KÖY ENSTİTÜLÜLER RUHİ SU’YU ANLATIYOR
Prof. Dr. Kemal Kocabaş
Ruhi Su 1912 yılında Van’da dünyaya gelir ve 20 Eylül 1985 tarihinde yurt dışında tedavi görmesini gerektiren hastalığına rağmen dünya görüşü nedeniyle pasaport velilmediğinden tedavi olamaz ve 73 yaşında İstanbul’da aramızdan ayrılır. Dostları onu türkülerle sonsuzluğa uğurladı. Cenaze töreni, 12 Eylül döneminin karanlığına, karşı ilk büyük toplu gösteriye dönüşür. Eşi Sıdıka Su, oğlu Ilgın Su ve dostları, 1997 yılında “Ruhi Su Kültür ve Sanat Vakfı’nı, 2011 yılında da “Ruhi Su Kültür ve Sanat Derneği”ni kurdular. Ruhi Su, 73 yıllık yaşamının içine birçok dünyayı sığdırdı. Onun sesiyle, kurduğu korolarla türküler bir başka anlam kazandı, yüreklere, beyinlere yerleşti, sel oldu aktı. Sesi ve türküleriyle zeybekti, semahtı, Köroğlu idi, Pir Sultan idi. O, hayır diyebilmenin, itiraz etmenin sesiydi, müziğiydi… Bu yazıda Köy Enstitülü dostlarının anlatımıyla Ruhi Su’yu aramızdan ayrılışının 41. Yılında selamlamak istedim.
YKKED VE RUHİ SU
Ruhi Su’yu ilk kez Ege Üniversitesi öğrencisi iken 1970’li yıllarda “Kerimoğlu ve Drama Köprüsü” türkülerini ondan dinlediğimde tanımış, sesiyle irkilmiş ve çarpılmıştım. Daha sonraki yıllarda Ruhi Su sesi ve türküleriyle, duruşuyla hep yaşamımızda oldu. 2001 yılında İzmir’de kurulan Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) ilk yirmi yıllık çalışma süresinde aydınlanma dünyamıza katkı yapmış yazar, sanatçı ve düşün insanlarımızı günümüze ve geleceğe taşımak adına pek çok etkinlikler düzenledi. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü müzik öğretmeni Ruhi Su da farklı etkinliklerde anılarıyla hep aramızdaydı. 15 Aralık 2005 tarihinde Fuar İzmir Sanat’ta “Sıdıka Su, Talip Apaydın, Osman Nuri Alper, Mehmet Duru ve Prof. Dr. Ayfer Kocabaş’ın” katlımıyla Ruhi Su’yu andık. Bu panelde Sıdıka Su eşi Ruhi Su’yu: “Ruhi Su, yasaklar döneminin sanatçısıdır. Ruhi, bugünlere el yordamıyla çok acılar çekerek geldi. Ruhi’nin arkasında ne devlet ne de basın vardı. Ruhi Su’nun arkasında gene Ruhi Su vardı. Sesi vardı, yorumu vardı, devrimci mücadelesi vardı, yüreği vardı… Ruhi Su, akıl almaz siyasi baskılara karşın yaşam boyu türküleriyle enstitülerin, akademilerin yapacağı çalışmaları yaptı. Halkın gerçek yüzünü, toplumun kültür hazinesini gün ışığına çıkarmış bir sanatçıdır. Yaptığı çalışmalarla gelecek nesillere esin kaynağı, bir bakış açısı, bir okul olmuştur… Mücadele günlerinde yürekleri ateşleyen, barış günlerinde insana dinginlik, dirilik, devingenlik veren bir sanatçıdır. Ruhi’yi özlemle, sevgiyle ve türkülerle anıyorum.” İfadeleriyle anlatmıştı.
Yine 17 Ekim 2012 tarihinde “Varlık Özmenek, Cengiz Bektaş, Karabey Aydoğan ve Kemal Kocabaş’ın” katılımıyla düzenlediğimiz “Ruhi Su 100 yaşında” etkinliğinde yaşamıyla, müziğiyle, mücadelesiyle, ilerici düşün dünyasıyla Ruhi Su’yu konuştuk. Ruhi Su’nun günümüze, yeni kuşaklara armağanı olan Ruhi Su Dostlar Korosuyla son olarak 28 Nisan 2018 tarihinde İzmir’de Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte düzenlediğimiz “Kuruluşlarının 78. Yıldönümünde Köy Enstitüleri Aydınlığı” başlıklı etkinlikte beraberdik. “Ruhi Su Dostlar Korosu”nun muhteşem konserinde etkinlik tüm salonun birlikte söylediği “Drama Köprüsü” ile sonlanmıştı. Ruhi Su Dostlar Korosu konser sırasında Düziçi Köy Enstitülü Ali Yüce’nin yazdığı ve Ruhi Su’nun bestelediği “Mürselekli Kadınlar” parçasını: “Biz Mürselekli kadınlar /Hep geceleri/Tütün dizerik/Acılarımızı dizerik ipe/Acılarımızı abovv.../Karanlığı dizerik/Karanlığı abovv../Kök sökerik, kök/ Gündüzlerimizde /Geceleri kömür /Kömür yakarık /Karanlığı yakarık / Karanlığı abovv...” dizeleriyle yorumlarken Ruhi Su’yu yine saygıyla andık....
KÖY ENSTİTÜLÜLER RUHİ SU’YU ANLATIYOR
Çifteler Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmen, yazar, şair Talip Apaydın o günlerde Ruhi Su’yu: “O zamanlar, müzik öğretmenleri Türkiye’de hem sayıca çok azlar hem de Köy Enstitüleri gibi çalışma şartları çok ağır olan okullara gelmiyorlar, büyük kentlere gitmeyi tercih ediyorlardı. Hasanoğlan Köy Enstitüsünde, bir müzik öğretmenimiz vardı. Bize, biraz mandolin çalmayı, biraz da nota bilgisini öğretti ve kısa bir süre sonra da askere gitti. Sonra, müzik dersleri boş geçmeye başladı. Biz kendi imkânlarımızla bir şeyler öğrenmeye çalışıyoruz ama olmuyor tabii. O sıralar, İsmail Hakkı Tonguç, müzik öğretmeni arıyor, çırpınıyor ama bulamıyor. Ruhi Su’yu çağırmış ve ona ‘Ruhi, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde müzik öğretmenine ihtiyaç var. Gider misin?” diye sorulunca O da kabul ediyor.” sözleriyle anlatıyor.
Talip Apaydın, bu sırada Çifteler’de öğrencidir. Nisan ayı sonlarına doğru, bir cumartesi günü eğlencesinde öğretmenleri: “Yüksek kısmın şan öğretmeni Ruhi Su aramızda, bize türküler söyleyecek” der. Ortaya bir sandalye konulur. Talip Apaydın o anları: “ Siyah saçlı bir adam geldi, oturdu. Sazının tellerine şöyle bir dokundu. Bir türküye başladı. Aman Allah’ım öylesine bir ses ki nereden geliyor diye gökyüzüne baktığımı hatırlıyorum. Sanki gökyüzünden geliyormuş gibi müthiş bir ses. Çok şaşırdığımı hatırlıyorum. Daha sonra öğrendik ki, Ruhi Su batı tekniğiyle yüksek düzeyde ses eğitimi almış bir sanatçı. Konservatuvarda ses eğitimi alan sanatçılara, şan sanatçıları dendiğini sonradan öğreniyoruz. Ruhi Su bize çok şey öğretti. Ruhi Su’dan önce, aydınlarımız türkülerimizi küçümserlerdi. Türküler, Ruhi Su’nun çalışmalarıyla birlikte ciddiye alınmaya başladı. Halk müziği, ancak Ruhi Su’nun çalışmalarından sonra, önem kazandı.” ifadeleriyle anlatır.
Cılavuz Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü çıkışlı müzik öğretmeni Osman Nuri Alper Ruhi Su’yu: “…Gür, tok, mert sesiyle, anlamlı, sevimli sazıyla, erişilmez yorumuyla, özgün, güzel besteleriyle, düşünce gücüyle, yılmaz çalışkanlığı ve araştırmacılığıyla, en önemlisi, duruşuyla, insan olarak, sanatçı olarak, yurttaş olarak onurlu politik duruşuyla bir ‘anıt kişilik’ olarak tanımlar ve devam ederek: ‘Ruhi Su usta, türküleri sevmeyenlere bile türkü sevdiren büyük bir sanatçıdır. Halk müziği alanında bir çığır açmıştır. Kendisini izleyen birçok sanatçıya örnek olmuştur. O, halk müziğimizde bir ekoldü” şeklinde anlatır.
Aksu Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü çıkışlı Pakize Türkoğlu Hasanoğlan’da Ruhi Su ile tanışıklığını: “Bir Cumartesi günü civar köyden dönüyorduk. Bizim sınıftan bir arkadaş koşarak geldi yanımıza “Ruhi Su geldi, konsere yetişin arkadaşlar” dedi. Her yer tıklım tıklım dolmuştu. Üstelik Ruhi Su’nun konseri bitmiş, öğrenciler akordeon eşliğinde ortada zeybek oynuyorlardı. Ruhi Su eğitimbaşı Hürrem Arman ile beraber oturuyordu. Nefes nefese eğitimbaşımıza eğilip “Efendim, birçok arkadaş köydeydik, onu dinleyemedik” dedik. “Yeniden söylemek istemez ama rica edeyim bakalım bakalım” diyerek döndü ona. O sırada öğrenciler Antalya’nın “Barut Dumanı” zeybeğini oynuyorlar, beni çağırıyorlardı. Hürrem Bey “Ne duruyorsun koşsana seni bekliyorlar” dedi. Ruhi Su söylerse giderim dedim. O bunu duydu. Tamam tamam söyleyeceğim, dedi gülümseyerek “Birinin evleri kayabaşında/Birinin evleri avlu dışında/Biri henüz onbeş yirmi yaşında/Biri Şemsi biri Kamer ille Elif /Vay benim Elif… “ türküsünü çaldı söyledi” Pakize Öğretmen daha sonra sırayla Erzurum Çarşı Pazar’ı, Halaybaşını hep birlikte söylediklerini anılarında yazar ve devam ederek: “İnsanoğlunun gençlik halini, aşk halini yüce bir anlatımla dillendiren o türküye bugün bile büyük bir saygı duymamda kuşkusuz Ruhi Su’nun o günkü söyleyişinin payı vardır.” diyerek anlatır.
Kızılçullu Köy Enstitüsü 1945 çıkışlı öğretmen-müfettiş Yusuf Balaban Ruhi Su’nun Kızılçullu ziyaretini: “Kızılçullu Köy Enstitüsünde son sınıf öğrencisiyken, Ruhi Su türkü derlemek üzere okulumuza gelmişti. Onu dinlemek için konferans salonuna toplandık. Bütün gittiği yerlerde olduğu gibi bizden de türkü öğrenmek istemişti. İlk önce kendisi türkü söyledi. Afyon türküsü olduğunu zannettiğim ‘Cevizin yaprağı dağ arasında, güzeli severler bağ arasında’ adlı türküyü biz ondan öğrendik. Arkadaşımız Hüseyin Özsu, onun da sesi bas baritondu ve güzeldi. Ruhi Su’ya, Muğla ağzıyla söylediği ‘Deniz de üstü köpürür, kayığa binsem götürür’ türküsünü öğretti. Ruhi Su, bu türküyü hemen notaya aldı. O gün bizleri, o güzel sesi ve sohbetiyle çok etkilemişti” diye anlatır. Ruhi Su, tıpkı Muzaffer Sarısözen gibi Köy Enstitülerinde halk müziği derlemeleri yapar.
Kızılçullu Köy Enstitüsü 1944, Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmen, yazar şair Haşim Kanar ise Ruhi Su’yu: “Ben Ruhi Su’yu ilk kez Niyazi Başkaya ile birlikte Hasanoğlan Köy Enstitüsü imecesine gönderildiğimiz 1942 yılında bir yemekhane binasında, öğrencilere saz çaldığında gördüm ve dinledim. Söylediği türkünün sözleri bugün bile aklımdan çıkmıyor. ‘Kestanenin iyisi, geçti güzel sürüsü, sürüsünden fayda yok, yaktı beni birisi’. En son Ruhi Su’yu, Hacettepe Üniversitesi’nde 68’li yıllarda, bir konser sırasında gördüm. Ruhi Su sahneye çıktığında, öğrenciler ayağa kalktı. Onu alkışlamaya başladılar. Eliyle durdurdu. ‘Ben burjuva sanatçısı değilim. Burjuva sanatçıları, daha konser başlarken elleri çırptırırlar. Ben, size bir şey söylemedim ki beni alkışlıyorsunuz. Konserimi bitiririm, eğer beğenirseniz alkışlarsınız. Bir emek verilir, ancak bunun karşılığında alkışlanır.’ deyince salonda sesler kesildi. Konserini bitirdi. Salonda bulunanlar, kendisini dakikalarca ayakta alkışladılar. Ruhi Su, elini göğsüne koyarak, gülümsedi ve sahneden çekildi.” diyerek anlatır.
BASBARİTON RUHİ SU
1940’lı yıllarda Ruhi Su Ankara Radyo’sunda "Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor" anonsuyla 15 günde bir Pazar günleri saat 10.00’da programlar yapar. Ruhi Su, askerdeyken yaşadığı bir olayı anı olarak aktarır. Bütün bölük İstiklal Marşı söylerken Ruhi Su operacı, bas bariton; notasıyla, usulüyle inletmiş ortalığı. Komutan da yanına gelir ve sorar: “Adın ne senin evladım” Ruhi Su bas bariton sesiyle: “Ruhi komutanım” der. Komutan: “Ne güzel söyledin sen öyle” der. Ruhi Su: “Komutanım ben bas baritonum” der. Komutan bölüğe dönerek: “Hepiniz onun dediğinden olacaksınız ulan!” der.
Son söz İlhan Selçuk’ta: “Türküler ,”bestelenmez, türküler yakılır. Sen yanmasan, ben yanmasam, o yanmasa, nasıl yakılır türküler? Ruhi Su, yakılan türkülerin ateşinde ulusal kültürümüzü sesiyle yalazlandırdı; yüreklerimizi ısıtıp bilincimizi uyardı; halk bilimine katkıda bulundu; derleme çalışmalarını yürüttü; şiirler yazdı, türküler yaktı; öğrenciler yetiştirdi, çıraklar büyüttü; yıllarca dalga dalga sardı ülkeyi”
Aramızdan ayrılışının 41 yılında Ruhi Su’nun anısına, emeğine, sevgi ve saygıyla…