-Habitat. (t.y.). Urban Observatories. https://data.unhabitat.org/pages/urban-observatories

Voorberg, W. H., Bekkers, V. J. J. M., & Tummers, L. G. (2015). A systematic review of co-creation and co-production: Embarking on the social innovation journey. Public Management Review, 17(9), 1333–1357. https://doi.org/10.1080/14719037.2014.930505

YAZARIN DİĞER YAZILARI