Değerli okurlar, Denizli’ nin üç büyük Antik Kentinden birincisi HİERAPOLİS (Pamukkale), ikincisi Laodikya, üçüncüsü de TRİPOLİS ANTİK KENTİ’ dir. Daha önce Pamukkale ve Laodikya’ yı gezip yazmıştık. Şimdi de sıra Tripolis’ e geldi. Buldan Belediyesi’ nin HABİP adlı Zabıtaları, Hanımla bizi antik kente getirerek sokak sokak gezdirip tanıttı.
Tripolis Antik Kenti, Denizli İli, Buldan İlçesi Yenicekent Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Antik Dönem yazarlarından başta PLİNİUS ve PTOLEMAİOS olmak üzere birçok antik yazarın metinlerinde yer verdiği kent, M. S. 17. Yüzyıldan itibaren seyyahlar tarafından ziyaret edilmiştir. Tripolis, Helenistik Dönemde Phrygia, Karia ve Lydia Bölgelerinin kesişim noktasında Lydia Bölgesi sınırları içerisinde ilk kez APOLLONİA ismi ile kurulmuştur. Kısa bir dönem ANTONİOPOLİS ismi ile anılan kentin M. Ö. 1. Yüzyıla ait kent sikkelerinde ve epigrafik kaynaklarda ismi TRİPOLİS olarak geçer. Birbirinden farklı üç küçük topluluğun ya da yerleşim biriminin bir araya getirilmesiyle organize bir KENT/POLİS oluşturularak (SYNOİKİSMOS) TRİPOLİS adı verilmiştir.
Kent olarak geçmişi Helenistik Dönem’ e dayansa da yerleşim alanının çevresinde gerçekleştirilen yüzey araştırmalarında tespit edilen AKKAYA (Geç Neolitik, Erken Kalkolitik-Geç Tunç Çağı) ve Hamambükü (Erken Tunç Çağı I-II ve Genç Tunç Çağı) Höyüklerinde arkeolojik materyal, bölgedeki iskânın günümüzden 6000 öncesine kadar gittiğini kanıtlamaktadır.
Tripolis’in de içinde bulunduğu ÇÜRÜKSU VADİSİ, M.Ö. 190 yılında SELEUKOSLAR ile BERGAMA KRALLIĞI arasında yapılan MAGNESİA SAVAŞI’ na kadar bağımsız kentlerden oluşur. Bu savaşı, Roma desteğinde kazanan BERGAMA KRALLIĞI, M. Ö. 188 yılında imzalanan APAHEİA BARIŞI ile bölge yönetimini ele almıştır. III. ATTALOS’ un M.Ö. 133yılında ölümünden sonra vasiyeti üzerine, bölge ROMA İMPARATORLUĞU’ na bağlanmıştır.
Kent, en ihtişamlı çağını ROMA DÖNEMİ’ nde yaşamıştır. M.S. 2. Yüzyıldan itibaren kentte yeni bir yapılanmaya gidilmiş ve şehir kapıları, caddeler, hamamlar, stadyum, tiyatro ve meclis binası gibi kamu binaları yapılmıştır. Roma İmparatorluk Döneminde bir süre SARDEİS (Salihli) Conventusu’ na (yargı birliği) bağlı kentlerden birisi, belli bir zaman diliminde de APAMEİA (Dinar) Conventusu’ na bağlı kentlerden biri olmuştur.
TRİPOLİS, M. S. 325’ te NİCAEİA KONSİLİ’ nde AGOGİUS, M.S. 431’ de EFES KONSİLİ’ nde COMMODUS, M. S. 451’ de ise KALKEDON KONSİLİ’ nde PAULUS tarafından Piskoposluk seviyesinde temsil edilir. M.S. 494 yılında meydana gelen ve bölgede büyük yıkımlara sebep olan depremden, LAODİKEİA ve AGATHE KOME (Alacain) kentleri ile birlikte TRİPOLİS de etkilenmiştir. M. S. 6. Yüzyılın sonu- 7. Yüzyılın başında Anadolu Toprakları üzerinde etkili olan SASANİ akınları nedeniyle burada yaşayan halk, bir süreliğine TRİPOLİS’ in yaklaşık 5. Km. kuzeyindeki DİREBOL’A (Dirbol) korunaklı dağ yamaçlarına taşınmıştır. Yaklaşık 200 yıllık arkeolojik boşluğun ardından kentin bazı bölgelerinde M.S. 850 civarında başlayan canlanma M.S. 12. Yüzyıla kadar devam eder.
TRİPOLİS, M.S. 13. Yüzyılın ilk yarısında Bizanslılar ile Türkler arasında birkaç kez el değiştirir. Kentin yaslandığı dağın zirvesinde bir kısım mimarisi günümüze kadar sağlam kalabilmiş yuvarlak planlı kulenin dahi olduğu bir kale kompleksi yakınlarında 1243’ te NİCAEA (İznik) Kralı İoannes Ducas Vatatzes ile Selçuklu Sultanı II. Gıyasettin Keyhüsrev bir araya gelerek antlaşma imzalar. 1304-1306 tarihlerinden itibaren ise TRİPOLİS/Yenice’ nin de içinde bulunduğu bölge İNANÇOĞULLARI ve GERMİYANOĞULLARI ile birlikte Türk hâkimiyetine girer. 1429’ da ise Denizli ve çevresinde OSMANLI HÂKİMİYETİ başlar.
Öğleye doğru sıcak etkili olmaya başladığında bizim HABİP’ ler, iyi bir rehberlikle Antik Kenti gezdirmeye devam ettiler. Sütunlu Caddeyi, Su Dağıtım Merkezini, Nymphaeum (Çeşme), Kilisenin yerini, Kemerli Yapıyı, Tonozlu Yapıyı, Latrina (Tuvaletleri) gezdirip gösterdiler. Tiyatroyu aradıksa da bulamadık. Sonradan Antik Kentin planlarına baktığımızda Tiyatronun yerinin kentin tepeye doğru bir yamaçta olduğunu ama hemen hemen bütün taşları alındığı için ancak tiyatronun oturduğu yerin çukurluğunu görebildik. Çünkü Tiyatrosuz bir ANTİK KENT düşünülemezdi. Kentin Ana Caddesi ise Doğu-Batı yönünde uzanan Sütunlu Caddeyi kuzey-güney yönünde dik olarak kesiyordu. Caddelerin, ızgara tipli şehir planına uygun olarak yapıldığı görülüyor. Ayrıca caddelerin altında kanalizasyon sistemleri açıkça görülmektedir. Agoranın ve Ana Caddenin çevresindeki sütunlar ayağa kaldırılmış ve güzel ve doyurucu bir görüntü elde edilmiş… Tripolis’ in yerel ocaklarından elde edilen TRAVERTEN BLOKLARI ilk kez burada görüyoruz. Tiyatro Hamamı ve Sarnıçlar aynı sistem içinde yer alıyorlar… Agora ve önemli toplantıların çevresinde yapıldığı düşünülen Onur Sütunu kentin merkezinde yer alıyor. Tripolis Antik Kentine şu anda giriş ücretsiz. Zaten orada bir görevli/bekçi falan da yok. Ana asfalttan Buldan’ a girerken 10 km. kadar önce sağa saparsanız hemen orada, kolayca ulaşabilirsiniz.