BİLİN BAKALIM DOSTLAR, BU 'HANGİ ŞAİRİN' ŞİİRİDİR !?

 

"O kadar isterim ki seni istediğim an bulabilmeyi/ Olduğun yerden seni 'fırt' diye alıp çıkabilmeyi/ Önce çantama, sonra ceplerime, orası olmazsa kütüphaneye/ Ve ayakkabılığa bakmamayı.../ Allah'ım hiç birinde yok/ 'Nerede bu acaba, nereye koydum nereye' nidalarıyla/  Giyinik halde, kapının önünde dizlerimin üstüne çöküp/ Dün eve gelmemden itibaren/ Yaşadığım tüm adımları tek tek düşünmemeyi/ O kadar isterim, işte sevgili anahtarım!.."

He he heee... Bu muhteşem ve anlam yüklü 'manzume dizelerin' şairini bulamadınız değil mi? Ben de ilk okuduğum zaman irkilmiş, bu tamamen içten gelen (!) bütün yüce duygularla yazılmış, edebiyat ve sanat dünyasında eşi-benzeri bulunmayan dizelerin Şairini pek merak etmiştim!? Gerçi, yukarıda size aktardığım şekle sokuncaya kadar, 54 yıllık ihtiyar bir edebiyatçı yazarınız olarak epeyce zorlandım; Sosyal Medyada yazılış şeklindeki yanlış imlâ ve noktalamaları düzeltinceye kadar göbeğim de çatladı ama, olsundu!.. Çok yakında kendisinden 'kapı tokmağı, radyo anteni ve kelebek camı' hakkında da yazacağı pek değerli şiirlerini merakla bekliyoruz efendim...

Sizleri daha çok merak içinde kıvrandırmadan açıklayayım; yukarıdaki bu yeni versiyon şiir dizeleri, bizim çok saygıdeğer Diyanet İşleri Başkanımız 'Prof. Dr. Ali Erbaş' büyüğümüzün evli ve üç çocuklu kızı, sayın "Feyza Erbaş" hanımefendiye aittir!.. Lüks içindeki yaşamlarına uygun şekilde kullandıkları 'Lüks Arabasının' anahtarı üzerine yazılmış, "Sevgili Anahtarım" isimli muazzam (!) şiirdir!.. Daha önce de bu kardeşimiz üç çocuğu için; "Çocuklarımın en büyüğünü tam 13 defa yurt dışına gezmeye götürdüm, ortancayı 'Pandemi Nedeniyle' iki defa, ama en küçüğünü, Euro'nun çok yükselmiş olması yüzünden hiç götüremedim, işte buna pek canım sıkılıyor!.." açıklamalarıyla tanımıştık, hatırladınız mı? Ben 73 yaşımda, 29 yıllık memur emeklisi iken, İlimiz Muğla'dan komşusu Aydın'a, Antalya'ya bir defacık gezmeye gidemiyorum, bunlar üç-beş yaşındaki çocuklarını Yurt Dışına götüremediklerinden yakınıyorlar, şu aynı ülkedeki yaşam farklarımızı görüyor musunuz!?

Şimdi bu 'şiir gibi şey' sosyal medyada yayımlanıp, kamuoyunda patlayınca, ülkemizin ünlü ve merhum şairlerinden Yahya Kemal, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Cahit Sıtkı Tarancı... gibi şairlerimize sıkıntılar basıp, yattıkları mezarlarında şöööyyle bir döndüler mi acaba !? Ya Muğla Şairimiz sayın İbrahim Ergin ile bizim Yatağanlı Sadettin Özbek bu dizeleri okuyunca neler yaptılar acaba? Hemen bu dizeleri not alıp, arşivlerine koymayı mı koştular, yoksa kendilerini bir denizin en derin yerine atmak için uygun 'falezler' mi aradılar ki !?

Neyse... Biz yine sanatta yeni versiyon bu şiirin derin anlamlar içeren mısralarına dönelim: Ne diyordu şairimiz Feyza Hanım; "Olduğun yerden seni 'fırt' diye alıp çıkabilmeyi/ Giyinik halde kapının önünde dizlerimin üstüne çöküp..."  Ba ba baaa.... Şu dizelerde Güzel Türkçe dilimizi nasıl kullandığını gördünüz mü!? Şu harika sözcüklerimizi şiirinin inşasında öyle kullanıyordu ki, en maharetli duvar ustası bile yanında halt etmiş duruma düşüyordu!.. Bir kere o "Fırt" sözcüğü oraya pek yakışmış... Yani, yanlışlıkla "HIRT" da yazabilirdi ama yazmamış, görüyorsunuz işte çok dikkatli, dilimize epeyce hâkim ve titiz bir şairimiz!.. Bir de; "Giyinik halde kapının önünde..." diyor; ne kadar dürüst, namuslu, nerede ve nasıl davranması gerektiğini bilen bir kardeşimiz!.. Maazallah bunu orada belirtmese idi, birçok art niyetli kişiler, oraya 'çıplak halde' çıktığını filân da düşünebilirlerdi, ama buna hiç fırsat ve imkân tanımamış, görüyorsunuz değil mi maharetini !?

Bendeniz -haddim olmayarak- birçok yazımın sonunda, konuyla ilgili bulduğum bazı şiirleri yazarak yazımı bitiririm, biliyorsunuz... Ama bugün, böyle bir şairin, böyle yeni versiyon bir şiiri yanında, hangi şairin bir şiirini yazsam yakışık almazdı, onun için bugün size şiir filân yazmıyorum, yukarıdaki dizeler üzerinde yatıp-kalkıp düşününüz, sonra da ne anladığınızı -kafayı yemek üzere olan- bana da lütfen yazınız, olur mu !?                    Sakin KOŞAR...

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI