Sevgili dostlar; geçen Pazar günü uzun zamandır düzenlemediğim mütevazı kitaplığımın halini görünce, artık dayanamadım, işimi gücümü bırakıp orayı düzenledim… Sağ olsunlar gelen-giden eş-dost, konu-komşu, çoluk-çocuklarımız ihtiyaç duydukça benim mütevazı kitaplığımı karıştırırlar, işlerine yarayanları götürür, bazıları da yeni çıkan kitaplardan bana getirirler… Görüntüsü iyice bozulunca da, ben onları hizaya sokarım, yeniden karıştırsınlar diye… Eğer kitaplar süs için değil, ‘okunmak için’ var iseler, orası herkese açık olmalıdır…
Neyse… Büyük boy kitaplarımı hizaya sokarken, benim sevgili dostum, her gazetede köşe arkadaşım sayın ‘Turgay MUTLU’nun ‘06 Ağustos 2016’ tarihinde imzalayıp da hediye ettiği “Yatağan’da İz Bırakanlar” kitabı elime geçti… Hemen meraka yeniden açıp, karıştırmaya başladım: Her Yatağanlının hafızasını yenileyen nitelikteki bu tarihi kitap, tam ‘327 Sayfa’ ve 41 tane Yatağan Merkez, Belde ve Köylerindeki unutulmaz inanlarımızın tanıtımından oluşuyor…
Kitap hakkında görüşlerini bildiren merhum Prof. Dr. Şadan Gökovalı şöyle diyordu: “Her insanın dünyaya getiriliş nedeni, Gökkubbede hoş bir seda bırakmaktır: Yatağan, bu açıdan kıskanılacak bir zenginliğe sahip… Yalnız eskiler mi var? Değil elbette… Cumhuriyet kenti Yatağan’a kimler hizmet etmiş? Adı Köy Enstitüleri gibi silinmez olan Bahattin Uyar; Cazkırlar makiliklerinden çıkan bilim ve yazın insanı Ayhan Çıkın; Yöre sanat ve kültürünü yaşayan ve yaşatan isim Sadettin Özbek; dönüp geldiği Karya’ya değeri ölçülmez hizmetler veren Hamdi Topçuoğlu; Özgün Eğitimde biten görevini Yaygın Eğitimle sürdüren canım kardeşim Sakin Koşar ve daha niceleri, Turgay Mutlu’nun bıraktığı-bırakacağı izlerde araştırılıp, yazılmalıdır” diyordu…
Hemen kitabı alıp, oturma odasına koştum; önce bol resimlerine göz gezdirip, orada yarısı artık ölmüş olan güzel insanları, çoğuyla yaşanmış anılarımı düşünme fırsatı buldum, o kadar mutlu oldum ki, anlatamam!.. Kitabı hemen ve yeniden okumak için çalışma masama koyup, yarım kalan işimi bitirdim, kitabı yeniden okumaya koyuldum… Ertesi günü kitabı yeniden bitirdiğimde; çok erken yaşlarda kaybettiğimiz büyük tiyatrocu ve çocukluk arkadaşım Turan Özdemir’İ, görev yerim Şeref’ten tanıdığım ve gazetelerden köşe komşum Mehmet Kara ve Bahattin Uyar’ı, Feyzullah Ertuğrul’u, bana mesleği öğreten Muammer Özler’i, köyümün büyük Matematikçisi Suat Gencel ve Prof. Dr. Peyami Cinaz’ı; can dostlarım Cemal Gürpınar, Tarcan Oğuz ve Sadettin Özbek’i ve daha nicelerini, Turgay Mutlu kardeşimle harika söyleşilerini okuyup, eski güzel günlere yeniden geri döndüm!..
Yazılarımı okuyanlar bilirler; bendeniz sık sık, tıpkı Prof. Şadan hocamın dediği gibi; “İnsanlar bu dünyaya niye gelirler, nasıl gelirler ve neler yaparlar?” diye sorarım… Bunlar için verdiğim iki örnek vardır: “Bahar Otları ve Ulu çınarlar!..” Bahar Otları gibi olan insanlar bir mevsimliktirler; doğarlar, büyürler, yerler, içerler, mevsim sonunda hiçbir iz bırakmadan toz olur, yok olur; öldükleri gün unutulur giderler, hiç birinin bir daha esamisi dahi okunmaz!.. Ancak, bu dünyaya bir görev için geldiği bilincinde olanlar, mutlaka yaşamlarında bir eser- bir iz bırakarak giderler ve asla da unutulmazlar!.. İşte sayın Turgay’ın kitabındaki 41 Yatağanlı da, bu ‘İZ BIRAKAN’ ulu çınarlardır!.. Okumadıysanız, mutlaka Kütüphanelerimizden bulunuz ve okuyunuz; sizin de bir sürü anılarınızın yeniden canlandığını yürekten hissedeceksiniz!..
Teşekkürler Turgay Mutlu; eline ve beynine sağlık, üretmeye hiç ara vermeden devam değerli kardeşim…