Faik Öztrak, Bay Kemal’i 04 Ağustos Salı günü kürsüye davet ederken; “Atatürk’ün kurduğu CHP’nin, Ankara’dan İstanbul’a ‘Hak-Hukuk-Adalet’ diye yürüyen unutulmaz Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu kürsüye davet ediyorum” dedi… Bu anonsu pek beğenen Bay Kemal, mahvettiği partinin kürsüsünde aynen şunları haykırdı: “Bu Kemal hiçbir gücün karşısında eğilmez. Bizim yeniden güçlü bir iradeyle alana çıkmamız lazım.” (Yani sizin anlayacağınız; artık Ana Muhalefet partisi olma özelliğini, üye ve delegeleriyle Milletvekillerini kaybeden, ülkenin 6. Partisi haline getirenler, yani “Bu Partinin Körleri ve Sağırları, Kürsüde Birbirlerini Ağırladılar!..”
Konuşmasına devamla dedi ki; “Mustafa Kemal Atatürk’ün çok güzel bir cümlesi var: ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.’ Cumhuriyet Halk Partililer o kimsesizlerin kimsesi olmak zorundadırlar. Hep beraber kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla, genciyle birlikte olmak zorundayız…”
Yani sizleri bilemem, ama bence Kurucumuz Atatürk’ü şimdi hatırlaması güzel bir şey de; ah bir de O’nu iyi anlayıp da, keşke İlkelerine sahip çıkabilseydi!..
Yine devamla; “Bu Parti halkın partisidir. Biz CHP’yiz. Köklü bir partiyiz. Biz çalıp çırpmayı bilmeyiz. Bizim o işlerle ilgimiz yoktur. Bizim tek derdimiz halktır, halk!..” dedi…
Peki, sormazlar mı adama; “Bu halkın Partisi ise, arkanızdaki halk nerede!? Kırk yılda bir ‘Üye Yazım Töreni’ yaptınız, oraya da kimse gelmeyince, film ajanslarından kelle başı “950 TL” ye dört saatliğine ‘Figüranlar’ kiralayıp getirdiğiniz görüntü ve belgelerle kanıtlandı!..” demezler mi?
Aynı konuşmasında devamla; “Biz Mustafa Kemal’in, İsmet İnönü’nün, rahmetli Ecevit’in ve Baykal’ın geleneğinden geliyoruz. Biz ayrıca hesap sormaktan çekinmeyiz, hesap vermekten de çekinmeyiz! Benim siyaset anlayışımda, bütün CHP’lilerin siyaset anlayışında hesap vermek bir siyasetçi için onurlu bir görevdir. Evet, hesabını veririz. Bizim parayla, pulla, villalarla, arsalarla işimiz yok. Bu parlamentoda ilk kez Siyasi Ahlak Kanunu teklifini veren partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir!..” dedi…
Evet, bu sefer iyice anladık ki; Bay kemal hâlâ kendini SGK Mali Müfettişi filân zannediyor galiba? Bu işiten emekli olalı yıllar olduğunun ayartında değil gibi?.. Madem kendisi böyle diyor, biz de soralım ve bunun hesabını hemen versin: “2023 CHP Genel Başkanlık Seçimlerini kaybedince, hem Ankara’da ve hem de İstanbul’da iki ‘lüks büro’ kiralayarak, Özgür Özel Yönetiminin altını oymaya çalışmıştı!.. Siz o emekli maaşınızla, bu ‘Milyonlarca TL’ olduğu söylenen bu lüks büroların paralarını nereden ödediniz bakayım !?”
Çoğunuz belki bilir; İlçemiz Şeref Köyünde çalışırken, orada ilk çocuğumuz dünyaya gelmişti… “Necati ÖZLER” isimli köyün ileri gelenlerinden, ‘ CHP İl Genel Meclisi Üyeliği ‘ yapmış, siyaseti çok iyi bilen ve çok nüktedan bir ağabeyimiz vardı… Bir gün gelip, yeni doğan çocuğumuzun çok eziyet edip etmediğini sordu? Ben de şikâyetimi anlatınca dedi ki; “Bak kardeşim; bir çocuk sürekli ağlıyorsa eğer, üç tane temel sebebi vardır; ‘ya karnı açtır, ya altı yaştır, ya da tedaviye muhtaçtır’ bundan sonra ona göre davranın gari…” demiş, bu sözü hiç aklımdan çıkmamıştı…
Düşünüyorum da; “Bu güzel sözü ‘Bay Kemal’ için de uygulamaya koyabilir miyiz acaba?” demekten, bir türlü kendimi alamıyorum!.. Sakin KOŞAR…