“OĞLUM MERNUŞ SEN OTOBÜSÜ KAÇIRMIŞ BİR MİLLETİN ÇOCUĞUSUN”

“OĞLUM MERNUŞ SEN OTOBÜSÜ KAÇIRMIŞ BİR MİLLETİN ÇOCUĞUSUN”

 

Bedri Rahmi’nin ;

“Oğlum mernuş

Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun “

Demesinin üzerinden yarım asrı geçen bir süre geçmesine rağmen hâlâ otobüsü yakalayabilmiş değiliz.

Daha da tersine,her geçen gün,  bir öncekini aratır nitelikte.

Avrupa’da yaşayan birine, gençlik yıllarına tekrar dönmek isteyip istemediği sorulsa, çoğunluğu “evet “der ama bizde maalesef, bu dönem çile doldurma dönemi olarak görüldüğünden, bir çoğumuz; “Aman ,Allah korusun”diye cevap verir.

Son zamanlarda ,X,Y,Z kuşağı olarak kodlanıyor ya nesiller, biz  Türkiye koşullarına göre, emekliler, çalışanlar ve çocukları olarak kodlarsak daha doğru olur gibi görünüyor aslında.

Emeklilerin hal-i pür melali ortada. Bugün  AKP iktidarının belki de en çok örselediği kesim emekliler.

En düşük emekli maaşı 23 bin 500 TL. Kirada  oturan bir emekli için bu para geçinilmesi imkansız bir miktar.Memurla işçi emeklisi için durum bir nebze daha iyi olsa da, tüm emeklilerimizin geleceği, fitili ateşlenmiş bir bomba niteliğinde.

TÜİK’in açıkladığı enflasyon ile aylığına zam alan, ancak gerçek enflasyon  ile harcama yapmak zorunda bırakılan milyonlarca emeklinin ikbali, ya da geçim ömrü, ya da bu fitilin bombaya ulaşma ömrü diyelim,bu iki makas aralığına sıkışmış kalmış durumda.

 Z kuşağı, diye adlandırdığımız, yeni nesil gençlerimizin durumu, emeklilerimizden aşağı kalır değil .

Çünkü asıl gelecekleri çalınan onlar. Şu an bununla yüzleşmek zorunda kalmasalar dahi, ileride illa ki yüzleşecekler.

Her İl’e bir üniversite, her ilçe’ye bir fakülte plansızlığı ile oluşturulan milyonlarca üniversite mezunu gencimiz, maalesef ya zincir marketlerin kasiyeri olarak ya da bir restoran’da garson olarak buldukları işe fit olacak duruma gelmiş haldeler.

Ev genci diye bir tabir türedi AKP döneminde. Okulundan mezun olmuş ama atanamamış, iş bulamamış, evde anasının, babasının eline bakan, evlenme ya da yuva kurma imkanı ya da hayali  olmayan bir kesim yaratıldı

Tabi ki,AKP’li  imtiyaz sahibi gençleri bundan azade tutmak gerekli.

Ve  “Y” kuşağı;

Bu kadar olumsuz ekonomik koşullar altında, hem anne babasına, hem de çocuklarının durumuna hayıflanmak zorunda kalan ve çift taraflı pres altına giren kesim, bugün yükü en çok omzunda hissederek ezilen kesim.

Sonuç olarak; AKP  iktidarı nasıl oluyor da hâlâ %30’luk oy oranına ulaşıyor sorusunun cevabı bir saadet piraminde saklı.

En üstteki ihale alıyor

Orta kesim çoluğunu, çocuğunu bir şekilde devlet kadrolarında işe sokuyor. En alt kesim ise sosyal yardımlar ile gemisini yüzdürüyor.

Hatta, bu kesime hiç çekinmeden, diğer insanların gözlerininin içine baka baka;

“Siz AKP’liyseniz imtiyazlısınız” mesajı veriliyor.

Pandemi döneminde 65 yaş üstü eve kapatılırken yapılan, 81 ilden toplanan lebalep kongrenin, vermeye çalıştığı subliminal mesaj bugün AKP’li belediyelere veriliyor;

“AKP’liyseniz  kural ve kanunlardan muafsınız ama muhalif iseniz canınızı yakarız”

Bir çoğumuz, devletin varlığını, trafik cezası yerken, vergi öderken ya da bize parmak sallanıp haddimizi bilmemiz gerektiği söylenirken hissediyoruz, ama birileri devletin varlığını her daim arkasında hissediyor.

Devletin varlığını arkasında hisseden bir kesimin konforu bir yanda, devleti cezalandırıcı bir mekanizma olarak gören bir kesimin varlığını diğer yanda.

Sonuç olarak; ülke halkı olarak mutsuzuz, umutsuzuz, karamsarız, kaygılıyız,

geleceğimizden endişeliyiz.

24 yıl sonunda AKP’nin  karnesi budur!

YAZARIN DİĞER YAZILARI