ŞU 'MUHALEFET PARTİLERİ' AKILLANMADILAR GİTTİ !?


Erzincan-İliç İlçesi'ndeki altın madenindeki facia sonrasında 9 işçi kayan 10 milyon ton zehirli çamurun altında kalmış, zehirli akıntıların yağmur suları ile 'Fırat Nehrine' doğru akmakta olduğu haberi koca bir çığ gibi tepemize düşmüştü ya? Sayın Cumhurbaşkanı bu vahim olay sırasında bile 'BAE ve Mısır Gezisini' iptal etmemiş; Çevre, İklim ve Şehircilik Bakanı sayın Mehmet Özhaseki ortalıktan kayboluvermişti ya? Bu altın çıkaran şirketle birçok anlaşmalar imzalayan eski Çevre, İklim ve Şehircilik Bakanı sayın Murat Kurum, gazetecilerin kendisine sordukları sorulardan köşe-bucak kaçmıştı da, olay yerine sadece İçişleri ve Çalışma Bakanları ziyaret etmişti ya?

İşte bütün bu hengâme arasında hiçbir şey olmamış gibi bu konuya değinmek yerine, seçim çalışmalarına kaldığı yerden devam ederken, Hatay ve Ordu'da kendilerine oy verilmezse, devletten hizmet alamayacaklarını, doğal gazı rüyalarında bile göremeyeceklerini söylemişti ya? Aday çıkarma işlerini bitiren muhalefet partileri, tam bu konu üzerinde konuşmaya başlayınca, birden sayın Cumhurbaşkanı her nedense 'Emeklileri' hatırlamış, Bayram İkramiyelerini '3 Bin TL'ye çıkardığını söylemiş, Erzincan-İliç faciasını hemen unutan muhalefet, tıpkı 'Bremen Mızıkacıları' gibi hep bir ağızdan bu paranın çok az olduğunu, emeklilere en az 5 ile 10 Bin TL verilmesi, hatta bazılarının bir asgari ücret kadar (17.002 TL) para ödenmesini hararetle tartışmaya başlamışlardı ya, bunları hatırladınız mı? İyi...

Bütün işleri-güçleri, iktidar yöneticileri ne derlerse, ne yaparlarsa onları eleştirmeyi muhalefet sanan salın Liderler, ülke insanının esas dertleriyle uğraşmayı bir türlü öğrenemediler!.. Gidin Hastanelere de, randevular ve ameliyat günleri kaçar ay sonraya veriliyor, hangi ilâçlar bulunamaz oldu, Eczacılar ne sıkıntılar çekiyorlar, bir gidin de onları dinleyiniz!.. Köyleri geziniz, mazot-gübre-tohum fiyatları yüzünden bu yıl ne kadar arazi boş bırakılmış, üreticiler ürün paralarını alabilmişler mi, kredi borçlarını ödeyebilmişler mi bir öğreniniz!.. İki yılda tam 750 Bin Üniversite öğrencimiz okulu bırakmak zorunda kalmış, neden bu duruma düşmüşler, aileleriyle bir görüşünüz!.. Okullara gidip, eğitim-öğretim durumumuzun ne hallere düşürüldüğünü yerinde görünüz!.. Sanayi sitelerini geziniz, esnafın ne hallere düşmüş olduğunu orada gözleyin, çaresiz esnafı bir dinleyiniz!.. Mahkemeleri geziniz, neden bu kadar aile boşanıyor, kendilerinden ve Avukatlarından bir sorunuz!.. Ev sahibi-Kiracı kavgalarının sebeplerini araştırınız!.. İcra Dairelerini dolaşınız, patlama noktasına gelen borçlu sayısının neden arttığını araştırınız!..

Ülkemizin esas dertleri bunlar, siz bunlarla uğraşacağınıza, lüks Genel Merkezlerinizde akşama kadar oturup, İktidar mensupları 'ne dedi, ne yaptı' diye Gazete-TV haberlerine bakarak muhalefet yapıyorsunuz, bu kolaycılık size oy getirmediği için de, sizler yıllardır muhalefettesiniz ya, hiç olmazsa bunu anlayınız artık!.. Sokağa çıkmadan, halka dokunmadan, büyük sorunlar için heyecanlı mitingler yapmadan oy potansiyeliniz artar mı!?

Biz 'Emeklilere' gelince de; artık bizler çocukların baba ve dedelerinden harçlık dilenir gibi; yok Bayram İkramiyesi, yok Enflasyon Farkı, yok Teminindeki Güçlük Zammı, yok Tatil Yardımı... gibi başıbozuk, sistemsiz, bir kişinin o günkü keyfine kalmış ücretler istemiyoruz!.. Devlet bizden vergisini alırken, elektrik-su-telefon-doğalgaz parasını tahsil ederken nasıl bir sistemle paralarını çatır çatır alıyorsa; biz de aylık maaşlarımızı adam gibi, sistemli, günün koşullarına uygun şekilde, sanki bize bahşiş veriyormuş gibi değil, hakkımız olan sistemli ve resmi olarak ödenmesini istiyoruz!.. Yıllardan beri siyasi partilerin oyuncağı olduk, her seçimde bizim aylık maaşlarımız adeta bir 'açık arttırmaya' çıkıyor, kim daha fazla vaatte bulunursa, biz onun arkasına takılmak zorunda bırakılıyoruz!.. Her ciddi ülkenin bütçesi, enflasyonu belli ise, bizim alacağımız ücret de buna bağlı olarak otomatik şekilde ödenmesi gerekmez mi!? Yeni yıl gireli daha iki ay oldu, şu gazetelere bir bakınız, kaç tane 'Emekli Maaşı- Emekli İkramiyesi' haberi çıkmış bir görünüz!.. Bu ülkenin tek haber kaynağı, tek eğlencesi biz Emekliler miyiz yahu!?

Bir şiirinde ne diyordu Neyzen Tevfik: "Şifadır dedin, zehir tattırdın/ Gençliğin okunu boşa attırdın/ Körlerin yurdunda AYNA sattırdın/ Çıkmaz sokaklara daldırdın felek!.." diyordu değil mi? Biz Emeklilere de aynen öyle davranıyorsunuz, yeter artık!..           Sakin KOŞAR...

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI